Puan: 




İtalya’da geçen filmlerden bahsedilirken bu filmi duydum. Bu kadar ünlü oyuncunun olduğu bir filmi izlememek ayıp olurdu. Oldukça ilginç senaryolu bir film. Daha fazla bilgi için yazının devamındaki fragmana bakın. Bu filmde iyi oyunculuğun ne olduğunu açık seçik görebiliyorsunuz. Filmde dönem uygunluğu da oldukça iyi işlenmiş. Çok akıcı bir film olduğu söylenemez, herkesin de ilgisini çekeceğini düşünmüyorum bu yüzden fragmanı izleyip ona göre karar verin.
Continue reading
Tag Archives: Drama
Across The Universe (Yorum)
5/5 Drama/Müzikal imdb puanı:7.6
Muhtemelen bildiğiniz gibi dünyanın en ünlü grubu Beatles’dır. Kendi dönemlerini kasıp kavurmakla kalmamış bugün bile en çok dinlenen grup olduğu tahmin edilmektedir. Size bu filmle ilgili kısa bir öneri vereyim: Beatles’la alakanız yoksa bu filmi izlemeyin. Film tamamen Beatles müzikleri üzerine kurulmuş. Sözleri bilmiyorsanız şarkıların Beatles olduğunu anlamayabilirsiniz. Hatta belki filmi beğenmeyebilirsiniz bile ama Beatles’ın şarkı sözlerini de biliyorsanız film tadından yenmiyor. Neyse daha vurucu yorumlarıma yazının devamında yer vereceğim.
In Bruges (Yorum)
5/5 imdb puanı : 8.1 (yazarın seçimi)
Şu an tatildeyim ve film izlemek çok zor oluyor. Sıcaktan ve güneşten evin içinde bilgisayarı açmıyorum. Gece ise gürültüden ve benim oyalanmalarım yüzünden sıra gelmiyor. Ama sonunda bir fırsat bulup film izledim. Gerçekten izlediğime değdi. Bundan sonra filmi izlemeyenleri düşünüp filmle ilgili yorumları yazının devamına ekleyeceğim. Yazının devamı oku yazan yere tıklarsanız yorumlarımı okuyabilirsiniz. Kimseden şikayet gelmeden bunu yapıyorum. Eski yazılara da bunu uygulayacağım.
The Pirates Of Silicon Valley
4/5 Biyografi / Drama imdb notu : 6.8
The Pirates of Silicon Valley (filmin adını bundan sonra sarf etmeyeceğim. canım kısaltmak da istemiyor) Apple’ın ve Microsoft’un kuruluş ve gelişimini anlatan bir film. Yeni bir film değil ama yine de belirli bir zamana hitap etmediği için her zaman izlenebilir.
Film Apple’ın kurucusu Steve Jobs ve Microsoft’un kurucusu Bill Gates üzerine yoğunlaşmış. Sadece işleri değil özel hayatlarıyla da ele alınmışlar. Örneğin filmde Microsoft’un CEO’su Steve Ballmer çok eğlenceli bir karakter olarak yansıtılmış. Steve Jobs’ı tanımadığım için bir şey söyleyemeyeceğim. Bill Gates ise sanki tüm bu yarışı bir poker oyunu gibi götürmüş. İki şirket de Xerox’dan fare ve arayüz çalmışlar. Aslında önce Apple Xerox’tan çalmış sonra Microsoft da Apple’dan. Açıkçası bilgisayarla biraz yakınlığı olan birinin zevk alarak izleyebileceği bir film.
Puanlamaya gelince hala bir sistem yok. O yüzden hala kafama göre veriyorum. Belki bir süre sonra yorumlara göre sistem koymayabilirim de. Açıkçası filmin konusu benim ilgilendiğim bir alandı. O yüzden film ilgimi canlı tuttu. Ayrıca daha önce bilmediğim şeyler de öğrendim. Açıkçası daha yüksek puan alabilirdi ama tarafsız düşünmeye de çalıştım. Film bilgisayarla alakası olmayan insanlara hiçbir şey ifade etmeyecektir. O yüzden puanı biraz düşürdüm. Kısacası ilgiliyseniz kaçırmayın derim.
Be Kind Rewind
5/5 Komedi / Drama
Açıkçası bu filmi sırf Jack Black oynuyor diye izledim. Ama beklediğimden çok daha iyi bir filmle karşılaştım. Bu kadar iyi bir skor vermemin nedeni ise filmin beni etkilemiş olması ve daha bir değerlendirme sistemi üretmemiş olmam. Size kısaca filmi özetliyorum ve sonra değerlendirmelerime geçiyorum.
Filmde VHS kiralayan bir dükkanın daha önce bir caz müzisyeninin yaşadığı bir bina olduğu söyleniyor. Fakat yeni bina yapmak için bu binanın yıkılması gerek. Dükkanın geliri ise yıkımı engelleyebilecek kadar yüksek değil. Patron seyahatteyken dükkanı emanet ettiği çalışanının arkadaşı yanlışlıkla (manyetik olarak yüklendikten sonra) tüm kasetleri siliyor. Tabii VHS bugün eskisi kadar kolay bulunan bir şey değil. Onlar da kiralamaya gelenleri boş göndermemek için silinen filmleri kendileri tekrar çekmeye başlıyorlar. Daha sonra iş baya büyüyor. Dükkan sahibi de bu yeni tekniği beğeniyor. Tabii bir süre sonra stüdyolardan geliyorlar ve çekilen tüm filmleri yok ediyorlar. Yeterli paraya ulaşmak için bir haftaları kalıyor. Daha önce film kiralamış kişilerle beraber kendi filmlerini çekmeye başlıyorlar. Film daha önce dükkanda yaşadığı söylenen caz müzisyenin hayatını konu alıyor. Çekimler bitiyor ve filmin prömiyeri dükkanda yapılıyor. Herkes gönlünden koptuğunca bir miktar bağışlıyor. Tabii film projektörle gösteriliyor. Onlar filmi dükkanın içinde izlerlerken dükkanın dışında da büyük bir kalabalık filmi izliyor ve filme büyük bir ilgi oluyor.
Gelelim benim değerlendirmeme… Bu sene ben de 10 dakika süren bir kısa film çektim. Açıkçası en az 30 saat harcadım. Bu da bana film çekiminin ne kadar zor olduğunu öğretti. O yüzden bu film sıradan izleyiciye kıyasla beni daha fazla etkiledi. Film yürek ısıtıyor. Jack Black, Stephen King’in eski gözlüklerine benzer bir gözlük takıyor ve çok hoş bir karakteri var. Ellerinde olan imkanlarla çektikleri filmler çok hoş. Açıkçası ben seyircinin bu kadar kısa sürede çekilen ve profesyonel olmayan filmlere çok ilgi göstereceklerini zannetmiyorum. O yüzden ben bu tarz çekimlerdense uzun süren bir çekim ve uzun süren bir montajdan yanayım (şahsen ben kısa filmimde öyle yaptım). Ama bilmiyorum bu yaz birkaç film daha çekmeyi düşünüyorum ve blogdaki yorumlardan (olursa tabii) yararlanmayı düşünüyorum. İlk fırsatta da kısa filmimi buraya koyacağım. Bu ilk film yazımdı. Buraları okuduğunuza göre sonuna kadar okumuşsunuz demektir. O yüzden çok teşekkür ediyorum.