The Usual Suspects

Puan: star The Usual Suspectsstar The Usual Suspectsstar The Usual Suspectsstar The Usual Suspectshalfstar The Usual Suspects

The Usual Suspects

the usual suspects line up 300x193 The Usual SuspectsYavaş yavaş klasikleri eritiyorum. The Usual Suspects’i daha önceden de izleme planlarım vardı ama sıra ona gelmemişti. Okulda sinema ve tiyatro topluluğunun gösteriminde izleme şansı buldum. Kevin Spacey‘nin 2000′li yıllardan önce oynadığı filmleri şüphe etmeden izleyebilirim zaten. Sonunda beklenmedik olaylar olan filmleri de severim. Bu film bunları bir araya getiriyor. Eğer izlediğiniz filmde Türkiye’den bahsedilmesi hoşunuza gidiyorsa bu filmi siz de sevebilirsiniz. Mutlaka izlenmesi gereken bir film diyemem ama günümüzün filmlerinden daha kaliteli olduğu söylenebilir.

Ayın İncileri: Kasım 2010

Geleneksel ayın incileri yazısına hoş geldiniz! Bakalım Kasım ayı boyunca ne arayarak buralara gelmişler.

  • onur tuşa baykal
  • uzaylılar yoktur
  • america başkenti
  • amerika’da yaşanmış gerçek film
  • ancili film aksiyon
  • ay yürüyüşü yapan “12 insan” -micheal -jackson
  • bedava dünyanın en yeni porno vidiyoları
  • bilgisayar oyunlarını neden çok seviyorum
  • doctor who anafikir
  • eryaman kızları
  • eğlenceli ve güzel kız filmleri
  • iç çamaşırına yazı yazma
  • limonata yarışı
  • malik çiçekli pornoso
  • onu otobüste gördüm
  • oto stop filmi 1990 lardaki izle
  • son uzaylı görüntüleri
  • twitterdan mesaj çekemiyorum yardım
  • www saçmalar komik pornolar com
  • yakinlaradan biriyle tanismak

Superonline Fiberoptik Günlükleri #1

logo Superonline Fiberoptik Günlükleri #1 Yaklaşık 2 senedir Koç.net Biri kullanıyorum. Biri’yi seçme nedenimse sözleşme olmadan rahat rahat kullanabilmemdi. Fakat son zamanlarda sık sık bağlantı kesilmeleri, yavaşlıklar yaşamaya başladım. Tamam benim bağlantılarımdan da kaynaklı problemler vardı ama herhangi bir destek sağlamadılar. Ayrıca fatura ödeme konusunda bazı soruları vardı. İnternetten ödediğimde sistemlerinde gözükmeyebiliyordu. Normal kullanımda çok da kritik değil internetin olmaması ama okul dönemi çok ihtiyaç duyabiliyorum. O dönemlerde internet bağlantısındaki bu dalgalanmalar beni çılgına çeviriyor. Ben de hem hız hem de stabilite açısından rahat etmek için bir süredir fiberoptiğe geçmeyi düşünüyordum.

Bayram sonrası ilk Cumartesi günü kapıya gelen iki Superonline elemanı ile kampanyalarını tanıttılar. 1 ay ücretsiz deneme, 3 ay indirimli kullanım. Sonrasında ayda 49 liraya 10 Mbit “sınırsız” internet. Öncelikle eleştirime elemanlardan başlayacağım. Gönderdikleri elemanların teknolojiden hiç anlamadıkları belliydi. VoIP‘i, Wi-Fi (vifi şeklinde telaffuz ederek) desteği var diyerek yanıtlamasından belliydi zaten. İhtiyacım olmasa öyle kötü elemanlarla muhatap olmam gider kendim hallederdim ama yaptık işte bir hata. Bir aylık ücretsiz deneme kullanımını da başvuru yapıldığı gün başlatmaları hiç hoş değildi. 1 aylık deneme süresinin bir haftası kurulumu beklemekle geçti.

Haftaiçi mesai saatlerinde evde olmadığımdan haftasonu kurulum yapmalarını istedim. Telefon numaramı verdim. Hatta özellikle de evden değil cep telefonundan aramalarını söyledim. Başvurumu alan elemanlar da zaten gelmeden önce randevu verileceğini söyledi. Ben de aramalarını bekledim. Bir sonraki cumartesi (27.11.2010) tarihinde çat kapı kuruluma geldiler. Randevuyu kafalarına göre ayarlamışlar anlaşılan.

Kurulum için baca boşluğundan bodrum katındaki switche kablo uzatmaları gerekiyordu. Önce şohbenin yanında bir delik açtılar. Kablo bir şeylere takıldığı için halledemediler. Daha sonra banyodaki ızgarayı sökerek, oturma odasından banyoya bir delik açarak çözümü buldular. Tabii bu sırada baca boşluğuna gereksiz bir delik açılmış, yerler kirlenmiş, duş kabinin içindeki ızgara sökülmüş, banyonun tavanındaki metaller yerinden çıkartılmıştı. Izgarayı yerine silikonla takarsınız dedikleri anda evi mahvedip gideceklerini anladım. Kurulumu tamamladılar. Ben modem ayarlarını yaptım. Kuruluma gelenler kendi bilgisayarlarını getirmedikleri için benim bilgisayarımdan kurulum yaptılar. Benim bu işlerden anladığımı görünce “gerisini siz yapabilirsiniz herhalde” deyip, gittiler. Geriye fazladan bir delik, sökülmüş bir ızgara ve yerlerdeki duvar parçaları kaldı. Herhangi bir temizleme aracı getirmedikleri gibi, boşu boşuna da zehirlenmeme bile neden olabilecek bir delik açtılar.

Temizliğimi tamamladıktan sonra interneti denemeye kalkıştım. İlginç bir şekilde bazı sayfalar açılmıyordu. Neyse ki Google açılıyordu da sorunu arayabildim. Bu sorun Tilgin modemlerde yaşanıyormuş. Çözümü de şöyle:

Modem arayüzüne giriş yaptıktan sonra Setup sekmesinden WAN/Connections ayarlarına giriyoruz. Available connections‘tan superonline‘ı seçiyoruz. Altta Firewall ayarlarından “Clamp TCP MSS to MTU” seçeneğini seçip kaydediyoruz.

Bu ayarları yaptıktan sonra Google DNS veya OpenDNS ayarlarını da yaparsanız tüm sayfalar açılabiliyor.

Baştaki sorunları halletmek oldukça problematik oldu. Bu sorunların hepsi elemanlardan kaynaklı. Düzeltilmesi oldukça kolay problemler. Bakalım bundan sonra ne tür maceralar olacak. Bu “bir aylık” deneme sürecinde tekrar superonline ile ilgili yazılar yazacağım. Önümde telefonu iptal ettirme, Superonline VoIP kullanımı, ADSL‘i iptal ettirme ve ADSL iptal masraflarını Superonline’a karşılatma (sözleşmeli kullanıcılar için 150 liraya kadar istenen ücretleri karşılıyorlarmış) gibi maceralar var.

Kargo Mezhepleri ve John Frum

JohnFrumCrossTanna1967 300x200 Kargo Mezhepleri ve John FrumRichard Dawkins’in God Delusion‘ını okuduğum bir sır değil (bu yazı o kadar uzun bir süredir taslak olarak bekliyor ki, ben yazmaya başlayana kadar kitap bitti). Burada 1950′li yıllarda İkinci Dünya Savaşından sonra daha önce başka hiçbir insan topluluğuyla iletişim kurmamış Asya adalarına ABD uçaklarla mühimmat göndermeye başlıyor. Bundan önce etraflarında beyaz insan bile görmemiş bir toplum uçaklarla mühimmat getiren, havaalanı yapan, şehirler kuran beyaz insanlar görünce kendilerinin çok ilerisinde olan bu teknolojiyi din haline getiriyorlar.

Bu yazıda herhangi bir dini veya genel olarak inanç kavramını eleştirmeyeceğim ama kargo mezhepleri gerçekten insanların bu konularda nasıl düşündüğünü gösteren oldukça ilginç bir örnek.

Ünlü bilim kurgu yazarı Arthur C. Clarke‘ın üç tahmin yasası şöyle diyor:

  1. Başarısı kabul edilmiş ama yaşlı bir bilim adamı, bir şey mümkün diyorsa neredeyse her zaman doğrudur; bir şey imkansız diyorsa, muhtemelen yanlıştır.
  2. Mümkün olan şeylerin sınırları için biraz imkansıza cüret etmek gerekir.
  3. Yeteri kadar gelişmiş bir teknoloji sihirden farksızdır.

Burada bizi ilgilendiren yasa tabii ki 3.sü. Bugün uzaydan çok gelişmiş bir ırk bizimle iletişim kursa mantığını bir miktar olsa da anlarız. Fakat bu iletişim 200 yıl önce olsaydı insanlar birbirini öldürür, isyanlar çıkardı. Kargo mezheplerinin Endonezya, Mikronezya ve Papua Yeni Gine’de görüldüklerini düşünürsek nesillerce izole hayat süren toplumlara birden uçak gösterirsen elbette bu onlara mucize gibi gelir. Bu yerlerde uygar topluluklar olsa bile teknolojik atılımlar onlar için de dünya genelinden çok daha sonra gerçekleşti.

İlginç bir olay da kargo mezheplerinin Hristiyanlığa oldukça benzemesi. Kargo mezheplerinin inananları (bugün sadece Vanatu‘nun Tanna adasında inananlar var) John Frum isimli birinden bahsediyorlar. John Frum kargo mezheplerinin peygamberi sayılabilir. Kim olduğu bilinmiyor ancak o sıralarda hizmet vermek için o bölgede bulunan ve yerlilerin saflığından yararlanan bir insan olduğu açık. John Frum insanlara ev, yiyecek ve ulaşım vaad ederek insanların kendisine inanmasına neden oluyor. İnananlara sorulduğunda da kendisinin bir gün kargo uçağıyla geleceğini ve vaad ettiklerini inananlarına vereceğini söylüyorlar. Ayrıca Frum yerlilere tüm beyazların bölgelerini terk edeceği ve yerlilerin beyazların kullandığı materyallere ve eğlencelere sahip olacağı bir gelecekten bahsediyor.

1941 yılında Frum’ın bu safsatalarına inanlar çılgınca para harcamaya, eğlenmeye ve önceki inançlarından uzaklaşmaya başlıyorlar. Bölgede 300.000′e yakın asker buluyor ve bu askerlerin ülkeleri bu hareketi durdurmaya çalışıyorlar. John Frum’ı rezil etmeye çalışıyorlar, taklitlerini hapsediyor hatta mezhep liderlerini sürüyorlar. 2. Dünya savaşı bittikten sonra John Frum’ın inananları onlara “kargo” getirsin diye anıtsal pistler inşa ediyorlar. 1957′de Tanna’da barışçıl olan T-A-USA (Tanna Army, United States of America) isimli bir örgüt kuruyorlar. Bu örgüt ordu gibi yürüyüşler düzenliyorlar (hala devam ediyor). Bu örgütün 70′li yılların sonunda özgür ve demokratik Vanatu’nun oluşmasına da karşı çıkıyorlar. Böyle bir oluşum batının “modern” ve Hristiyan geleneklerinin ülkede yayılacağını iddia ediyorlar.  Bu oluşum bugün siyasi bir parti olarak hayatını sürdürüyor.

Kaynaklar:

1. Dawkins, R., The God Delision, ch. 5
2. Wikipedia, John Frum
3. Wikipedia, Cargo cult
4. Wikipedia, Clarke’s Three Laws

Vampires Suck

Puan: star Vampires Suckblankstar Vampires Suckblankstar Vampires Suckblankstar Vampires Suckblankstar Vampires Suck

Vampires Suck (Biri Beni Isırdı)

vampires suck movie 300x191 Vampires SuckSon zamanlarda yaşanan vampir çılgınlığını eleştiren bir film çekilmemesi kaçınılmazdı. Artık popüler olan her şeyin Scary Movie benzeri çekiliyor. Tabii bu filmlerin çok azı izlenmeye değer. Vampires Suck da izlenmeye değer olmayan kopyalardan. Hak veriyorum şu vampir çılgınlığı gereksiz olduğu kadar komik de ama artık farklı eleştiri yöntemleri bulunmalı bence. Pek çok vampir örneği olsa da filmde Twilight serisinin filmlerine odaklanılmış. Mekan, karakter ve kostüm olarak oldukça benzediğini söyleyebilirim. Arada True Blood‘a, Buffy’e birkaç gönderme yapılsa da hissedilir derecede değiller. Fakat Team Jacob, Team Edward ve çıplak gezme olaylarında değindikleri iyi olmuş. Saçma sapan şeyler var seride. Sonuç olarak vampir olaylarını seviyorsanız belki izlemeye değer olabilir ama çok kalitesiz ve kötü esprilerle dolu bir film olduğunu belirtmek isterim.
Continue reading