
Apollo 12 Ay Modülü
Dün Amsterdam Müzesindeki ay taşının sahte olması haberinden sonra böyle bir yazı yazma ihtiyacı duydum. Burada Ay’a inilmedi dedikten sonra kullandıkları kanıtları cevaplarıyla birlikte sunacağım. Biraz da gelecekte Ay’a gönderilmesi planlanan uydulardan bahsedeceğim.

Apollo 15'in Ay yüzüne bıraktığı retroreflektör
Ay’a gidildiğinin kesin kanıtı ayda bulunan retroreflektörlerdir. Apollo 11, 14 ve 15 ile ay yüzeyine bu mekanizmalardan üç adet bırakılmıştır. Bu mekanizma aslında basitçe iç içe aynalardan oluşan bir aynadır. Dünya’dan gönderilen lazer ışınlarıyla Dünya ile Ay arasındaki mesafeyi milimetrik bir hata payıyla ölçülebilmektedir. Bu uzun vadeli deney sonucu Ay’ın her sene 38 mm uzaklaştığı, Ay’ın çekirdeğinin tüm uydunun %20′si boyutlarında ve sıvı olduğu gibi bilgiler de edinilmiştir (bkz. Lunar Laser Ranging Experiment). Resimde görünen mekanizma insan eli olmadan kurulamayan bir mekanizmadır. SSCB’nin de iki tane retroreflektör çalışması vardır. Amerikan insanlı görevlerinden farklı olarak gezici bir robot üzerine ufak bir retroreflektör yerleştirilmiştir. Ay’daki konumunun belirsizliği yüzünden bu retroreflektörden 1971′den beri sonuç alınmamıştır.


Apollo Programı Arması
NASA’nın Ay çalışmaları Kennedy’nin ünlü 25 Mayıs 1961 kongre konuşmasıyla başlamıştır diyebiliriz. Bu ünlü konuşmada başkan Amerikan halkına ve bu başarıyı sağlayacak olanlara meydan okumuş ve 1970′lere kadar zaman tanımıştır (Bugün ülkemizde ufak bir metro çalışmasının sonlanması için bile bundan daha uzun süreler söylenmesi de işin ciddiye alınmadığını gösteriyor). Kennedy’nin suikastiyle birlikte başkanın bu konuşması bir vasiyet olarak da görülmüş ve Ay çalışmalarına hız verilmiştir. Öyle ki NASA’nın uzay çalışmalarındaki göreve bağlı ilk can kaybı Apollo 1′in denemelerinde gerçekleşmiş ve Gus Grissom, Ed White ve Roger Chaffee kapsülde yanarak can vermişlerdir. Bu kaza soruşturmalara neden olmuş ve NASA’nın Ay görevini gerçekleştirebilmesi için yeni bir tasarım kullanmasına neden olmuştur.

ASTP (Apollo-Soyuz Test Project) Arması
Apollo görevlerinden ve araçtan da biraz bahsettikten sonra komplo teorilerine döneceğim, unutmadım. Apollo görevleri uzay çağında hem bir çağı başlatmış hem de bir çağı kapatmıştır. Basit yörünge görevlerinden, karışık işlemler yapılan hatta tamir amaçlı uzay yürüyüşlerini de başlatan; mekikten önce de ABD’nin uzaya gönderdiği son araç da Apollo görevlerinde kullanılan Kumanda Modülüydü. Son
görev için Apollo 18 adı da kullanılmaktadır. ASTP (Apollo-Soyuz Test Project) görevi 1981 yılında soğuk savaş devam ederken uzayda Rus Soyuz aracı ile Apollo Komuta Modülü’nün birbirine kenetlenmesi görevidir. 3 kişilik Amerikan, 2 kişilik Rus ekibi yaklaşık olarak 2 gün boyunca kenetli halde kalmış, bu görev esnasında bir cüce gezegen de keşfedilmiştir. Bu görevden planlanırken mekiğin denemeleri de devam etmekte, bu görevden sonra da bir sonraki insanlı görev mekikle olmuştur.

Apollo Komuta Modülü, Ay Yörüngesinde

Apollo 16 Ay Modülü
Apollo 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 insansız deneme uçuşları; Apollo 7, 8, 9 ve 10 Ay’a gitmeden önce Dünya ve Ay yörüngesinde çeşitli insanlı denemeler; Apollo 11, 12, 14, 15, 16 ve 17 Ay’a başarıyla gidip gelen insanlı görevlerdir. Apollo 13 ise başarılı başarısız görevdir. Başarısızlık Ay’a varılamaması, başarı ise mürettebatın Dünya’ya geri döndürülebilmesidir. ASTP görevini Apollo 18 saymazsak; Apollo 18, 19, 20 ve 21 görevleri maddi yetersizliklerden dolayı iptal edilmiş ve uzaya gönderilmeye hazır olan araçlar laboratuvarlara çevrilip uzaya gönderilmiştir. Toplamda sadece 12 insan Ay yüzeyinde yürüyebilmiştir. Genellikle bilinmeyen bir konu ise Ay Modülünün, Komuta Modülünden önce yörüngede beklemesidir. İnsanoğlu tarafından yapılmış olan en güçlü icat olan Saturn IV roketi sadece Komuta Modülünü taşır. Ay Modülü ile yörüngede kenetlendikten sonra Ay yolculuğu başlar. 3 Astronottan biri Komuta Modülünde Ay’ın yörüngesinde kalırken iki astronot Ay Modülü ile iniş gerçekleştirir.
Komplo Teorileri
Aslında pek çok teori olmasına rağmen ben sadece birkaçına burada yer vereceğim. Burada yer vermediğim komplo teorilerinin bir kısmına buradan ulaşabilirsiniz.
Bayrak Dikildikten Sonra Bayrağın Dalgalanması
Ay’ın atmosferi olmadığı için bayrak dikildikten sonra bayrağın dalgalanmaması gerekir. Burada görüldüğü gibi bayrak dikildikten sonra bir dalgalanma yoktur. Ayrıca bayrak dikildiği sırada oluşan dalgalanma da burada açıklanmış.
Fotoğraflarda Yıldız Gözükmemesi
Uzayda Güneş’in etkisi Dünya’da olduğundan çok daha fazladır. Bu etkiyi astronotları rahatsız etmeyecek hale getirmek için camlar filtrelidir. Ay’ın yüzey yapısı yüzünden de Ay Güneş ışığını yansıtmaktadır. Bu yansıtma fotoğrafların fazla aydınlık olmasına neden olduğundan fotoğraf makineleri daha karanlık fotoğraflar çekmektedir. Ay üzerinde yürüyen astronotlar bile (örn. Buzz Aldrin) tüm görev boyunca hiç yıldız görmediklerini bile söylemişlerdir.
Daha Sonra Tekrar Ay’a Gidilmemesi
En saçma teorilerdendir. Ay görevi zamanında NASA 30 milyar dolar bütçe ayırmıştır. Tabii bu milyar dolar o zamanın parasına göre 7 kat daha değerlidir. NASA’nın tekrar Ay’a insanlı görev projesi vardır. İlk görevler Ay’ın keşfi için yapılmış olarak kabul edilse de gelecekte yapılacak olan görevlerin asıl amacı Ay’ın kolonileştirilmesidir.
Teknolojik Yetersizlikler
Ay’a gidilmeden önce Dünya yörüngesinde sadece Apollo programında 10 test yapılmıştır. Daha önceki programlarda da Ay görevlerinde kullanılacak olan teknolojiler test edilmiştir. Ay’a gidip gelmek problem değildir. İnsanlı ve insansız olarak defalarca gerçekleştirilmiştir. Fakat Ay görevleri kusursuz değildir. Apollo 11 görevi kolaylıkla başarısızlıkla sonuçlanabilirdi.
History Channel’ın 29 Mayıs 2007 tarihinde yayınlamaya başladığı “The Universe” belgeselinden bahsedeceğim. Evet eski bir dizi. Tüm bölümleri dvd olarak satışta. Belki torrent sitelerinde tüm bölümler vardır. Benim yeni keşfetme nedenimse biraz daha uzun. İsterseniz benim bu seriyi keşfimle başlayalım sonra konusundan, içeriğinden ve bölümlerinden bahsedeyim. Böylece hem isteyen istediği yerden başlasın hem de ben rahat rahat konumu saptıra saptıra yazayım.
İki üç gündür internette GPS sisteminin 2010 yılında çökebileceği konuşuluyordu. Aslında böyle bir durum yok. Olay tamamen habercilikten anlamayan basın yüzünden bu hallere geldi. İşin aslı 2010 yılında %5, 2011 yılında %20lik performans düşüşleri. Bunun nedeni de uydu sayısı ve bakım sorunları. İşin detayına giriyorum. GPS sisteminin çalışabilmesi için 24’ten fazla uydu bulunması gerekiyor. Bu sayı 24’ün altına düştüğünde sistemde sorunlar oluşuyor. Fakat şu an sayı 31. Yani herhangi bir sorun yok. 12 tane gönderilmeye hazırlanan, 36 tane de plan aşamasında olan uydu var. Tabii bunlar sadece Amerikan GPS uydu sayıları değil. Asıl kullanılan sistem Amerikan Ordusu tarafından kontrol edilen uydulardan oluşuyor. Amerikan Ordusu’nun yeni GPS uyduları gönderme planları var. Büyük gecikmeler ve bütçe aşımları olduğu doğru ancak bunlar hiçbir şekilde sizin GPS kullanımınızı etkilemiyor. Amerikan Ordusundan gelen açıklamalar da (ilginçtir bu açıklamalar Twitter üzerinden olmuş) yeni uydu planlarını doğrular yönde. 1995’ten beri performans sorunları yaşamayan bir sistem mevcut. Bir yenileme yapılır mı onu bilemiyorum.