Julie & Julia
Julie & Julia aslında bir biyografi. Julia Child, Amerikalılara Fransız mutfağını sevdiren ve öğreten bir yazar/aşçı. Film de Julie & Julia isimli kitaptan yola çıkılarak çekilmiş. Bu kitap da Julie Powell 2002 yılında Julia Child’ın tariflerini yapmaya başlıyor. Tabii bunları blogluyor. Blog belirli bir popülariteye ulaşınca Julie & Julia isimli kitabı yazıyor. Daha sonra da kitabın filmi çekiliyor. Böylece filmde iki gerçek hikaye anlatılmış oluyor. Hem Julia Child’ın Fransa macerası, kitabının yazım aşaması; hem de Julie Powell’ın 365 günde Julia Child’ın yemek tarifi kitabını bitirme çabası. Açıkçası ilginç bir film olmuş. Yer yer komik kısımları da var. Tabii film temel olarak yemek üzerine olunca karnınızın acıktığını hissedebilirsiniz. Meryl Streep’in ses tonu hariç (Julia Child’a benzetmeye çalışmış) film fena değil. Keyifle izlenebilir. Süresi de 120 dakikaya yakın. Böylece hem birden bitmiyor hem de çok fazla sıkmıyor. Birinci tavsiyem değil ama izleyecek daha iyi bir şey yoksa izlenebilir.
The Twilight Saga: New Moon
Ben filmleri genellikle evimin rahatlığında izlemeyi tercih ediyorum. Tabii böyle olunca filmlerin çoğunu zamanından oldukça geç seyredebiliyorum. Bazı filmler için bu pek sorun olmuyor ama bazı filmleri beklememek daha iyi oluyor. Örneğin bu filmi izlemek için acele etmeye gerek yokmuş. İlk filmi izlemedim, kitabı da okumadım (ilk kitabı yavaş yavaş okuyorum). Konuya zaten gereğinden fazla aşina olduğumu düşünüyorum. Aşk ögeleri daha öne çıkmış bir vampir filmine ihtiyacım yok. Açıkçası genel olarak görülen kitap filmleri seviyesinde bir film olmuş (nerede o LotR serisi). Film de aksiyon da yok. Türk filmi seviyesinde romantizm var. Ya benim bu filmlerden beklentim çok yüksekti (hiçbir beklentim olduğunu zannetmiyorum) ya da film gerçekten kötüydü. Sinemadan anlamayanlara bu film müthiş geliyor olabilir. Kafanızı kumdan çıkartın diyorum o zaman. Bence izleyip zaman kaybetmeyin. Tabii ben bu filmi izledikten sonra ilk filmi izleme zorunluluğuna da girdim diyebilirim. Büyük bir olasılıkla bunun altında da ilk film olacak.
The Hitchhiker’s Guide to the Galaxy
Yukarıda ön gördüğüm olay gerçekleşmedi. Twilight’a ulaşamadığım için başka bir film izledim. Her ne kadar bu film de standartların altında olsa da New Moon’dan iyidir. Yakın bir zamanda Otostopçunun Galaksi Rehberi’ni okumuştum. Zaten bu filmi de daha önce izlemiştim. İlk izlediğimde kitabı okumamıştım, o yüzden film güzel gibi gelmişti. Tabii şimdi kitabı okuduktan sonra filmi izleyince beklediğimi bulamadım (ilginç bir şekilde bu yazıdaki tüm filmler kitap filmleri). Otostopçunun Galaksi Rehberi, tek bir film haline getirilemeyecek kadar detaylı ve uzun bir kitap. Tek bir film olarak çekmek için doğal olarak senaryoda kesintiler olacak. Kitabı bilmeyenler için filmde fark edilebilecek bir eksiklik yok ama kitabı okuyanlar bariz olarak büyük eksiklikler fark edecektir. Kısaca başlangıcın ve sonun farklı olduğunu söyleyebilirim. Kitabın yazarı Douglas Adams kitabı sinemaya uyarlamaya çalışırken vefat ettiği için kendisi senaryoyu tamamlayamadı. Belki de bu yüzden kitabın hayranları aradığını bu filmde bulamayabilir. Filmde rehber görüntüleri çok eğlenceli olmuş. Daha önce de izlememe rağmen aklımda kalmamış. Ben rehberi Kindle tarzı bir şey gibi ciddi bir şey düşünürken, renkli, hareketli cıvıl cıvıl bir rehber gösterilmiş.