W.
Bu film George W. Bush Jr.’ı anlatıyor. İndirirken komedi filmi sanıp öyle indirmiştim. Film aslında bir açıdan George W. Bush Jr.’ın biyografasi sayılabilir (Bundan sonra kısa W. diyeceğim, filmin adı ile karıştırılmasın). Filmde W. gençliğinden başlanarak anlatılmış. Son zamanlarından daha çok siyasete giriş aşamalarına değinilmiş. Gençken gayet de hızlı yaşayan W., geçirdiği kalp kriziden sonra tutucu bir hale gelmiş. Sıkıcı içiciymiş. Jack Daniels seviyormuş. Kanım ısındı biraz. Irak savaşı konusunda W.’yu haklı göstermişler. Bu konuda pek konuşmak istemiyorum. Çok tartışılabilir bir mevzuu çünkü. 2 saatlik bir film. W.’yu seviyorsanız izleyin derim. W.’yu biraz daha iyi tanımak istiyorsanız da izleyebilirsiniz ancak icraatlarını beğenmiyorsanız filme çok küfür edebilirsiniz. Ortalama kalitede fakat izlemesi çok sıkmayan bir film.
The International
Bazı oyuncuların oynadığı filmler beni hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmıyor. Clive Owen bu oyunculardan biri. Genellikle aksiyon içeren filmlerde oynuyor. İngiliz aksanı da var. Bu özellikler iyi oyunculukla da birleşince güzel filmler ortaya çıkıyor. Jason Statham gibi Clive Owen’ın da sıkı takipçisiyim diyebilirim. Bu film de senaryo olarak abartılmaması gereken orta ayarlı bir aksiyon filmi. Mekan olarak dünyanın çeşitli yerlerinde geçmesinin dışında pek bir özelliği yok. Aksiyon sahneleri de kısa. Filmin Türkiye’de de geçiyor. Nedense Türkiye’de geçen filmlerde Türkiye kısımları ilgimi geçiyor. Sanırım doğru mu göstermişler bunu görmek istiyorum. Haluk Bilginer de oynuyor. Genel olarak yabancı filmlerde İngilizce konuşan Türkler doğru düzgün konuşmazlar. Haluk Bilgiler, adam gibi İngilizce konuşmuş. Takdir ettim. Sanırım bilmeyenler yamuk yumuk konuşuyor. Aksiyon özelliği ortalama olan bir film. Zaman öldürmek için veya Clive Owen etkisi için izlenebilir. Fakat çok fazla aksiyon beklemeyin.
Ghosts of Girlfriends Past
Bu sıralar nedense New York modasında bulunan kişileri içeren filmler, diziler çekiliyor anlamıyorum. Modadan uzak olduğum için böyle düşünüyor da olabilirim. Aslında bu film tema olarak moda piyasasını da kullanmıyor. Bu yüzden o filmlerden (örn. Devil Wears Prada) daha farklı bir yerde. Fakat onun yerine klasik bir one night standden aşık olmaya dönme konusu işlenmiş. Bu konuda yeteri kadar Vince Vaughn filmi var. Değişiklik olarak aklını başına getirmek için hayalet açılımı yapılmış. Filmde birkaç taktik (!) de veriliyor, artık ne kadar işe yarar bilemiyorum. Flashbacklerde 80′lere dönülmesi kısa süreli bir eğlence sağlıyor. Film uzun değil, eğlenceli ve izlemesi kolay. Cinsel içerikli bir sahne falan da yok. Öyle ilişki bozacak cinsten mesaj da vermiyor. Gönül rahatlığıyla izleyebilirsiniz.
Anvil: The Story Of Anvil
Bu bir film değil metal (hard rock da denilebilir) belgeseli aslında. Bu girişten sonra hala okumaya devam ediyorsanız diyeceğim ilk şey bu belgeseli izlemeniz olacak. Burada pek çok filmi yorumladım ama pek azını izleyin demişimdir. Bu sıradan bir film değil. Rock yolunda genellikle başarılı olanları görüyoruz. Anvil başarılı olamayanlardan. Rock’ı tercih etmenin, hayatlarını buna adamanın ne demek olduğunu görüyoruz filmde. Dışarıdan güzel gözüken dünyanın gerçekte ne olduğunu gösteriyor film bizlere. Metallica’nın Some Kind of Monster’ı gibi değil. SKoM bu filmin yanında çok basit ve yapmacık kalıyor. Sadece müzik için işin içinde bulunan adamlar işlerini kesinlikle çok daha ciddiye alıyorlar. Bu filmi gerçekten tavsiye ediyorum. Ayrıca Anvil’i beğenebilirsiniz. Gerçekten müziklerini çalmayın bu adamların. Albüm alın, çünkü grubun ruhunu yaşatmak için destek olmak gerekiyor. İzleyin, izlettirin. Müzisyen olmak isteyen arkadaşlarınız varsa bu filmle sektörün gerçek yüzünü de gösterebilirsiniz.