Daha önce burada Blog Action Day‘den bahsetmiştim. Kendimi tekrarlamamın bir anlamı yok. Direkt olarak küresel ısınmanın bizi nasıl etkileyeceğine geçeceğim.
Şarap Yok
Küresel ısınmayla birlikte şarap için uygun sıcaklıkta olan bölgeler kutuplara doğru yaklaşacak. Bu da demek oluyor ki Fransa ve Türkiye’de şarap üretilemeyecek. Daha kuzey ülkelerinde üretilen üzümlerden şarap üretilecek.
Baseball Yok
Belki bu sizi pek etkilemeyebilir ama yine de ilginç bir etki. Baseball sopasının yapıldığı dişbudak ağacının geleceği hem böcekler hem de küresel ısınma yüzünden tehlike altında.
Kayak Tatilleri Yok
Kayak merkezleri sıcak iklim yüzünden genelde kapandıkları tarihten daha erken kapandılar. Bazıları aktif oldukları sürenin 3′te 1′ini kapalı geçirdi.
Kayak Yarışmaları Yok
Geçen seneki sıcak hava dalgası Uluslararası Kayak Federasyonunun Alplerdeki yarışmaları iptal ederek Avusturya, Sölden’e taşınmasına neden oldu. Kayakçılar yıl boyunca çalışmak için uygun yer bulmakta zorlandı. Oyunun geleceği pek parlak değil.
Tropik Ada Tatilleri Yok
Endonezya çevre bakanı yükselen su seviyeleri yüzünden 2030′a kadar 2000 adanın su altında kalmasını beklediklerini açıkladı.
Somon Yok
Zaten iklim yüzünden somonların %40′ı kayboldu. Sıcak iklimler 2090′a kadar bu canlıların yaşam alanlarının %41′ini de yok edecek.
Patates Kızartması Yok
Sıcak havalar patates ve yer fıstığının yaban akrabalarını öldürerek bu bitkilerin gerekli genetik çeşitliliğe erişemeyerek kuraklığa ve zararlı canlılara karşı dayanıklılığını azaltıyor.
Sinek Çok
Sinekler hendeklerde ve çamurda yaşamayı severler. Yüksek sıcaklığı getirdiği kurak dönemlerde bu pislik yuvaları bu hayvanlar için önemli bir su kaynağı haline geliyor. Ayrıca sinek sayısının artması yan türlerin sayılarını da azaltacak.
Kurbağa Yok
Sinek sayısının artmasına rağmen kurbağa nüfusunu tehdit eden kurbağa mantarı sıcak havalarla birlikte daha dayanıklı hale gelip daha kolay yayılıyor. Orta ve Güney Amerika’da bilinen 110 türün 3′te 2′si bu mantar yüzünden nesli tükendi.
Koala Yok
Karbondioksit oranlarının artması okaliptüs ağaçlarını öldürüyor. Koalalar sadece okaliptüsle beslendikleri için hem yeteri kadar beslenemiyorlar hem de var olan okaliptüslerin de besin değeri daha düşük oluyor.
Kedi Çok
Sıcak iklimler kedilerin üreme süresini ilkbaharın da ötesine taşıyor. Daha fazla yavrulayan kediler fazla yavrulara bakamadıklarından bir yandan ölümleri artarken bir yandan da sokak kedisi sayısında bir artış olacak.
Kuş Yok
Küresel ısınma nedeniyle Avrupa’da kuşların 3′te 1′i, Avusturalya’da ise kuşların %72′sinin nesli tükenebilir.
Akdeniz’de Hayat Yok
Hızlı buharlaşma ve yükselen sıcaklıklar Akdeniz’i daha tuzlu bir deniz haline getiriyor. Artan tuz oranı ise Akdeniz’de yaşayan canlıları tehdit ediyor. Akdeniz’in ölmesi işten bile değil.
İnsan Yok
Her yıl 150,000 kişi iklim değişikliğine bağlı sebeplerden ölüyor. Küresel ısınmanın etkisiyle insanlarda kalp krizi, güneş geçmesi, güneş çarpması, deri kanseri, felç, boğulma, alerji, astım, sıtma, dengue ateşi, lyme artriti ve viral enfeksiyonlarda artış bekleniyor.
20 gündür Bursa’daydım. Artık dönme zamanı gelmişti. Pek dışarı da çıkmadım orada zaten. Gözlem falan yapamadım ama daha önceki bildiklerimden de yola çıkarak Bursa’nın tutucu bir şehir olduğunu rahatça söyleyebilirim. Yeni nesilde bu akım sürmeyecek gibi görünse de hiç belli olmaz. Başarılı mahalle baskısıyla harikalar (!) yaratılabilir. Modernleşse de tüketim çılgınlığına katılsa da gençlerde sert değişimler olabilir. Fakat çok fazla bir şey olacağını zannetmiyorum. Artık aktivist tavırlar pek sergilenmiyor. Herkes sevgili peşine takılmış, dünyayı takan yok. O yüzden bu gençlerin pek bir taraflara çekileceklerini sanmıyorum. Sadece vasıfsız iş gücü olarak hayatlarına devam edecekler. Gördüğüm kadarıyla pek çoğu da eğitim hayatlarında istedikleri başarıyı elde edemiyor. Çalışmayıp gezerseniz olmaz tabii ki kuzum! Neyse ben asıl konuma döneyim. Bursa ile ilgili uzun bir yazı yazmaktan böylece kurtulmuş oldum.
Ülke içi yolculuklarda kara yolunu tercih ediyorum. Kendi otomobilimiz yok. Bu yüzden otobüs firmalarına bağımlı durumdayım. Her ne kadar tren de başarılı bir alternatif olsa da sadece İstanbul’a giderken yardımcı oluyor. Yazları tatil dışında akrabaları ziyaret ettiğim düşünülürse gidebileceğim şehirler Bursa, İstanbul ve Ankara ile sınırlı. Zaten Kastamonu’dan Ankara’ya giderken karayolundan başka alternatifiniz yok. Neyse ki artık Kastamonu’da yaşamıyorum. Ankara’dan pek çok yere bir kaç alternatif var. Daha ülke içindeki yolculuklarımda uçak kullanmıyorum ama uygun durumlar olduğunda kaçırmamak gerekir. Takip etmek lazım. Bunun dışında İstanbul’a trenle gitmek oldukça iyi bir alternatif. Hem benim gideceğim yer tren istasyonuna yakın hem de hızlı trenle birlikte beş buçuk saate kadar inmiş. Tamamen hızlı trene geçildiğinde çok daha hızlı olacaktır. Umarım o günleri de görürüm. Hızlı Tren’e Eskişehir’e gitmek için binecektim fakat o gitme işi iptal olunca binemedim. Bir ara belki sıft Hızlı Tren’e binmiş olmak için Eskişehir’e gidebilirim. Ev hanımları hızlı trene binip Eskişehir’de börek yiyip geri dönüyorlarmış. Modern Sabahlar’da dedikleri gibi bir ev hanımı kadar olamadık!
Türkiye’nin en gelişmiş ulaşım yolu karayolları. Birçok yere en kolay karayoluyla ulaşılabiliyor. Hatta birçok yere sadece karayoluyla ulaşılabiliyor. Bu yüzden ülkemizde birçok otobüs firması, birçok rota ve pek çok da yol var. Ben aktif olarak 90′lardan beri otobüs ile yolculuk yaptığımdan dolayı hem sektörün gelişmesini hem de teknolojinin gelişmesini gördüm. Otobüsler konfor açısından oldukça değişti. Eskiden çift katlı otobüsler oldukça yaygındı. Biz 4′lü kısmı alırdık, ben de iki kişilik yerde uzanarak uyurdum. Geri geri gitmeyi o zaman da severdim. Televizyon yoktu o zamanlar otobüslerde. Host/Hostes kavramı da yeni yeni ortaya çıkıyordu. Bu anlattıklarım 90ların ortaları. Sular bugün olduğu gibi 1.5 litrelik şişelerden pet bardaklara konulmaz, hazır sulu 250 ml.’lik pet bardaklarda verilirdi. Bu bardaklar bana da pek çok kişiye de nedense daha samimi gelir. Belki de daha masraflı olduğu içindir. Bugünlere göre daha zor yıllardı onlar.