Beni Değiştiren Kitap – Mim

Burada çok fazla mim yazmıyorum. Hoş çok fazla mim de almıyorum zaten. Bu sefer de bir mimi ben başlatayım dedim. Douglas Adams’ın yazılarını ve önsözlerini bir araya getiren Kuşkucu Somon, Galakside Son Bir Kez Otostop Çekmek adlı kitapta bu soruları gördüm ve bundan çok güzel mim olur diye düşündüm. Sorular aşağıdaki gibi. Ben kendim için doldurdum.

93534 2 Beni Değiştiren Kitap   Mim1. Adı

Yüzüklerin Efendisi

2. Yazarı

J.R.R. Tolkien

3. İlk kez ne zaman okudunuz?

Sanırım hazırlık sınıfı veya lise 1′di. 2004 veya 2005.

4. Sizi neden böylesine etkiledi?

Kitap okumayı seven biriyimdir. Küçüklüğümden beri böyleydi. Benim okuduğum en fantastik kitap o zamana kadar Harry Potter serisiydi. Tabii o zamanlar da seri tamamlanmamıştı. Orta dünya zihni gelişmekte olan birisi için inanılmaz derecede yaratıcı ve geniş bir yer. Adeta hayal gücünüzü balon gibi şişirmeye yarıyor.

5. Kitabı tekrar okudunuz mu? Okuduysanız kaç kere?

Kitabı arkadaşımdan ödünç almıştım (Tuna icon biggrin Beni Değiştiren Kitap   Mim ) ve ben iade ettikten sonra kitap kayboldu. Daha sonra da başka kitaplar okumaktan dolayı tekrar okumaya fırsat bulamadım ama tekrar okumayı düşünüyorum.

6. Her seferinde ilk okuduğunuz kadar etkileniyor musunuz?

Etkileneceğimden eminim. Tekrar okuduğum zaman unuttuğum veya ilk okuduğumda fark etmediğim detayları görürüm.

7. Kitabı başkalarına da önerir misiniz yoksa bu kişisel bir tutku mu?

Dünya ikiye ayrıldığından tavsiye etmeme gerek yok. Okuyacak olan okur zaten.

Bu mim’i Onur‘a, Sezgi‘ye ve Seval‘e göndereyim. Onların da cevaplarını alayım.

Otostopçunun Galaksi Rehberinin Uçma Konusunda Söyledikleri

hitchhikers guide to the galaxy the 20050113043117430 300x220 Otostopçunun Galaksi Rehberinin Uçma Konusunda SöyledikleriOtostopçunun Galaksi Rehberi’ni okumaya devam ediyorum. Hoşuma giden kısımlar oldu mu da yazmaktan çekinmiyorum. Daha yazacaklarım da var. Okumanızı (hem kitabı hem de bu yazıyı) tavsiye ederim.

Otostopçunun Galaksi Rehberi‘nin uçma konusunda söyledikleri şöyleydi.

Denir ki uçmak bir sanatmış ya da daha çok bir marifet.

Aslında bütün marifet kendini yere doğru fırlatıp yeri ıskalamakta yatıyor.

Bunun için güzel bir gün seçin, diye öneriyordu ve deneyin.

Birinci bölüm kolaydır.

Gereken tek şey kendinizi olağanca ağırlığınızla öne doğru fırlatabilmeniz ve canınızın yanmasına aldırmamaya istekli olmanızdır.

Çünkü yeri ıskalamayı başaramadığınız zaman canınız yanacaktır.

Çoğu kişi yeri ıskalamayı başaramayacak ve eğer gerçekten de kuralına uygun bir şekilde deneniyorsa başarısızlıkları muhtemelen epeyce sert olacaktır.

Açıkça bellidir ki, zorlukları doğuran da işte bu ikinci kısım, yani ıskalama kısmıdır.

Birinci sorun, yeri kazayla ıskalamanız gerektiğidir. Bile bile ıskalamaya çalışmakta hiç fayda yoktur, çünkü bunu yapamazsınız. Dikkatinizi, yarı yoldayken, aniden bir başka şeye çevirmeniz gerekir, böylece düşmeyi, düşeceğiniz yeri ya da ıskalamayı başaramadığınızda canınızın ne kadar yanacağını asla düşünmezsiniz.

Size sunulmuş olan saniye kırıntısı içerisinde dikkatinizi bu üç şeyden sıyırabilmek son derece zordur. Bu nedenle seyretmesi heyecan verici bu sporda pek çok kişi başarısızlığa ve hayal kırıklığına uğrar.

Bununla birlikte, eğer o çok önemli anda ilginiz çekilecek, örneğin bir çift güzel bacakla (duyarga, takma bacak, yani sporu yapanın türüne ve/ya da kişisel eğilimlerine göre değişebilecek herhangi bir şey) , görüş mesafeniz içinde patlamakta olan bir bombayla ya da hemen yakınınızdaki bir dalda yürüyen son derece ender rastlanan türden bir böcekle dikkatiniz dağılacak kadar şanslıysanız o şaşkınlık içinde yeri ıskalamanız ve yerden üç beş santimetre yukarıda ve bir parça aptalca görünebilecek bir durumda asılı kalmanız mümkün olacaktır.

Bu an, muhteşem ve hassas bir konsantrasyon için en uygun andır.

Artık suyun üzerinde durmak için yaptığınız gibi, hafif hafif hareket edip süzülmeli, süzülmeli ve hareket etmelisiniz.

Kendi ağırlığınıza ilişkin tüm hesaplamaları boş verin ve yalnızca daha yukarılara yükselmenize izin verin.

Bu noktada kimsenin söylediklerini dinlemeyin, çünkü size yardımcı olacak herhangi bir şey söylemeleri pek mümkün değildir.

“Aman tanrım, uçuyor olman mümkün değil!” türünde bir şeyler söyleyeceklerdir muhtemelen.

Onlara inanmamanız yaşamsal önem taşımaktadır, yoksa birden haklı çıkabilirler.

Yükseklere, daha da yukarılara yükselin.

Birkaç dalış denemesi yapın, önce yumuşak dalışlar deneyin, sonra düzenli nefes alıp vererek ağaç tepelerinin üzerine yükselin.

HİÇ KİMSEYE EL SALLAMAYIN.

Bunu birkaç kez yaptıktan sonra dikkat dağılma anını başarmanın giderek kolaylaştığını fark edeceksiniz.

Bundan sonra uçuşunuzu, hızınızı, manevra kapasitenizi nasıl kontrol altında tutacağınızı öğreneceksiniz. İşin püf noktası yapmak istediğiniz şeyi pek düşünmemekte ve işi oluruna bırakmanızda yatar.

Ayrıca nasıl doğru şekilde konacağınızı da öğreneceksiniz, ki ilk denemenizin berbat, hem de fazlasıyla berbat olması neredeyse kesindir.

Üyesi olabileceğiniz özel uçuş kulüpleri mevcuttur ve bunlar çok önemli olan dikkati dağıtma anının inceliklerini öğrenmenizde yardımcı olacaklardır. Kulüpler böylesi anlar için çalıların arkasından fırlayıp bedenlerini sergileyecek / fikirlerini açıklayacak şaşırtıcı bedenlere ya da fikirlere sahip kişileri kiralarlar. Az sayıda gerçek otostopçu bu kulüplere katılabilecek maddi güce sahiptir, ama bir kısmının buralarda geçici işler bulması mümkün olabilir.