İngiliz Dizileri

uk flag İngiliz Dizileri Şu sıralar tam hakim olmadığım konularda yazılar yazıyorum. Bu iyi mi kötü mü bilemiyorum ama beni araştırma yapmaya itiyor. Yeni şeyler öğreniyorum, farklı bakış açıları keşfediyorum. Umarım bana faydalı olduğu gibi size de faydalı oluyordur. Burayı okuduğunuza göre konuyla ilgileniyorsunuz. Dikkatinizi çektiğime göre sizi şöyle yazının devamına alayım.

Continue reading

Bloglama vs. Twitleme

blog lg2 Bloglama vs. Twitleme Sanıyorum Twitter’a ve Friendfeed’e bulaşan blogcularda bir miktar yazı azalması var. Bu bana öyle geliyor da olabilir. Genelde teknoloji blogları takip ettiğim için bir gündem olmadığı sürece pek fazla yazı görmemek oldukça normal. Ama fikir üreten ve hayatlarını anlatan bloglar için durum tam tersi olabilir. Sonuçta uzun yazılara çevirdikleri fikirler büyük bir olasılıkla bir cümleden esinlenilmiş veya aslında kısaca anlatılabilecek şeyler.

Blogcu olarak yaşadığımız en büyük sorun mutlaka yazılması gereken fakat en fazla kısa iki paragrafla anlatılabilecek şeylerdir. Örneğin bir dizinin yeni sezonunun başlaması. Bu konuda verilebilecek çok fazla bilgi yok. Bunu bloglamak yerine twitlemek açıkçası oldukça verimli olacaktır.(blogging 0 – twitting 1)

Twitlemenin karakter sınırlaması yüzünden bazı konularda detay verememekten mağduruz. Bloglama ile bu konuda bir sorun yaşamıyoruz tabii ki. Fakat twittingin bu sorunundan link vererek kolayca kurtulabiliriz. Fakat yine de gelişmiş bilgileri verirken kendi blogunuza link vermeniz daha iyi olacaktır.(bana göre bir eşitlik söz konusu blogging 1 – twitting 2)

Video ve resim paylaşma konusunda twitting sadece link vermekle yetinebiliyor. Bloglar ile çoğul içeriği interaktif bir şekilde paylaşabiliyoruz. (blogging 2 – twitting 2)

Artık bloglar üzerinden de bir nebze olsun sosyalleşmek mümkün ancak Twitter, friendfeed ile birleşince durdurulamaz bir hal alıyor. (blogging 2 – twitting 3)

Twitter’da hangi yazınıza yönelik ne yazıldığını bulmak bir miktar zor. Fakat bloglarda yorumların yazılara göre ayrılması hem tartışmayı birarada tutuyor hem de körüklüyor. (blogging 3 – twitting 3)

Twitlerken # ile belirli bir sınıflandırma yapabiliyoruz ancak bloglarken kategori ve etiketler sayesinde hem okuyucuya yardımcı oluyoruz hem de düzenli bir sistem oluşuyor. (blogging 4 – twitting 3)

Eski twitleri açıp okuyan yok denecek kadar az. Bloglarda ise düzgün arşivlemeyle yıllar öncesinin yazıları ziyaretçi çekmeye devam edebiliyor. (blogging 5 – twitting 3)

Bloglama için portatif araçlar gerçekten kullanışsız. Fakat masaüstü araçları oldukça güçlü. Twitleme için ise tam tersi geçerli. (blogging 6 – twitting 4)

Sonuç: Yaptığım skorlara dayanarak bloglamanın twitlemeden daha üstün olduğunu keşfettim. Tersini düşünüyorsanız buyrun yorumlayın.

Twitterda Farklı Bir Amaç

myspacepicturecodes106 thumb Twitterda Farklı Bir Amaç

aplusk 1 milyon takipçiye ulaştı. Peki ne oldu? En değerli hesap falan filan. Gelip geçici şeyler bunlar. Benim daha büyük bir iddiam var. Hiç takipçisi olmayan hesap! Evet. Takipçilerimi serbest bırakacağım. Engellemeyeceğim veya silmeyeceğim. Açık olacak. Fakat takipçilerime hakaret edip beni takip etmelerini engelleyeceğim. Böylece hiçbir takipçi olmamasını hedefliyorum. Nasıl?

Takip etmemenizi istediğim hesap

Kendi Bakış Açımdan Sosyal Ağ Gelişimi

sna segment Kendi Bakış Açımdan Sosyal Ağ Gelişimi

Baştan belirteyim bu yazı Sosyal Ağlar hakkında. Bunu belirttikten sonra aklımdaki düşünceyi size aktarmaya çalışayım. Öncelikle internetin kullanımının yaygınlaşması ve hızlanmasıyla internet, komik videolar izlenen bir araç olmaktan çıkarak iletişim aracı olma yolunda büyük yol katetti. Aslında Internet’in asıl amacı iletişimdi ama popülerleşmesiyle doğal olarak bir eğlence aracı oldu. Kendimden yola çıkarak düşünüyorum, geniş bant internete geçmem dizilere, filmlere ve müziklere ulaşımımı kolaylaştırdı. Yoğunluğu eğlenceye verdim. Birçok kişinin de benim gibi amaçları olduğuna eminim. Fakat internet karşısında geçirdiğimiz zaman arttıkça, arkadaş çevremiz genişledikçe açıkçası farklı ihtiyaçlarımızın doğduğu açıktı.

Continue reading

Nvidia Ion : Gittikçe Küçülen Bilgisayarlar

reference photo5 Nvidia Ion : Gittikçe Küçülen Bilgisayarlar Bilmem hatırlar mısınız eskiden 10x10x8 cm boyutlarında küçük bilgisayar haberleri olurdu. Linux ile çalışan prize takıldığında ufak bir şarj aleti gibi olan bu bilgisayarlar nedense hiç yaygınlaşmadı. Büyük bir olasılıkla işlem gücü yetersizliği ve kullanım yeri olmamasından dolayıdır. Fakat teknoloji geliştikçe bilgisayarlara olan ihtiyacımız giderek artıyor (Fibonnacci dizisi şeklinde olduğuna inanıyorum. büyük bir olasılıkla da öyledir). Cebimizde taşıdığımız cep telefonunun veya müzik çaların işlem gücü 40 yıl önce aya gönderilen bilgisayarlardan daha fazla (aslında döneminde daha güçlü işlemciler olduğu halde daha iyi bilindiği için eski işlemciler de kullanıyormuş. mesela mars araçlarında intel 8088 çipleri varmış. hem doğa koşullarına daha dayanıklı hem de mühendisler içini dışını biliyorlar artık). Bu inanılmaz gelişmeler üretimin daha hassas (şu an 32nm. üretim yapılabiliyor 22nm. üzerinde çalışmalar başlamış) yapılabilmesiyle daha küçük çiplerin daha büyük işleri daha az elektrik ile başarabilmesinden kaynaklanıyor. Bunun etkilerini hayatımızda görüyoruz. Daha işlevsel cep telefonları, işlem gücü artık dizüstü bilgisayarlar, el oyun konsolları, taşınabilir müzik çalarlar… Gelmek istediğim nokta başladığım nokta. Yani küçük bilgisayarlar.

Continue reading