Elimden geldiğince farklı konularda yazı yazmaya çalışıyorum. Bazen internet sitelerinden, bazen hayatım boyunca elimin değmeyeceği cihazlardan bahsediyorum. İnanın bana en çok oyunlardan bahsetmekten zevk alıyorum. Eğer bir gün oturur da şu Hakkımda kısmını yazarsam aslında oyuncu ve oyun yazarlığı geçmişimden de haberdar olacaksınız ama başka bir günün başka bir gecesinde yazmayı umuyorum.
Eğer oyuncuysanız (oyuncu olmayan çok ufak bir kesim var. evet gerçekten var) mutlaka Half-Life ismini duymuşsunuzdur. FPS adını verdiğimiz First Person Shooter yani oynadığınız karakteri birincil kişi açısından yönettiğiniz aksiyon oyunları adına Half-Life çok önemlidir. Evet ilk FPS değildir ama çıktığı dönemde onun gibi grafikler, onun gibi senaryo hiçbir oyunda olmadığından aslında oldukça önemli bir mihenk taşıdır. Hele daha sonra üzerine geliştirilen modlar ile (Counter Strike benim ve başka birçok kişinin gençliğini yedi) oldukça uzun bir süre oynandı ve gündemde kaldı. Half-Life’ın geliştiricisi Valve daha sonra oyunun ikincisini yaptı. Bunu basılı materyaller dışında internetten de satışa sunacaklarını duyurdular ve Steam platformu böylece doğdu. Aslında başta Valve’ın daha ucuza satıp daha çok kar etmesini sağlayan bir platformdu. Ancak geçen yıllarda oyunculuğun değişmesiyle doğal olarak platform da değişti.