İstanbul

Bu yazıda İstanbul ile görüşlerimi aktarmayacağım. İstanbul’un güzelliklerinden, sıcağından falan bahsetmeyeceğim. Son zamanlarda başıma gelenlerden, yazı yazmama nedenlerimden yolculuklarımdan bahsedeceğim. Resimsiz, madde madde yazacağım. Başlıyorum:

  • Bursa’dan ayrıldığımdan beri doğru düzgün yazı yazamıyorum. İki haftayı geçmedi Bursa’yı bırakalı. Tam süreden emin değilim. Şu sıralarda Hergünbiri’nde yayınlanacak olan Blog Yazmak konusundaki yazımda (yazı yayınlandığında bağlantı veririm yazı yayınlanmış bağlantıyı verdim) bahsetmediysem burada yazdığım ve içinde blog yazma hakkında bir-iki şeyden bahsettiğim yazıda (hangi yazı emin değilim hemen açıp bakıyorum ikisine de – burada yazmışım bağlantıyı verdim hemen) duşta iyi yazı fikirleri geldiğini söylemiştim. Ayıptır söylemesi Bursa’da her gün havuza girdiğimden duş olayı da daha sık oluyordu. Kastamonu’da ise hem hava daha serindi hem de suyun sıcaklığını ayarlamak beni uğraştırdığından ilham perisi daha az uğradı bu yüzden pek yazı fikri gelmedi.
  • Uzak illerde okuyan arkadaşlarla ve aynı şehiri bırakın sadece farklı etaplarda olmamıza rağmen görüşemediğim arkadaşlarımla vakit geçirdiğimden yazıyı bırakın dizilerimi bile doğru düzgün izleyemedim. Evet, dizi izlemek benim içim buraya yazı yazmaktan daha önemli. Diziler olmasa yazılmayı bekleyen 6-7 yazı da olmayacaktı. O yüzden dizi deyip geçmeyin.
  • Dizinin yanısıra PSP’mde uzun süredir Rock Band Unplugged olmasına rağmen yolculuk sırasında film izlerim diye (yanıma aldığım laptopın pili ölü çünkü) 2-3 film çevirirken PSP’ye Gameboy Advance emülatörü atmamla seneler sonra tekrar bir Pokémon macerasına başladım. 3 günde toplamda 15 saate varan süre boyunca Pokémon oyunu oynadım. Özlemişim. Fakat her oyunu hileyle oynadığımdan bunun için de uzun bir süre hile aradım ve bu sorunu da hallettim ama hile oyunda bir atlamaya neden oldu ve ben bir yerde sıkışıp kaldım. Daha sonra da istemeden oyunu bitirdim. Bu yüzden şu aralar yeni Pokémonların olduğu başka bir oyunu oynuyorum. Maksat eğlenmek. Pokémon ile ilgili bir yazı da yakın bir zamanda gelecek.
  • Bugün 5 Temmuz ve ben Kastamonu’dan İstanbul’a yaklaşık iki haftalığına geldim. Fakat bu tatil diyebileceğim ziyaret az yazı yazmama neden olacak fakat yeni insanlarla tanışmama, uzun süredir görmediğim, yakın zamanda gördüğüm arkadaşlarla buluşmamı sağlayacak. Fakat dediğim gibi yazı konusunda benden çok yüksek bir performans beklemeyin. Belki 2-3 yazı yazarım bu süre boyunca.
  • Yaklaşık 7 saat süren yolculuğum boyunca Modern Sabahlar podcasti dinledim. PSP’de film ve Pokémon oyunu olmasına rağmen sıkılmadan saatlerce arka arkaya dinledim (ablam icon biggrin İstanbul ). Otobüsteki çocukların (özellikle arkamda oturan o iblis yok mu!) pek çok kişiyi sinir ettiğine şahit oldum. Genellikle gürültü yoluyla yayılsalar da arkamdaki iblis gerek koltuğu sallaması, gerek mırıldanması, gerek camın kenarından elini uzatması, gerekse orama burama çarpmasıyla beni sinir etti. Ağzının ortasına çarpmak istedim. Şiddete yönelim bu işte. İnsanların cinnet geçirebilmesini artık olağan karşılıyorum.
  • Bu yolculuktaki iblisler bana iki fikir verdi. İlki arabam olmadan velet yapmamam gerektiği ikincisi ise otobüs yolculuklarının ne kadar itici olduğunun tekrar iğneleyici bir şekilde kafama sokulmasıydı. Neyse ki gelecek seneler 1 ay tatilim olacağından (TOBB ETÜ’de okuduğumu hatırlatıyorum. Daha fazla bilgi için Google’da TOBB ETÜ ve Ortak Eğitim diye aratabilirsiniz) hızla tatil yörelerine (belki yurtdışına) kaçmayı planlayacağımdan pek çok dertle uğraşmayacağım.
  • İstanbul’u özlemişim ama çok değil. Eskisi kadar beni büyülemediğini fark ettim. Ankara’da yaşamamdan dolayı böyle oldu herhalde. İzmit’te verdiğimiz mola (4.5 saat molasız gittik) beni tekrar nemli sıcak ile karşı karşıya getirdi. Gerçekten bunaltan bir hava. İstanbul’da yaşamak benim için çok kolay olmayabilir (2 günde alışırım siz bakmayın bana). Buradan bu interneti sağlayan “aslancimbom”a teşekkür ederim. Kotalı olup olmadığını bilmediğimden torrentleri çalıştırmayacağım. Bu da minnet göstergem.

Sivrisineklerle uğraşmaya gidiyorum okuyucu. Sıcak buralar…