Twilight
Daha önceki yazımda Twilight’ı izleyeceğimi söylemiştim. New Moon’dan sonra elimin altında bulunan Alacakaranlık’ı da okudum. Kitaptan zaten çok bir şey beklemediğim için o konuda bir hayal kırıklığı yaşamadım. Fakat şöyle bir kıyağım var. Kitabı okumak yerine sadece bu sayfayı okusanız da aynı etki altında kalacağınızı düşünüyorum. Gereksiz romantizmden ve başarısız aksiyondan arındırılmış olarak tüm hikayeyi 2 dakika içerisinde okuyabilirsiniz. Filme dönecek olursam, film de oldukça başarısız. Kötü görsel efektler, yanlış çekim açıları, kötü oyunculuk… Bir filmi kötü yapabilecek her şey bu filmde mevcut. Bu kadar olay yaratmasının sebebi gerçekten niteliksiz seyirci (bu seyircilerin çok konuşması da etkili tabii). İkinci film için söylediğimi bu film için de söylüyorum. Boşuna izleyip vakit kaybetmeyin. Bu yazıyı okuyorsanız zaten belirli bir zeka seviyesinde olduğunuzu düşünüyorum ve inanın bana bu film size göre değil (okuyucusuna yalakalık yapan yazar! ne kadar yeni bir şey değil mi?).
Hot Rod
Bir süredir Saturday Night Live izliyorum. Canlı yayında skeçlerin olduğu bir program. Açıkçası ben oldukça başarılı buluyorum. Her hafta ünlü bir konuğun sunup, skeçlerde rol almasıyla sıkıcılığın da önüne geçilmiş oluyor. Andy Samberg (yandaki “bıyıklı” adam) bu şovda rol alan oyunculardan biri. Aslında Andy Samberg’den ve SNL’dan ayrı olarak bir yazıda bahsetmek istiyorum o yüzden filme geçeyim. Film düşük bütçeli olsa da benim beklentilerimi karşıladı. Filmin ilk on dakikasında beklentilerimi düşürmem gerektiğini anladım. Komik sahneler beklediğimden daha azdı. Fakat gerçekten birkaç yerde de beni iyi güldüren yerler vardı. Filmde oldukça deneyimli oyuncular olduğundan dolayı oyunculukta herhangi bir sorun görmedim. Fakat konunun biraz boş olduğunun farkındayım. Üvey babasının kalp nakli için başarısız bir dublörün 15 okul otobüsünün üzerinden atlayarak 50000 $ toplaması üzerine kurulu bir film. Konu açmadı mı? Ben de öyle düşünmüştüm. Dediğim gibi çok başarılı bir film değil. İzleyecek başka bir şey yoksa zaman ayırıp göz atabilirsiniz.
Up
Animasyon filmleri insana aradığını veriyor. Hatta bence son zamanlarda kendilerini de aştılar. Eğlencenin yanı sıra duygusal ögeler de içermeye başladılar. Hatta gerçek hayattan esinlenerek yapılan animasyonların da olacağını düşünüyorum. Pixar yapımı olan Up, firmanın genel kalitesine uygun bir film. Animasyon filmlerinde olduğu gibi film rengarenk, konu basit ve eğlenceli. Çocukların ve büyüklerin birlikte izleyebileceği, iki türün de farklı bir şeyler aldığı bir film. Wall-E kadar etkili olmasa da yine de bağımsız sinemanın çıkardığı animasyon örneklerinden daha iyi bir yerde. Pixar’ın filmlerinin mutlaka izlenmesi gerektiğini düşünür hale geldim. Türünün en iyi örneklerini bu şirket çıkarıyor. Bu film de mutlaka izlenmesi gereken filmlerden. Zaten eğlenceli olmasının yanı sıra pek çok duruma da uyabilecek bir film.