Puan: 




Tenten filminin gelmesi bir süredir bekleniyor. Spielberg’ün büyük bir Tenten hayranı olması, daha önce de film çekmek istediğini söylemesinden beri bekleniyor bile diyebiliriz. Açıkçası ben televizyonda izlediğim Tenten çizgi filmlerini hayal meyal hatırlıyorum, o yüzden büyük bir sempatim yok. Ancak filmin vizyona girmesine yakın tarihlerde çizgi romanları okumaya başladım. 1900′lerin başlarında yazıldığını düşünmek lazım ancak bugüne göre oldukça ırkçı, cinsiyetçi ve saçma bulduğumu söylemem lazım.
Bu film, tek bir çizgi romandan değil üç tane farklı hikayenin birleştirilmesiyle oluşturulmuş. Steven Moffat’in senarist olması hem çizgi romanın kötü taraflarını kapatmış hem de konu bütünlüğü sağlamış. Tabii ki Tenten’in son dakika kurtulmaları tamamen kalkmış değil.
Animasyon filmi olsa da gerçek oyuncuların uyarlanmasıyla hayata geçirilmiş bir film. Bu yüzden karakterlerin hareketleri ve mimikleri oldukça gerçekçi. Tenten severlerin filmi oldukça beğeneceklerine eminim. Ben Türkçe dublajlı olarak seyrettim ama orijinal olarak izlemek muhtemelen daha eğlenceli olacaktır (özellikle Thompson-Thomson ikilisi için).
Animasyon sevenler, macera sevenler gidip izleyebilirler. Ortalama filmlerden daha iyi olduğu söylenebilir. Tenten hayranları zaten filmi izlemişlerdir bile (benim yazıyı filmi izledikten 2 hafta sonra yazmamın etkisi).
Bazı filmler oscar almak için çekilirler. Bazı filmler ise sadece işledikleri konulardan bile oscar alabilirler. Tabii burada oscar kastettiğim en iyi film oscarı. The King’s Speech de ikinci kategoriye rahatlıkla dahil edilebilir. Bugün pek çok insan topluluk önünde konuşmada zorluk çekerken, bir ülkenin kralının milyonlara hitab etmesi ve kekeme olması bu durumu olduğundan çok daha büyütüyor. 20. yüzyılın başında halkın yönetime daha bağlı olması ve yaşanan savaş durumları, halkın yönetimi anlaması durumunu sıkça gerektirmiş.
Ricky Gervais’in iki yıldır Golden Globe’ları sunuyor olmasından etkilenerek, kendisinin diğer çalışmalarına da bir göz atmaya karar verdim. İşe The Office ile başladım. Ardından An Idiot Abroad geldi. Sonra podcastleri dinledim. Ricky’nin stand uplarını da izledikten sonra neden bu kadar popüler olduğunu anladım. Cem Yılmaz bizim için ne kadar önemliyse, Ricky Gervais de İngilizce konuşan dünya için o kadar önemli. Ricky’nin dizi çalışmaları gibi film çalışmaları da var. Yavaş yavaş filmleri de izleyeyim dedim ki Invention of Lying’le karşılaştım. Aslında 2009′un sonunda bu filmi izlemiştim ancak filmi yazmadığım için (meğerse benden kaçmaz
Son dönemlerde animasyon filmlerinde patlama yaşandığını siz de fark etmişsinizdir. Az maliyetle çok fazla geliri olan filmler çekmek tabii ki tüm stüdyoları cezbediyor. Tabii bunun nedeni de eğlenceli ve sevimli filmlerin her kesimden seyirciye hitap etmesi. Filme gelecek olursak son dönemde yaşanan aynı konulu filmler kervanına katıldığını varsayabiliriz (bkz.
James Bond serisinden dolayı Sean Connery’nin hastasıyım. Başka güzel filmleri de var ama aklıma ilk olarak Bond serisi geliyor. Fakat tek bir oyuncu bir filmi güzel yapmıyor maalesef. Fantastik bir Victoria devrinde geçen bir aksiyon filmi güzel görsel efektlerle bezenmiş olsa da izlenebilecek kalitede olmayabiliyor. Filmdeki karakterlerin hepsi tanıdık fakat yine de oldukça sıkıcı bir senaryo ve boş geçen aksiyon sahneleri filmin izlenebilirliğini azaltıyor. Yine de aksiyon sevenlerin izlemesi gereken bir film.