The A-Team, How to Make Love to a Woman ve Death at a Funeral

The A-Team

hr The A Team 8 500x380 300x228 The A Team, How to Make Love to a Woman ve Death at a FuneralBen nesil olarak televizyonda A Takımı’na yetişemeyenlerdenim. MacGyver’da, Star Trek’de bizde izlenmiyordu. Arada sırada tekrar olursa izlerdim, o yüzden hayal meyal hatırlıyorum. Fakat A Takımının Amerikan kültüründe yeri büyük. Filmde dönecek olursam, iyi kadrolu bir komedi-aksiyon filmi diyebilirim kısaca. Ben izlerken eğlendim. Halen Liam Neeson’ın olduğu her filmin izlenmeye değer olduğunu iddia ediyorum. Dizinin orijinalliğini korumak için baya uğraşmışlar, tabii benim için çok büyük bir etkisi yok. Yine de “I pity the fool” beni eğlendirdi. Diziye yeteri kadar sadık kalınmamış olabilir, isterlerse olmazlar zaten. Bence eğlenceli bir film. Mutlaka izlenmeli.

How to Make Love to a Woman

00024067 300x195 The A Team, How to Make Love to a Woman ve Death at a FuneralBu filmi sırf Krysten Ritter var diye izlediğimi itiraf etmeliyim. Onun dışında bu filmi özel (veya izlenebilir) kılan herhangi bir şey yok. Bana oldukça sıkıcı geldi ki sıradan seyirciye bence daha da sıkıcı gelecektir. Eğlenceli kısımları yok değil, hatta filmin bazı bölümleri keyifle izleniyor ama genel olarak ortalamanın altında bir komedi. Sıradan seyirci için fazla Amerikanvari olduğu söylenebilir. Amerikan gençlik filmleri ayarında bir romantik komedi sadece. Bence izlemenize gerek yok. Yapabileceğiniz daha iyi şeyler de var.

Death at a Funeral

death at a funeral 2010 02 300x200 The A Team, How to Make Love to a Woman ve Death at a FuneralBu filmde tanınmış bütün ünlü zenci oyuncular var! Danny Glover’a kadar! Hatta filmde “I’m too old for this shit!” bile diyor! Fakat film 2007 yapımı olan aynı isimli İngiliz filminin uyarlaması. Hatta bana göre çok da ucuz bir uyarlaması. Orijinal filmin İngiliz espri kalitesi alınıp yerine Hollywood zencisi enjekte edilmiş. Eğlenceli bir film, komik fakat hiç bir değeri yok. Bu filmi izleyebilirsiniz, fakat İngiliz versiyonu daha komik. Onu da izleyin. (Ps. Tracy Morgan’ın oyunculuğunda bir sorun var ama tam olarak çözebilmiş değilim).

Moral Bozukluğu ve 31, Flatliners ve Clash of the Titans

Moral Bozukluğu ve 31

ahmet1 Moral Bozukluğu ve 31, Flatliners ve Clash of the TitansUzun bir aradan sonra tekrar film izlemeye başladım. Açılışı da bu filmle yapıyorum. Bilen bilir sanatsal filmlerden pek hoşlanmam, bu yüzden festival filmlerini pek izlemem. Fakat arada istisnalar oluyor tabii. Ali Yorgancıoğlu’nun (aslında tam olarak onun değil ama pek de önemli değil bence) Moral Bozukluğu ve 31 isimli filmi pek çok açıdan bahsedilmeye değer bir film. Öncelikle en önemli bulduğum kısım filmin ücretsiz olarak buradan indirilebilmesi. Sinema için büyük bir adım bence. Böylece filme para verip pişman olacak olan seyirci sayısı yok edilmiş. İkinci önemli kısmıysa filmin 18 saatte çekilmiş olması. Tabii bunun kötü yanları da var elbette ama başarılı bir şekle sokulmuş. Filmin konusu pek de önemli değil. İndirin seyredin, gençlerin hayatında yer eden bir konusu var. O değil de bu filmin belki de en iyi yanı insanı film çekmeye teşvik etmesi. Çok iyi olmuş çok.

Flatliners

l experience interdite flatliners 1989 reference 300x195 Moral Bozukluğu ve 31, Flatliners ve Clash of the TitansFlatliners hayatım boyunca en uzun sürede izlediğim film olarak tarihe geçti. Neredeyse iki ayda tamamladım filmi. Trivial Pursuit’te 3-4 kere bu film sorulunca, oyuncu kadrosu da ünlülerden oluşunca izlemeye karar vermiştim. Ünlü olarak Julia Roberts ve Keifer Sutherland var, diğer oyuncular ünlü mü bilmiyorum çok da sallamıyorum. O kadar uzun sürede izleyince özetini de o kadar kısa sürede yazmak istiyorum. Konu olarak kalplerini durdurarak near death experience (Türkçe karşılığı tam olarak ölüm deneyimi değil ama o karşılıyor bence) yaşamaları. Bu esnada da ilk günahlarıyla ilgili kabuslar görmeleri, bu kabusların da onların peşini bırakmaması. Sıkıcı bir konu, film de bir o kadar durağan. Gerilim ögeleri vermeye çalışmışlar ama başarılı olmamış. 1990 teknolojisiyle bu kadar oluyor demek ki. Filmde bir elektrikli battaniye var zaten, soğukken mavi ışık, sıcakken kırmızı ışık şaçıyor. Ben böyle bir şeyi uzay filmlerinde görmedim. İzlemeyin, uzak durun bu filmden. Ama Trivial Pursuit’te gelir o yüzden bilmek lazım.

Clash of the Titans

clash of the titans image 535x356 300x199 Moral Bozukluğu ve 31, Flatliners ve Clash of the TitansBu yazının bir ay beklemesine neden olan film budur! Aslında bu yazının yayına girmesini sağlayan film desem daha doğru olur. İlginç bir şekilde sinemada izlediğim nadir filmlerden biri. Sinemaya gitmeye pek fırsat bulamıyorum. Fakat yıldızların veya gezegenlerin hizaya gelmesi gibi bir şey olduğundan sinemaya gittim. Öncelikle filmle ilgili mutlaka söylemem gereken bir şey var. BU FİLME 3D GİTMEYİN! Bunu pek çok kişi bağıra bağıra söylemiş. Ben duymamışım. Keşke duysaymışım. Filmin 3D çekilmediğini biliyordum. Bilgisayar efektleriyle üç boyutlu hale getirildiğini de biliyordum. Ama bu kadar gereksiz olacağını tahmin etmiyordum. Adamlar bu sayede hasılatları iyi arttıracaklar. Filme gelecek olursam 1981 filmi Clash of the Titans’ın yeniden çekimi diyebiliriz. Tabii konu, atmosfer ve karakterler çok değişmiş. Orijinal film stop-motion çekimde devrim yaratırken bu film izledikten bir hafta sonra unutulacak bir kalitede. Ortalama aksiyon filmlerinden sadece oyuncu ve efekt bazlı olarak daha iyi. Konuyu mitolojiye dayandırarak işin bitmediğinin en iyi göstergesi. İzlemesi kolay, çok iyi oyuncular var ama film yine de oldukça sıradan. Aksiyon sevenler izlemeli ancak büyük umutlar bağlamayın.

Taken, Payback ve (500) Days of Summer

Taken

taken 300x196 Taken, Payback ve (500) Days of SummerBu yazıdaki filmleri izlememi Clark tetikledi. Always Rock’ta konuya nereden geldik bilmiyorum ama Liam Neeson’dan konuşuyorduk. Liam Neeson’ın genelde oynadığı filmlerde başta öldüğünden bahsettik (bkz. Batman Begins, Gans of New York, Phantom Menace…). Bu arada bana Taken’ı ve Mel Gibson’ın Pay Back’ini tavsiye etti. Önce Taken’ı izledim. Baştan Liam Neeson’ın sakalsız veya bıyıksız çok tipsiz olduğunu söyleyeyim. Nerede o Qui-Gon Jinn’i oynayan adam. Film ilk 30 dakikasında bir drama gibi başlıyor. Açıkçası bu kısım hikayeyi yerine oturtuyor. Geriye kalan bir saatte ise hızlı bir aksiyon var. O kadar hızlı ki 2 saatlik şeyi bir saate sığdırmışlar gibi. Altın makasın değdiği belli oluyor. Film bize tekrar dünyanın güvenilmez bir yer olduğunu hatırlatıyor. Ayrıca bir babanın çocuğu için manyaklaşabileceğini de gösteriyor. İlginç bir film olmuş. Kolay izleniyor. Aksiyon sahneleri keyifli. Aksiyon severlere gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim.

Payback

payback 300x200 Taken, Payback ve (500) Days of SummerBu da Clark’ın söylediği ikinci film. Mel Gibson’ın oynadığını söylemese herhalde bu kadar özen göstermezdim. Neden bilmiyorum filmin ismine bir antipati duydum. Fakat film ismiyle ne kadar alakalı olsa da isiminden oldukça farklı bir film. 10 yıl öncesinin teknolojisiyle bugünün teknolojisi arasındaki uçurum beni büyülemeye devam ediyor. 1999 yapımı olan bu filmde telefonlar ankesörlü, otomobiller amerikan kası. Film kitaptan esinlenerek yapıldığı için karakterler tam olarak yaratılmış. Her karakter adeta canlı. Film milenyumdan önceki New York’ta geçiyor. Atmosfer karanlık olmasa da sabah uyandığınızda havanın kapalı olması gibi. İzlenmesi gereken şiddet dolu bir film. Ayrıca bu filmin Director’s Cut versiyonun farklı olduğunu öğrendim. Daha karanlık bir versiyon. Filmin atmosferinin değişmesinin yanı sıra filmin sonu da farklıymış. Hatta bu versiyonun son bir saatlik kısmının orijinal filmde olmayan sahnelerle dolu olduğu söyleniyor. Filmin bu versiyonunu da seyretmeyi planlıyorum. Tabii orijinalinden oldukça farklı olduğundan ayrı bir film gibi yorumlayabilirim.

(500) Days of Summer

500 days of summer 300x200 Taken, Payback ve (500) Days of SummerAksiyondan sonra romantik film ne alaka diyeceksiniz. Ben de filmin başında bana söyleneni söyleyeceğim. Bu bir aşk filmi değil. Uzunca bir süre bir aşk filmiymiş gibi hissedebilirsiniz. Tam olarak tanımlayamasam da sanırım bu bir gerçeklik filmi. Size dünyada mucize, kader gibi şeylerin olmadığını göstermeye çalışıyor. Savını da iyi savunuyor. Genellikle Vince Vaughn tarzı filmlerde rastlanan bir aşka ve evliliğe inanan bir de inanmayan ilişkisi var. Fakat yaklaşım tamamen farklı. Komedi filmi değil ama eğlenceli anları var. Romantik değil ama romantik anları var. Açıkçası ilginç bir film. Tabii ki bazı insanlar bu filme bok atacaktır. Nedense bu filmi korumam altına almak istiyorum. Belki de benim de hayat düşüncelerimi yansıttığından veya filmin beni etkilemesinden kaynaklı. Demokrasinin yaşaması açısından size filmi izlemenizi (şiddetle) öneriyorum ve yorumlarınızı saygıyla karşılıyorum. Ama yorumlarınız negatif ise kin besliyorum. Anlaştık mı?