Türkiye’de futbol bir zorunluluk haline gelmiş. Sanırım siyasi bunalım zamanlarında insanlar futbola yönelip kafa dağıtmak istemiş. Bu ve birkaç nedenden daha dolayı (İstanbul’da yatılı okuyanların maç maceraları) orta yaş ve üstü kitle futbolla ilgilenince doğal olarak ailenin tümüne sıçrıyor bu ilgi. Pek çok kişinin futbola olan ilgisinin aile kaynaklı olduğunu düşünüyorum, evet. Tabii istisnalar da var. Futbol seven ailenin sevmeyen çocuğu, sevmeyen ailenin fanatik çocuğu… Oğlu diyecektim ama yaptığım yanlışı anladım hemen.
Bugüne kadar bildiğim herkesin futbol hakkında söyleyebileceği en azından 2-3 cümle vardı. Sıfır noktası olarak kendimi görüyordum. Fakat yeni bir sıfır noktam var artık. Modern Sabahlar‘dan Ege Kayacan. Kendisinin iznini ve desteğini aldım. Yanlış hatırlamıyorsam 5 futbolculuk yeri vardı kendisinin. Yeni birini öğrendi mi eskisini siliyordu. Benim de futbol hafızam buna yakın. Galatasaray’ın efsane kadrosundan sonrasını pek bilmem. Bu sene “Milan Baros bizdeymiş!” diye (hemde ligin ortasında) farkeden bir insanım. Doğal olarak futbol oynama konusunda da iyi değilim. Oysa çocukken top falan da oynardım yani. Hep sektirememekten oldu bunlar. Topu 3′den fazla sektiremiyorsan futbol oynamayacaksın! 
Bizim nesil lunaparklarda kaleciye gol atma olayını da görmemiş bir nesil. En azından ben görmedim. Boş kaleye de zor atarım zaten. Kaleciye gerek yok. Fakat ne hikmetse japon kalede orta sahadan geri geri çok iyi penaltı atarım. Belki de futbol oynarken yapmak istediklerimin tersini yaparsam daha başarılı olurum. Konu saptı biraz toparlayayım.
Türkiye’de futbol diyorduk. Futbol sadece bir spor dalı olsa da ülkemizde en birinci spor dalıdır. Gazetelerde, haberlerde spor sayfası denilince futbol akla gelir. Futbol gazeteleri vardır. Dergi konusunda diğer sporlar da şanslı. Fakat yine futbol kadar değil. Aslında bu bahsettiklerim pek çok Avrupa ülkesinde de geçerli (belki biraz da onların sömürgelerinde). Artık savaşamadığımız için kendimizi futbola vermişiz. Mantıklı aslında değil mi? Bizim gibi savaşçı bir millet nasıl böyle sakin oturuyor? Televizyonda maç izliyoruz çünkü. Televizyon izlemesem de, karşı da olsam aslında televizyon barışın güvencesi gibi bir şey. İran’da neden isyan var? Televizyonlar kapalı. Açın televizyonları millet eski haline dönsün.
Futbol oynayamıyorsanız çok sorunla karşılaşacaksınız demektir. Arkadaş çevresiyle maç izlemeye gidilir, siz sıkılırsınız (transfer piyasasını takip ettiğimden gelecek sezonda güzel güzel maçlarımı izleyebilecek halde olacağım). Nedense bayanların da futbol düşkünü erkeklerin Alpha Male olduklarını düşünüyorlarmış gibi geliyor. Sormak lazım. Bu akşam bir öğreneyim. Maç izlemenin yanısıra halı saha maçları yapılır. 20 kişisinizdir herkes size bakar. Olmaz. Bir de hırs yapanlar varsa iyice keyfiniz kaçabilir. Bildiğim kadarıyla şirket içi ve şirketler arası maçlar da düzenleniyor (meclis bile düzenliyor ne şirketi). E bunlarda en üst kademede olan adam santrafor olacak. Siz kötü oynuyorsanız ya hiç çağırılmayacaksınız ya da pasif oynatılacaksınız (göbek olduğunu varsaydım).
Yarın hemen futbol kursuna yazılıyorum ben. Ankara Spor’un tesisleri güzel. 5-6 yaşındaki çocuklarla beraber öğreneyim. Baskı ve şiddetle en birinci olarak mezun olurum. Bayanlar için kurslar varsa ona da yazılabilirim. Farklı açılımlarda da bulunurum böylece. İş işten geçmeden yapayım bunu. Evet, evet.