Onur Baykal'ın Bürokrasiyle İmtihanı (Bürokrasinin Çarkları Altında Ezilmek)

Uzun bir süredir kişisel içerikli yazı yazmadığımın farkındayım. Daha önce yazacak bir şey olmaması etken iken şimdilerde ise boş zaman bulamamam en önemli etken. Neyse ben özetimsi yazıma geçeyim. Yazı içinde yazı olsun bu.

  • Öncelikle başlıktaki olaydan bahsetmek istiyorum. Bu Pazartesi hazır dersim yokken ehliyetimi almaya gideyim dedim. Bu senenin başlarında sınavlardan geçmiştim zaten. Sadece uygun bir zaman bekliyordum diyebilirim. Sürücü kursuna Sincan’da gittim. Normalde tüm arkadaşlarım ehliyetlerini Ankara Emniyet Genel Müdürlüğünden aldılar. Ben ise Sincan İlçe Emniyet Müdürlüğüne gittim. Sürücü kursu oraya gitmemi söyledi çünkü. Kurstan aldığım dosya ile yola çıktım. Öncelikle 1.5 liraya dosya aldım. Daha sonra 223 lira harç yatırdım. Daha sonra emniyete gittim. Dosyayı aldığımda verdikleri belgeyi doldurdum ve parmak izi verdim. Suç hayatım başlamadan bitti. Parmak izi vermek eğlenceli olsa da bir miktar fişlenmiş hissettim kendimi. Kursa kaydolurken aldığım sağlık raporunda sorun çıktı. “B tipi ehliyet alabilir” benzeri bir cümle bulunmadığı için sağlık raporunu kabul etmediler. Özel hastaneden aldığım bu raporu imzalayan doktora iyi küfürler ettim. Doktorlara saygımı daha da azalttı bu adam. Sincan 7 Numaralı Sağlık Ocağına gidip oradan tekrar bir rapor çıkarttırdım. Sağolsunlar orada biraz daha yardımcı oldular. Daha sonra emniyete döndüm. Dosyalarımı tamamlamamın gururuyla ehliyetimi beklerken beni ehliyet kağıdı almaya gönderdiler. 60 lirada o ufak kağıt parçasına bayıldım. Sonra ehliyeti de verdim. Ertesi gün gidip almamı istediler. Herhalde ben yakın bir zamanda gidip ehliyetimi alırım. Oldukça sancılı bir deneyim oldu. Ülkemizde bürokrasinin işleyişine birebir tanık oldum. Binaların çoğu yakındı ama tek bir yerden halletmek çok daha kolay olabilirdi. Bu işlemin daha kolaylaşacağını zannetmiyorum.
  • Okulum başladı. İki haftadır Ankara’dayım ders görüyorum. İlginç bir durum pek yok. Zorunlu ikinci yabancı dil olarak İspanyolca görüyorum. Üstten de “Girişimcilik ve Liderlik” dersi almaya başladım. Ders kayıt dönemi yine her zaman olduğu gibi sancılı geçti. Neyse ki kazasız belasız atlattım. Derslerime devam ediyorum ve yapmam gereken ödevler, çalışmam gereken dersler var. Bense yazı yazıyorum.
  • Bilgisayarcının Yeri’nden sonra The Next Web Türkiye’de de yazarlığa başladım. Kendim bir teknoloji blogu açmak yerine var olan bir blogda yazarlık yapmak daha kolay geldi. Her ne kadar yetki olarak daha düşük olsa da yazı yazmaya odaklanmak daha kolay oluyor. Tabii benim çok fazla zamanım olmadığı için çok fazla yazı yazamıyorum.
  • Otostopçunun Rock’n Roll Rehberi’ni bir süredir yazmıyorum. Yazmaya başlamıştım ama öncelikle Otostopçunun Galaksi Rehberi’ni bitirmeye kadar verdim. O yüzden bir süreliğine onu yazmıyorum. Arda ile oturup logoyu da ayarlayamadık hala. Ramazan’dan sonra demiştim ama biraz daha gecikebilir.
  • Trivial Pursiut güzel bir oyunmuş. Zaten oldum olası böyle bilgi yarışması tarzında olan şeyleri severim. Üç gün arka arkaya oynayınca daha da bir pekişti. Zaten bu hafta sonu sokaklardaydım hep. Maillerimi bile kontrol edemediğim zamanlar oldu. Sosyalleşmenin böyle etkileri olduğunu fark ettim. Olsun eğlenceli günlerdi. Zaman zaman böyle şeyler yapmak lazım.
  • Senelerin ev sinemacısı ben sinemaya gittim. Hem de bir haftada iki kere. Benden beklenmedik bir performans. Zaten dizi de izleyemiyorum. Supernatural’ın yeni sezonu başladı ben ancak 3-4 gün sonra izleyebildim. Gerçekten daha çok zamana ihtiyacım var.
  • Ankara’yı özlemişim ama. Ocak’ta da staja gideceğim için okul çok fazla sıkıcı gelmiyor. Şimdilik eğlenceli ama dersler giderek zorlaşacağını gösteriyor.
  • Likemind’ı da kaçırdım iyi mi! Java tekrarı yaptığımız bir derse girebilmek için Likemind’a gitmedim. Tabii Likemind’a gitmeyerek yeni insanlarla tanıştım. Kazandıklarım kaybettiklerimi geçiyor olabilir bu yüzden.
  • Hayatımdaki gelişmelerden haber vermeye devam edeceğim. Tabii zamanım oldukça.

Basında Ben

tara0001 231x300 Basında BenYavaş yavaş ünlü biri olmaya başladım sanırım. Friendfeed’de tanınan bazı insanları tanıyorum (bunu ün olarak saymamak lazım aslında. hem arkadaşlık çok iyi bir şey), farkında olmadan reklamda oynamıştım, radyo bağlantım vardı (radyoya bağlanmak sıradan bir şey olsa da birazcık farklı bir sonu oldu bunun). Aslında şimdi bakınca o kadarda ünlü olmasam da pek çok insandan sıralama olarak öndeyim. Televizyona çıkacağım günler de gelecek.  Öyle ünlü olmak gibi bir derdim yok. Tek isteğim insanların söylediklerimi biraz olsun ciddiye alması. Boş konuştuğum zamanlar oluyor ama o boş konuşmanın altında bile bir fikir oluyor.

PCNet’in Temmuz sayısında blogum tanıtılmış. Cem haber verdi. Ayın son günleri olduğundan dergiyi toplamaya başlamışlar. Yay-sat bayiinden satın aldım. Blogumun PCNet’te tanıtılması ise sürpriz değil. Çünkü tanıtılması için bir mail atmıştım. Bloglarınızı yazın tanıtalım gibi bir şeyler diyorlardı. Yandaki resme tıklarsanız daha büyük halini görebilirsiniz. Blog o tarihten bu yana daha çok kişisel bir hal aldı. Fakat zamanında yazdığım, gözden kaçan güzel yazılar da var. Bu yazıları tekrar bir yazıyla tekrar ortalığa çıkartmak iyi olabilir. Halen blog olarak istediğim noktaya gelememiş olsam da en azından bir çizgi oluşturmaya başladım. Kendimi tatmin ediyorum, o yetiyor.

Filmsiz Günler

  • Neredeyse 10 gündür Kastamonu’dayım. Fırsat buldukça lise arkadaşlarımla buluşuyorum. Onlarla buluşmadığım günlerde evde bilgisayar başındayım. Çok yakın bir zamana kadar her gün 3 veya 4 film izleyip yorumluyordum.
  • Artık film izlemiyorum çünkü internetten Pokémon izlemeye başladım. Eskiden bir takıntım vardı zaten. Tatile gitmeden önce de yeni Pokémon oyunlarını oynayayım demiştim. Böylece o şeytanı diriltmiş oldum.
  • Tabii boş bulduğum vakitlerde film yerine Pokémon izlediğim için bir süredir film yazısı da yazmadım.
  • Bu film yazmadığım (sanırım 5 gün) zaman boyunca toplamda 3 film izledim. Belki onları yazarım bu akşam, belki de bir film daha izler öyle yazı yazarım.
  • Dün ve bir önceki gün mangala gittik. Keyifliydi. Çok fazla detay vermeye gerek yok.
  • Tercih döneminin bitmesi yaklaştıkça insanlar da telaş halinde. Bunu gördüm.
  • Netbook mu alsam yoksa Android’li bir telefon mu alsam karar veremiyorum. Sanırım bir pros-cons çizelgesi yapacağım bu gidişle. Tavsiyelerinizi bekliyorum.
  • Androidli telefon olarak Samsung i7500′ü düşündüm. Python da öğrenir 2-3 şey kodlarım dedim. iPhone 3G S de alınabilir ancak onda geliştirme yapamayacağımı bildiğim için (Mac OS istiyor) vazgeçtim.
  • Netbook olarak da Asus’un 1000HE’yi düşünüyorum. Uzun pil ömrü, daha şık klayve seti ve multi-touch (touchpadde). Karar veremiyorum. Netbook daha çekici sanırım.
  • Nokia E63 gibi olan Nokia telefonlarını da beğeniyorum. Hoşuma gidiyor.
  • Netbook alsam da kontratlı bir cep telefonu alacağım herhalde.
  • PCNet’in Temmuz sayısında çıktığımı duydum. Dergiyi bulamadım ama. Bugün Yay-sat’a bakacağım. Bulursam tarayıp oraya buraya koyarım.
  • Dergi yazarı olarak iş arıyorum. Oyun, bilgisayar, sinema dergilerine çok güzel yazılar yazabilirim. (bkz. cv)

İstanbul 2

istanbul04preview 300x250 İstanbul 2İki gün önceki yazımda İstanbul hakkında pek iyi şeyler söylememiştim. Fakat yazının sonunda siz bana bakmayın iki gün sonra alışırım da demiştim. Oldukça yerinde bir tespit olmuş bu. Çünkü dün akşam itibariyle İstanbul’a alıştım ve İstanbul’u sevdim. Tabii bunda otobüste gördüğüm kızın etkisi var mı bilmiyorum. Durak 4-5 sokak yukarıda kaldığım yerden. O kızla aynı sokakta oturuyoruz. Peh keşke tanışsaydım. Otobüstegördüm diye saçma sapan bir siteye bile başvurdum icon biggrin İstanbul 2 . Sanıyorum bu içimdeki kıpırdanma bu şehire karşı daha samimi yaklaşmamı sağladı.

Sıcak, nemli, aşırı kalabalık ama samimi, arkadaş canlısı, haraketli. Normalde anadolu yakasından avrupa yakasına geçerken hiçbir şey hissetmezdim bu sefer nedense bir değişik hissettim. Köprüden geçerken köprünün muazzam bir mühendislik harikası olduğunu yakından istanbul buyuk 300x216 İstanbul 2gördüm. Belki biraz da bu karşıya geçerken beni etkiledi. Ulaşım sistemi başta çok karışık geldiyse de aslında o kadar da karışık değil. Bineceğiniz aracı bulduktan sonra gerisi çok kolay. Ayrıca otobüs saatleri de Ankara’daki gibi değil. Otobüsler sabaha kadar devam ediyor. Ankara’da da bazı otobüsler öyledir belki ama benim işime yarayan otobüsler öyle değil. Aslında bunu sadece belirli otobüsler olarak değil de tüm ana otobüsler olarak ayarlanması lazım. İsteyen insan istediği saatte evine dönebilsin.

Arkadaşlarla buluştum. Çok eğlenmiş olacağız ki bir güne sığdıramadık tekrar buluşuyoruz. Dün önce Kadıköy’e gidip orada biraz oyalandıktan sonra 110 ile Taksim’e geçmiştik. Dönüşte de 112 ile eve çok yakın olan bir durakta inmiştim. Bu sefer direkt olarak 112 ile Taksim’e gideceğim. Aslında kilometre bazında çok fazla gitmiyoruz. Ankara’da çok daha uzun hatlara daha az para veriyorum. Burada köprüden geçme mevzuu da var tabii.

5688istanbul karli 225x300 İstanbul 2İstanbul’da yaşamam zor olur diyordum. Bugünkü halimle zor olur evet. Teknolojiden yardım almam şart. Çünkü yazın gerçekten sıkıcı hale gelen bir hava var. İstanbul’u kışın görmedim. Kışlarının çok sert olduğunu zannetmiyorum. Zaten benim en büyük derdim hava sıcaklıkları olduğundan kışları bir sorunum olmaz. Toplu taşıma sorunumu bir nebze çözdüm zaten. Otobüsler gerçekten pek faydalı. Minibüslerle uğraşmaktan daha kolay geliyor bana. Fakat ben bu şehirde yaşacaksam kendi otomobilimi isterim. Köprü trafiğine biraz da benim katkım olsun. Hoş adam akıllı bir köprü trafiği görmedim ama saatlerce sürek beklemelerle karşılaşmak istemiyorum. Fakat her İstanbullu bir gün o trafiği tattığı için ben de bir gün yakalanırım.

Otomobil isteğimin ulaşım yanında sıcaklık konusundaki etkisi de yadsınamaz. İstanbul’da yaşamak için burada çalışmam lazım. Zaten çalışma yerimin havalandırması yaşanabilecek halde olacağından gün boyunca pek bir sorun olmaz. Eve de sıcaklık için küresel ısınmacı çözümler bulunabilir. Böylece sıcaklık sorunumu da halletmiş oluyorum. Ulaşım sorunu da olmadığına göre belirttim koşullar ile İstanbul’da yaşayabilirim. Şirketlere duyurulur icon biggrin İstanbul 2