Cloudy With a Chance of Meatballs
Bu animasyon filmi aslında oldukça ünlü bir çocuk kitabından yola çıkılarak hazırlanmış. Ben sadece Saturday Night Live oyuncuları seslendirme yapmış diye izlemeye karar vermiştim. Hatta film çıktığında afişi yüzünden oldukça kötü bir film olduğunu düşünmüştüm. Tabii filmi izleyince fikirlerim değişti. Eğlenceli bir animasyon filmi olmuş. Hatta kahkahalarla güldüğüm sahneler bile oldu. Filmin konusu da insanı sıkmıyor. Akıcı bir film olmuş. Film hakkında aklıma gelen tek kötü şey bu filmi izlerken karnınızın acıkması. Gökyüzünden sürekli yiyecek yağınca karnınızın acıkması an meselesi. Filmi animasyon sevmeyenler dışında herkese tavsiye ediyorum. Eğlenceli ve geniş kitleli bir film olmuş. İzleyelim, izletelim. Karnımızı da doyuralım.
G.I. Joe: The Rise of Cobra
Bu film hakkında birşeyler söylemeden önce sanırım G.I. Joe hakkında bilgi vermeliyim. G.I. Joe, Hasbro (Monopoly’i üreten firma) tarafından üretilen ve Amerika’da oldukça popüler olan bir askeri oyuncak markası. Türkiye’de popüler olan Action Man’in takımsal bir versiyonu denebilir. Zaman içerisinde bu oyuncaklar oldukça popüler olunca çizgi romanı ve çizgi filmi de yapılmış. Bu film de çizgi romandan uyarlanmış. Çizgi romandan uyarlandığı için olanaksız teknolojiler, keskin bir şekilde belirgin iyi ve kötü taraflar var. Bu tür şeyler yüzünden çizgi roman filmleri bana abartı geliyor ama senaryo açısından pek çok aksiyon filminden de daha ileride oluyorlar. Bu film tamamen aksiyon üzerine kurulu ama yanda gelişen bir senaryo da var. Özel efektler herhalde filmin her sahnesinde kullanılmış. O kadar çok ki takip etmekte zorlanabilirsiniz. Aksiyon severlerin kaçırmaması gereken bir film. Devamı da çekilecek gibi duruyor.
City Island
City Island, Bronx’ta bulunan eski bir balıkçı adası. Bu bilginin ne önemi var? Hiçbir önemi yok sadece böyle giriş yapmak istedim. Bir festival filmi. Festival filmlerinden genellikle pek bir şey beklemem ama bu filmi Andy Garcia var diye izlemeye karar verdim. Beklediğimden çok daha iyi bir filmle karşılaştım. Yer yer eğlenceli bir drama filmi. Karakterler gerçekçi, senaryo güzel, çekim insanların izleyebileceği kalitede. Filmin vermeye çalıştığı bir mesaj da var sanırım ama filmi eğlenerek izlediğim için satır aralarına dikkat etmedim. Filmde Andy Garcia’nın ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu gördüm, Ocean serisinden pek bir şey anlaşılmıyor. Yandaki resimdeki duruş filmin en beğendiğim sahnesi. Karısının sigara içtiğini bilmemesi için banyonun camına çıkıp orada sigara içerken kitap okuyor. Oğlu da alt katın balkonuna çıkıp sigara içiyor. Karısı evde kimse olmadığı zaman ortalıkta sigara içiyor, kızı da sigara içiyor. Tüm aile sigara içiyor ve hepsi birbirinden gizliyor. Aslında film tamamen ailenin sakladığı sırlar üzerine kurulmuş. Serim düğüm çözüm hoş. Tavsiye edebileceğim nadir filmlerden. Gelinim sana söylüyorum Onur sen izle.
Uzun zamandır doğal felaket filmi izlemiyorduk. İyi oldu, Disaster Movie’ye hak verdim. Film boyunca pek çok şey abartılmış. Nedense ortalamanın üzerinde bir film bekliyordum. Hatta iyi film değil denildiğini de duymuştum. 2.30 saat boyunca filmi takip ettim ama bir yerden sonra koptum. Sadece üç ders uçuş almış adamın işin bokunu çıkarması, nuhun gemisi falan gerçekten sıkıcı şeylerdi. Filmin özel efektleri konusunda pek bir şey diyemeyeceğim küçük bir ekranda seyrettim çünkü. Ancak güzele benziyorlar (çatlak efektleri hariç). Kevin Spacey’nin bu filme hiç uygun olmadığını da eklemek istiyorum. Aksiyon adamı değil bence o. Gerilim, drama falan oynasın. Mutlaka izlemeniz gereken bir film değil. Doğal felaket filmlerinden hoşlanıyorsanız 2012 yüksek kaliteli bir doğal felaket filmi.
Bu film Death Race’e çok benziyor. Konsept oldukça yakın. İdam cezasına çarptırılmış mahkumlar cezadan kurtulmak için hayati tehlikesi bulunan bir televizyon programında yarışıyorlar ve inanılmaz seyirci sayıları var. Aynı temel. Fakat filmler buradan sonra ayrılıyor. Death Race kuru bir aksiyonken Gamer’da insanlığı sorguluyorsunuz. Evet Gamer temel olarak bir aksiyon fakat vermek istediği mesajlar var ve gerçekten derin mesajlar bunlar. Filmde insanlara yerleştirilen nano-çiplerle insanları başka insanların kontrol etmesi mümkün. Bu özellik ordu için geliştirilse de eğlence sektöründe hayat buluyor. Sims tarzında bir oyun düşünün. Karakteriniz gerçek bir insan. Bunun çok ciddi sonuçları olabilir. Tabii inanılmaz bir maddi getirisi de. Filmin aksiyon yönü yeterince tatmin edici. Çatışma sahneleri oldukça gerçekçi, özel efektler uygun kullanılmış. İsterseniz sadece bir aksiyon filmi seyreder gibi de seyredebilirsiniz. Ortalamanın üzerinde bir film. Ben beğendim. Mutlaka izleyin demiyorum yine de ama aksiyon açlığınız varsa izleyin. Fakat aksiyondan fazlası var bu filmde.
Michael Jackson iyi ki öldü. Ölmeseydi sanatına bugün gösterilen saygı gösterilmeyecekti. Vefatından önce pek çok kişi (buna ben de dahilim) Michael’a ön yargıyla yaklaşıyordu. Bu ön yargının kırılması çok iyi oldu. Evet, büyük bir yıldızı kaybettik belki ama genellikle Türkiye’de gördüğümüz birini kaybettikten sonra değerini anlama durumu bu sefer çok daha geniş bir etkide hissedildi. Vefatından çok kısa bir süre sonra This Is It isimli bir turneye çıkacaktı. Sahne sanatı açısından iyi bir örnek teşkil edecek bir programdı ancak gerçekleştirilemedi. Bu filmde bu konserlerin hazırlık aşamaları bir araya getirilerek bu konser hissi verilmeye çalışılmış. Ben daha belgesel kıvamında bir film bekliyordum ama bu film açık bir şekilde bir konser filmi. Sadece seyirci ve kostümler eksik. Michael’ın klasiklerinin çoğu çalınmış. Michael’la ve ekibiyle yapılan röportajlardan da kısa kesitler var. Ancak konser hissini azaltmıyor bu görüntüler. Fakat film Michael’ın iç dünyasına da götürmüyor sizi. Sadece sahnesine konuk oluyorsunuz. Ben bu açıdan beklediğimi bulamadım. Michael Jackson konseri izlemeyi de düşünmeyen biriydim, bu filmle konser performansını da görmüş oldum. Michael Jackson hayranıysanız kaçırmamanız gereken bir film.
Sanırım izlediğim her animasyon filmini tavsiye ediyorum. Tam emin değilim bundan ama olasılığı yüksek gibi duruyor. Genel olarak animasyon filmlerini eğlenmek için izlerim, belirli bir beklentim yoktur. Fakat bu filmin fragmanını görmüştüm ve açıkçası izlemek için sabırsızlanıyordum çünkü konusu çok ilginç gelmişti. Eğlenceli bir film olmuş. Kolay izlenebilecek bir seviyede. Ancak mükemmel değil. Daha iyi animasyonlar var. Fakat bu da bence başarılı bir çalışma. Sürekli Dünya’ya uzaylı gelmesini düşünürüz fakat hiç bizim başka bir gezegene uzaylı olarak gidebileceğimizi düşünmeyiz. Bu filmde temel konu bu. Seslendirmede çok ünlü oyuncular olmasa da (ünsüz demiyorum ama daha ünlü oyuncular da olabilirdi) izlenebilir seviyede. Konu ilginizi çektiyse seyredin derim. Onun dışında açıkçası kendisine çekebileceği bir noktası yok.
Müzik filmlerine devam ediyorum. Elimin altında başka bir müzik grubu belgeseli var mı bilmiyorum fakat oldukça izliyorum gördüğünüz gibi. Bu tür filmler genelde konu içermese de müziksel açıdan oldukça doyurucu oluyorlar. Bu film de John Lennon’ın arşiv görüntülerinin birleştirilmesinden elde edilmiş. Lennon’ın ses kayıtlarından da faydalanılarak kendisi sunucu haline getirilmiş. Bana pek etik gelmese de, para kazanma amaçlı bir prodüksiyon gibi dursa da sanırım altında kendi ellerinden geldiği kadar bir saygı gösterme amacı var. Lennon’ın Beatles günlerinden başlayıp, hayatının son dönemlerine kadar hayatına yakından bir bakış bu film. Zaten Yoko ile birlikte olduğu sıralarda etraflarında bir kamera dolaştırarak görüntülü bir günlük tutma tarzında bir alışkanlıkları da varmış (ilk video bloggerlar
Birbirlerine yakın dönemlerde vizyona giren filmler genellikle karıştırılır. Örneğin The Illusionist ve The Prestige örneğinde olduğu gibi. Bu filmler hem aynı dönemde vizyona girdiler hem de konuları aynıydı. 9 ile District 9 da birbirlerine yakın dönemlerde vizyona girdiler. İsim benzerliklerinin dışında açıkçası pek bir benzerlikleri yok, bu yüzden pek karıştırılacağını zannetmiyorum. Bu filmi ilginç kılan kısım Tim Burton ve Timur Bekmambetov etkisi. Sadece bu isimler olduğu için bu filmi izleyenler olacak. Bu film klasik animasyon filmlerine benzemiyor. Karanlık bir atmosferi, karanlık bir senaryosu var. Daha çok Tim Burton işlerini sevenlere hitap eden bir film gibi hazırlanmış. Doğruyu söylemek gerekirse ben çok memnun olmadım bu filmden. Filmin ruhu eksik (filmi izlemiş olanlar için bu cümle manidar olabilir). Tim Burton hayranı falan değilseniz (Timur Bekmambetov’u hiç sevmem) bu filmi izlemeyin.

Müzik gruplarının belgesellerine film gözüyle yaklaşıyorum. Daha önce de Anvil’in filmini 