1.5 yıl önce 5800 ilk çıktığında TeknoSA’ya gidip kurcalamıştım. O zamanlar teknoloji yazıları da yazıyordum. Bu sürede pek çok şey değişti. Çok fazla teknoloji blogu olunca benzer yazılar yazıldı ve ben bu işten hoşlanmadım. Sinema da aynı yolda hızla ilerliyor. İnsanımızın blogdan anladığı arkadaşlarına hizmet için kopyala yapıştırdan farklı değil. Neyse bu yazıda blogosferden bahsetmeyeceğim. Bu yaz ben de 5800 sahibi oldum. Telefonun fiyatının uygun olması ve Nokia‘nın Türkiye’de güvenilen bir marka olması bu telefonun hala satmasına neden oluyor. Ben de birkaç aydır kullandığım için daha geniş bir inceleme yazmamın faydalı olacağını düşündüm.
- Telefonun iki modeli var. 5800 XpressMusic ve 5800 Navigation Edition. Modeller arasında sadece renk farkı var. Kutu içeriği de farklı ama benim kutumdan araç kiti çıkmadı.
- 5800′ın dokunmatik ekranı hassas değil. Kalem kullanmadan yazmak zor.
- Düz modelin kırmızı ve mavi renk seçenekleri var. Navigation Edition ise siyah.
- İşletim sistemi inanılmaz kullanışsız. Ayarlar çok karışık. Telefonun ana ekranı çok fazla özelleştirilemiyor.
- Telefonla internete girilebiliyor ancak tarayıcı yavaş ve internete bağlanmak rahat değil.
- GPS desteği sınırlı. A-GPS düzgün sonuç vermek için baz istasyonuna bağlanıyor. Bu özelliği her kullanışınızda faturanıza 20 kuruş olarak yansıyor.
- 3. parti yazılım yüklemek için Ovi Store kurulu geliyor ancak yazılım çeşidi sınırlı ve mağazada gezinmek sıkıntılı.
- 3.2 Megapiksel kamera beklediğimden daha iyi sonuç veriyor (örnekler).
- Çift led flaşı fener olarak kullanmak daha faydalı.
- XpressMusic Ovi Music’ten bir yıl sınırsız müzik indirmeyle birlikte geliyor.
- Telefonun tasarımı yüzünden ekranı çevreleyen bant çok toz topluyor.
- Dokunmatik ekran kalemi çok kullanıldığı zaman yuvasından düşmeye başlıyor.
- Telefon yatay çevirdiğinizi anlıyor ama hassas değil ve yavaş çalışıyor.
- Şarj konusunda bir sıkıntı yok. Hafif kullanımda bir hafta şarj etmeden kullanmak mümkün.
- Facebook ve Twitter kullanımı için uğraşmanız gerekiyor. Twitter’a resim yükleyebilmiş değilim.
- 8 GB microSD kart kutudan çıkıyor.
Puanlandırma:
| Ergonomi: | Puan: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
| Pil Ömrü: | Puan: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
| Kullanım Kolaylığı: | Puan: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
| Kamera: | Puan: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
| Fiyat/Performans: | Puan: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Genel Puan: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |



Genellikle animasyon filmlerinden bir şey beklemem ve bu yüzden de çoğunu beğenirim. İstisnalar var tabii. Mesela Pixar’dan ne çıksa şüphe etmeden izlerim. Fakat nedense bu sefer her zaman olduğum kadar memnun kalmadım. Film güzeldi, ona lafım yok ama bir Wall-E değildi. Hatta bir ara yeni oyuncaklar tanıtıp, eskileri de hatırlatıp daha çok para kazanmak istediklerini bile düşündüm. Konu olarak çok eğlenceli olmasa da oldukça eğlenceli kısımlar vardı filmde. Benim çok sevmemiş olmam
Bu kadar geç izlediğim için kendime küfürler ediyorum. Baya büyük küfürler hemde. O kadar kişi de git sinemada izle dedi. Bazen insanları dinlemekte fayda var. Hoş gitmek isteyip de gidemediğim durumlar da oldu. Her neyse sonuçta Inception’ı da izledim. Bu film için kısaca olmuş diyebilirim. Senaryo güzel, oyunculuk iyi, özel efektler mükemmel… Rüya içinde rüya olayı ise tamamen zekice (tamam benim de aklıma geldi ilkinin rüya olduğunu anladığımda). 2.30 saat olsa bile uzunluğu hiç rahatsız etmiyor. Son dönemlerde Leonardo
Herhalde bu yazıda