Basında Ben

tara0001 231x300 Basında BenYavaş yavaş ünlü biri olmaya başladım sanırım. Friendfeed’de tanınan bazı insanları tanıyorum (bunu ün olarak saymamak lazım aslında. hem arkadaşlık çok iyi bir şey), farkında olmadan reklamda oynamıştım, radyo bağlantım vardı (radyoya bağlanmak sıradan bir şey olsa da birazcık farklı bir sonu oldu bunun). Aslında şimdi bakınca o kadarda ünlü olmasam da pek çok insandan sıralama olarak öndeyim. Televizyona çıkacağım günler de gelecek.  Öyle ünlü olmak gibi bir derdim yok. Tek isteğim insanların söylediklerimi biraz olsun ciddiye alması. Boş konuştuğum zamanlar oluyor ama o boş konuşmanın altında bile bir fikir oluyor.

PCNet’in Temmuz sayısında blogum tanıtılmış. Cem haber verdi. Ayın son günleri olduğundan dergiyi toplamaya başlamışlar. Yay-sat bayiinden satın aldım. Blogumun PCNet’te tanıtılması ise sürpriz değil. Çünkü tanıtılması için bir mail atmıştım. Bloglarınızı yazın tanıtalım gibi bir şeyler diyorlardı. Yandaki resme tıklarsanız daha büyük halini görebilirsiniz. Blog o tarihten bu yana daha çok kişisel bir hal aldı. Fakat zamanında yazdığım, gözden kaçan güzel yazılar da var. Bu yazıları tekrar bir yazıyla tekrar ortalığa çıkartmak iyi olabilir. Halen blog olarak istediğim noktaya gelememiş olsam da en azından bir çizgi oluşturmaya başladım. Kendimi tatmin ediyorum, o yetiyor.

Taraf Gazetesi (!)

taraf logoo Taraf Gazetesi (!)Hemen baştan diyeyim, bu yazıda o meşhur belgeden falan bahsetmeyeceğim. Basının objektifliğinden, bunun zorunluluğundan ve demokratik olarak düşünce özgürlüğüne değineceğim. Ona göre okuyup okumayacağınıza karar verin. Sonra okuyup da bana küfür etmeyin diye diyorum bunları. Zamanınızı boşa harcamayın diye değil. Zaten günün önemli bir kısmını herkes boşa harcıyor.

Ülkemizde (Dünya basını beni çok ilgilendirmiyor ama onların da çok farklı olduğunu düşünmüyorum) basın çalışanları görevlerini tam anlamıyla yerine getirmiyorlar. Tabii burada basın çalışanlarından kastım gazeteciler, yazarlar, yöneticiler bile dahil edilebilir (bundan sonra basılı için yazı yazanların tamamı için gazeteci diyeceğim). Yazılı materyalin içeriğine etki edebilen herkes sorumluluğunu bilmelidir. Yazılı kuralları olmadığı için herkes kendini gazeteci olabilir sanıyor. Sanıyorum ilk hata da burada başlıyor. Başta imla hatalarıyla başlayan bu serüven, ilerledikçe çok büyük ideolojik hatalar ile etkisini gösteriyor. Bu uç bir örnek. Burada sadece kendi yazı yazmaması gereken kişilerin yazar olması durumu var. Fakat bundan çok daha vahim durumlar söz konusu.

hesaid press 300x300 Taraf Gazetesi (!)Yazılı basının propaganda aracı olarak kullanılması belki de bu sektörün yapabileceği en kötü şey. Hipokrat yemini gibi bir şey olmadığından -ki olsa da hiçbir şeyi değiştireceğini sanmıyorum- herkes kendi kurallarına göre hareket edebiliyor. Okuyucunun çıkarları değil, daha çok para verenin çıkarları düşünülüyor. Daha fazla para için demokrasi çarpıtılıyor, siyasetçiler karalanıyor, insanlara yanlış ithaflarda bulunuyor hatta saçma sapan bir futbolcunun transfer haberi çıkıyor. Oysa gazetecinin doğru haberi, doğru önem sırasına göre vermesi gerekiyor. En büyük puntoyla 3. sayfa haberini verirlerse satışları düşer tabii. Bunun gibi olayların nedeni sanırım gazetecelik bölümü mezunlarının değil işe yeter görünenlerin çalıştırılması. Bugün pek çok köşe yazarı siyasal bilimler fakültesinden mezun oluyor, gazete yazarlığı hakkında eğitim görmüyor. Benzer durum muhabirler için de geçerli. Gazeteciliğe ilgili olan çok kötü olmayan yazan pek çok gencin en azından bir yazısı gazetede yayınlanıyor. İşte bu seçiciğilin azalması doğal olarak kaliteyi de düşürüyor. Sadece kalifiye eleman çalıştırmak başarılı olmak demek değil ama etiklere uymak şart.

Yukarıda bahsettiğim çalışanın kalifiyeliğinin dışında yöneticilere de iş düşüyor. Tüm gazetelerin aynı olması gerekmiyor fakat tüm gazetelerin doğru haberi gerçek şekilde, haber kısmında yorumsuz ve tarafsız olarak belirtmesi gerekiyor. Farklılıkları ise gerek tasarım, gerek baskı gerekse köşe yazarları (ekler, bölümler, yazı dizileri vs…) gibi objektifliğin gerekmediği, tersine sübjektif olmanın istendiği bölümlerle yaratmaları gerekiyor. Fakat burada da eğer bir görüşe yorum hakkı tanılıyorsa karşı görüşüne de, bir suçlama yapılıyorsa suçlanana da söz hakkının verilmesi gerekiyor. Yani kişisel görüşlerin bulunduğu noktalar dışında mutlak objektiflik.

Taraf gazetesini alıp okumadım. Tavrı nasıl bilmiyorum. Fakat bir gazetenin tarafsızlığını öne çıkarması bana çok saçma geliyor. Bu yazıyla hem basın ile ilgili görüşlerimi hem de gazetenin adıyla ilgili yorumlarımı belirtme fırsatı verdikleri için onlara teşekkür ediyorum.