Sherlock Holmes, Platoon ve No Country For Old Men

Sherlock Holmes

SherlockHolmes7 Sherlock Holmes, Platoon ve No Country For Old Men Bu filmi sinemada izleme planlarım vardı. Zaten bu hafta vizyona girdi. Fakat elime oldukça kaliteli bir sürümü ulaşınca dayanamayıp izledim. Açıkçası biraz beklentilerimin altında kaldığını ifade etmeliyim. Tabii bu benden kaynaklı bir şey. Sıradan bir izleyici gibi izleseydim daha çok beğenebilirdim ama benim sıkılmadan arka arkaya CSI bölümleri izlemem, kriminal gizemlere karşı olan şaşkınlığımı azalttı. Filmde olaylar klasik bir katil kim, onu bunu kim öldürdü tarzında gelişmiyor. Beklenmeyecek derecede fazla aksiyon sahnesi var. Filmin en beğendiğim yanı karakterlerin ele alınışıydı. Sherlock Holmes klasik çizgisinden çıkarılmış, Watson yardımcılıktan öte bir noktaya alınmış ve daha akıllı hale getirilmiş. Bu ögeler filmi biraz izlenebilir kılıyor. Film doğal olarak İngiltere’de geçiyor ancak ya ben de bir sorun var ya da film boyunca İngiliz İngilizcesini bir türlü beceremediler. Zaten Amerikalılar bu işte hiç iyi değiller. Kısacası izlenebilecek bir film. Sinemaya gidecekseniz diğer alternatiflerin önüne geçecektir. Polisiye ve aksiyon türlerini seviyorsanız bir göz atın derim.

Platoon

platoonElias4 Sherlock Holmes, Platoon ve No Country For Old Men Arada bir klasik film izlemeye de devam ediyorum. Aslında klasik filmler ile klasik romanlar birbirlerine çok benziyorlar. Şahsen klasik romanları sevmediğim için klasik filmlerden de pek haz etmemem lazım. Zaten (sanırım) kolay beğenen bir insan olmadığımdan çoğu filmi de beğenmiyorum. Platoon’a dönecek olursam, bu yazıyı filmi izledikten bir hafta sonra yazıyorum o yüzden film hakkındaki görüşlerim izledikten hemen sonra olduğu kadar net değil. Ancak yine de izlenmeye değer bir film olduğunu söyleyebilirim. Oliver Stone filmlerini pek beğenmiyorum sanırım (The Doors’u sevmiştim ama onu da tekrar izlemek lazım). Oliver Stone kesinlikle uyuşturucu kullanıyor bu filmle birlikte bunu anladım. Adamın her filminde uyuşturucu referansı var çünkü. Tabii bu filmde olması biraz da doğal çünkü geçtiği zaman dilimi itibariyle toplum tarafından normal karşılanılan hareketler bunlar. Vietnam savaşına psikoloji ağırlıklı yaklaşan bir film. Tabii Full Metal Jacket kadar başarılı olması imkansız. Filmdeki aksiyon sahneleri de oldukça başarısız. Nerede neyin olup bittiği anlaşılmıyor. Belki bu amaçlanmış olabilir. Oyunculuklar oldukça iyi. Zaten filmde pek çok tanıdık yüzü görmek mümkün. Charlie Sheen’i masumane olarak görmeye alışkın değilmişim. Filmin soundtracki de ayrı bir klasik. Müziği duyunca çok fazla kişi tanıyacaktır. Kısacası izlenmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum. Çok fazla başarılı değil ama yine de izlemiş olmakta fayda var.

No Country For Old Men

no country for old men movie image javier bardem Sherlock Holmes, Platoon ve No Country For Old Men Geriden gelmeye devam ediyorum. Bu film neredeyse 2 yıldır elimin altında ancak izlemem o kadar uzun zaman sürdü ki (buradan bana ödünç dvd vermemeniz gerektiğini çıkartabilirsiniz). Javier Bardem’in bu filmdeki haline bir antipati duyduğumdan da kaynaklanıyor olabilir. Film bir çöl filmi. Hatta filmin soundtracki yok. Çöl etkisi gibi bir sonuç çıkartabiliriz bu durumdan. Bu filme en iyi film oscarı vermek çok saçma bir hareket olmuş. Ayrıca Javier Bardem’dense Tommy Lee Jones oscarı daha çok haketmiş. Filmin satır aralarında bir şeyler olabilir ancak ben pek göremedim. Belki de yaşla ilgili bir şeydir (boşuna No Country For Old Men dememişler). Kısacası bu filmi izlememeniz size bir şey kaybettirmez belki 2 saat bile kazandırabilir. Ben beğenmedim ve beğenilmesini de şimdilik hoş karşılamıyorum. Bal 1 sene önce falan o gaz basınçlı silahı sormuştu. Adam filmde hava basıncıyla ucundan sivri bir şey çıktığını söylüyor, mezbahalarda hayvanları hızlıca öldürmek için kullanılıyormuş.

The Men Who Stares at Goats, It’s Complicated ve Smokin' Aces 2: Assassins' Ball

The Men Who Stares at Goats

themenwhostareatgoatsmovieimagegeorgeclooney The Men Who Stares at Goats, It’s Complicated ve Smokin' Aces 2: Assassins' Ball Keçilere bakan adamlar da bir kitap filmi. Aynı isimli kitaptan esinlenerek çekilmiş. Film temel olarak komedi. Askeri bir film gibi durabilir ancak gerçekten komedi. Film hakkında görüşlerimi bildirip biraz konusunu anlatayım. Filmi çok kaliteli bir kaynaktan izlemedim bu yüzden biraz keyfim baltalandı diyebilirim. Ancak film bu halde bile oldukça izlenebilir durumdaydı. Filmi Ewan McGregor anlatıyor, film boyunca anlatıcılık görevini devam ettiriyor. Filmin oyuncu kadrosu da oldukça iyi. Parayı oyunculara yatırmışlar. Kısaca bu film tavsiye edilebilir çizgisinin biraz altında kalıyor. Film boyunca Star Wars referansları olduğu için Star Wars bilmeyen (sevmeyen olamaz zaten) filmden çok fazla zevk alamayabilir. Filmin konusuna gelecek olursam, 80’lerde ordu içerisinde zihin gücüyle barışmayı (savaşmayı öğrenmiyorlar çünkü) öğrenen New World Army isimli bir bölük kuruluyor ve bu bölüğün başına eski asker, hippi geçiriliyor. Bu bölüğün askerleri zihin gücüyle çeşitli şeyler yapabiliyor. Bu askerlere de Jedi deniyor. Filmin buraya kadar olan kısmı ilginizi çektiyse filmi izleyin. Oh, bir de film Irak savaşı döneminde geçiyor. Flashbackler Vietnam savaşından başlıyor.

It’s Complicated

ItsComplicated0 The Men Who Stares at Goats, It’s Complicated ve Smokin' Aces 2: Assassins' Ball Kadrosu iyi olan başka bir film daha. Yanılmıyorsam bu film Alec Baldwin’i gördüğüm ilk film, televizyon dışında pek takip etmiyorum kendisini. İyi oyuncu ama hakkını vermek lazım. It’s Complicated, şu sıralar yaygınlaşmakta olan orta yaş ve üzeri romantik komedilerinden. Oyuncular ve senaryo buna uygun olarak ayarlanmış. 2 saat süren bir film. Sanki biraz uzun olmuş. İzlerken sıkılmak olası. Komik kısımlar oldukça fazla. Sıradan aşka bulanmış filmlerden değil. Fakat konu itibariyle beni pek açmadığını söylemeliyim. Boşanmış çift tekrar ilişki yaşamaya başlıyor falan filan. Filmde Steve Martin de oynuyor ancak filme komedi açısından herhangi bir katkısı yok. Kendinizi yaşlı hissediyorsanız, romantizme ihtiyacınız varsa bu film size göre olabilir. Fakat gençseniz, ne bileyim biraz açıkta kalmış hissedebilirsiniz. Film genel olarak fena değil ama.

Smokin’ Aces 2: Assassins’ Ball

img3 The Men Who Stares at Goats, It’s Complicated ve Smokin' Aces 2: Assassins' Ball İlk fimi de saçma olan saçma bir devam filmi. Bu filmde Vinnie Jones’tan başka tanıdığım oyuncu da yok. Film saçma bir suikast filmi. Filmin en başında filmin sonunu tahmin ettim, senaryonun kalitesi buradan anlaşılabilir. Suikastçiler saçma, yöntemler saçma, çekim saçma, film saçma… İzlenmemesi gereken bir film olduğu belli. İlk filmi de o kadar iyi değildi zaten. Redneck ailesi gibi saçma bir suikastçi ekibi daha görmedim. Amerikan derin devletiymiş falan. Yahu saçma işte. Bırakın izlemeyi bu filmi gördüğünüz yerde köşe bucak kaçın. Öyle kötü bir film yani. Fışkıran kan sahnesi geldi de aklıma o bile saçmaydı. Ürperdim birden.

Avatar

avatarstill2 Avatar Hem filmi izlemek için hem de yazıyı yazmak için geç kaldığımın farkındayım. Filmi vizyona girdikten iki hafta sonra seyrettim. Yazıyı da filmi izledikten 3 gün sonra yazıyorum. Biraz daha uzun yazarak bu gecikmeler için kendimi affetmeye çalışacağım. Klasik olan yorum şeklimle yazacak olursam bu filmi kesinlikle gidin izleyin, mutlaka 3D olsun. Yazının buradan sonrasını filmi izlemeyenlerin okumasını istemiyorum. Şifre koyabilirim ama o kadar uğraşmaya gerek yok. Akıllı insanlarsınız laftan anlıyor gibi duruyorsunuz, filmi izlemediyseniz yazının buradan sonrasını okumayın. Zira film zevkinizi baltalayacak içeriği olan bir yazı olacak. Tekrarlıyorum, izlemeyenler gitsin izlesin.

James Cameron zaten kendini kanıtlamış bir yönetmen. Filmografisine ucundan bakmak bile yeterli. 3D film çekmeye T2 3-D: Battle Across Time 12 dakikalık bir kısa filmle başlamış. Bu film 1996’nın teknolojisi ile 3D çekilip 60 milyon$’lık bir bütçe ile hazırlanmış. Evet sadece 12 dakika. Bugün bizim 3D filmden anladığımız şey film boyunca bir sahnede yüzümüze doğru bir şey gelmesi. James Cameron, Avatar ile bize gerçek 3D’yi gösterdi. Belki de bu filmin bu kadar önemli olmasının nedeni de bu. Sinema tarihini değişterecek dendi, evet değiştirecek. Bu filmin tamamen 3D çekilebilmesi için kullanılan teknoloji sinemayı değiştirecek, daha iyi 3D filmler göreceğiz. Filmin içine girmek sıradanlaşacak, Avatar’dan daha iyi örnekleri de olacak. Sadece hayatta kalıp beklemek gerek.

avitar14 Avatar Avatar’a senaryosu yaratıcı değil diyerek bok atmak haksızlık olur. Tamam ben de kabul ediyorum aşırı yenilikçi bir hikayesi yok ama izlenebilirliği, film ile senaryonun uyumunu ancak böyle bir öyküyle sağlayabilirlerdi. Bu en iyi grafikli video oyunlarının FPS’ler olması gibi bir şey, sonuçta FPS’lerin de senaryoları pek iyi değildir (haşa Call of Duty Modern Warfare 2 var) ama en iyi görüntü kalitesi onlardadır.

Filmi senaryo açısından beğenmeyenler belki de bilim kurgu sevmeyenlerdir. Bu açıdan belki biraz haklı olabilirler ama bu filmi kötü yapan bir etken değil zira film ekibi de dahil olmak üzere hiç kimse (vardır belki 1-2 eleştirmen) senaryonun inanılmaz olacağını söylemedi. Hatta acı ama gerçek, burada gösterildiği gibi Pocohontas ile neredeyse tamamen de aynı. Bu konuda daha fazla konuşmanın pek bir anlamı yok. Filmin alt yapısını biraz tarttıktan sonra benim film ile ilgili daha kişisel görüşlerime gelebiliriz.

Avatarstill Avatar Filmin başından itibaren Pandora’nın nefes alan dokusunun içine giriyoruz. Boşuna 3D demiyorum. Ben XpanD 3D ile izledim, Real D 3D ile de izlemeyi planlıyorum. Fakat okuduğum kadarıyla film en iyi şekilde IMAX ile izleniyor. Tabii AFM’nin IMAX salonları kaliteli değil, onlar yerine diğer seçenekleri tercih etmek daha iyi olabilir.

Tekrar filme dönecek olursam, 2154’e alışmak hiç zor olmadı. Hatta teknolojinin biraz beklentimin gerisinde kaldığını bile söyleyebilirim. Sen başka gezegenlere git hala aynı kurşunu kullan. Olacak iş değil! Böyle dediğime bakmayın, 2154 sırıtmıyor. Bir süre sonra alışıyorsunuz. Zaten Pandora’nın da yaşayan bir yer olması sizi iyice ortama alıştırıyor. Ormanın dokusu, canlıların detayları oldukça gerçekçi. Ben açıkça bu filmin bugüne kadar izlediğim en iyi efektlere sahip olduğunu söyleyebilirim.

avatarstill3 Avatar Avatar olayı Surrogates’e çok benziyor. Uzaktan yönetilen beden. Tabii burada bedenin Na’vi olması amacı ve sonucu farklı kılıyor. İlginç bir şekilde Na’vi fizyolojisi çok normal geliyor, belki de insanlara çok benzedikleri içindir. Na’vilerin kendi hayat biçimlerinin olması çok normal. Aç gözlü insanoğlu karşısında çaresiz kalmaları da. Bu açıdan film Vietnam savaşına oldukça benziyor. Hatta üstte sağdaki resim Vietnam’ı oldukça andırıyor. Gerçekten böyle bir amaç güdülmüş mü bilmiyorum ama bir benzerlik olduğu açık.

Bu filmi tekrar izlemek için de sabırsızlanıyorum. Bu hafta sonu sinemada izleyip daha sonra da DVD’sini alıp sabahlara kadar ayakta kalmaya değecek bir film. Yukarıda lafımı dinlemeyip buralara kadar okuyup filmi izlememiş olanlar Toruk yemi olsunlar.

Mamma Mia!

mamma mia 10 300x240 Mamma Mia!Bu sene çok fazla film izlemedim. Dizilere verdim kendimi. Hatta geçen yazdan beri böyle sanırım. Stargate SG-1‘ın tüm 10 sezonunu izleyince film izlemeye fırsat kalmadı. Arada birkaç film izledim ama daha önceki performansımın çok altında kaldım. Önceden Film Yorum’a da yazı yazıyordum. Onu da bıraktım. Fakat yazı yazmayı, yorum yapmayı seviyorum. Arada gözüme çarpan filmleri, dizileri de buradan yazmaya devam edeceğim. Müzik de yazdık. Bakalım blog bir yerlere gidiyor. Varınca beraber görürüz.

2008 yazında sinemalara girdiği düşünülürse bu tarihe kadar izlememiş olmam ilginç. Yeni filmleri izliyordum o zamanlar. Film hakkında çok fazla bir şey duymamış olmam da ilginç. Yani film vizyona yeni girmiş bir statüde kalmış. İyi de oldu. Yorum falan dinlememek lazım, önyargı oluşuyor.

Mamma Mia!’dan bahsedeyim. Film tamamen ABBA grubunun şarkıları üzerine kurgulanmış. Across The Universe de öyleydi. Böyle müzikaller iyi yapılırsa çok fazla gelecek vaadediyor. Romantik bir içeriği olmasına rağmen müzikal olarak çekilince ilginç bir sonuç olmuş. Bana ABBA’nın parçalarını sevdirdi. Şimdi yazıyı yazarken Fizy’den dinliyorum. Müzikleri de elde etmeliyim.

Filmde ana karakterler bir acele içinde yansıtılmışken, yan karakterler de hafif kalmış. Meryl Streep ve Pierce Brosnan öne çıkarken yardımcı oyuncuları arkaplana itilmiş. Hoş zaten genellikle filmlerde ana karakterlerin yanında yardımcılar yedirilir. Bu filmde nedense gözüme battı. Amanda Seyfried’ı beğenmedim. Meryl Streep’e benziyor diye rolü kapmış sanırım. Oyunculukları kapatmadan önce Christine Baranski ve Julie Walters’den de bahsedeyim. Christine Baranski zaten Big Bang Theory’deki rolüyle kendini kanıtladı. Julie Walters bu filmde nedense eşcinsel gibi bir karakterdi. Çok ısınamadım. Bu yazıyı yazarken imdb’de bu ablamın yeni Harry Potter filminde oynadığı dedikodusu vardı. Eğer oynarsa pek bir ünlenecek. O dansçılara da diyeceklerim var. Halktan mı toplamışlar ne yapmışlar. Beğenmedim.

Film Yunanistan’da geçiyor. Orada mı çekilmiş bilmiyorum. Araştırmaya da üşeniyorum. Ortam falan güzel ama kullanılan ortam Maeve Binchy romanlarından çıkmış gibi. Güzel tatil yapılacak bir ortam var. Bunun dışında yönetmenin çekim yöntemlerinde beni rahatsız eden bir durum olmadı. Çekim açıları güzeldi. Senaryosu klasik değildi. Başta tahmin ettiğim şekilde sonuçlanmadı. Çok sık gördüğüm bir olay değil.

İzlenebilir bir film. Müzikal seviyorsanız iyi gidecektir. Romantik film severler de izleyebilir. Fakat mutlaka görmenizi gerektirmiyor. Keyifli seyir sunuyor. Zaman geçirmek için de izlenebilir.

Across The Universe (Yorum)

5/5 Drama/Müzikal imdb puanı:7.6

Muhtemelen bildiğiniz gibi dünyanın en ünlü grubu Beatles’dır. Kendi dönemlerini kasıp kavurmakla kalmamış bugün bile en çok dinlenen grup olduğu tahmin edilmektedir. Size bu filmle ilgili kısa bir öneri vereyim: Beatles’la alakanız yoksa bu filmi izlemeyin. Film tamamen Beatles müzikleri üzerine kurulmuş. Sözleri bilmiyorsanız şarkıların Beatles olduğunu anlamayabilirsiniz. Hatta belki filmi beğenmeyebilirsiniz bile ama Beatles’ın şarkı sözlerini de biliyorsanız film tadından yenmiyor. Neyse daha vurucu yorumlarıma yazının devamında yer vereceğim.

Continue reading