Ayın İncileri : Nisan 2010

siyasi bıyıklar

Siyasi bıyıklar üçe ayrılır: sağ, sol ve burma. Badem yağı sürmeden siyasi olmaz ama.

14+6 ayakta minibüs yolculugu

Hani matematik evrensel bir dildi? Al işte. Nasıl bir canlı hayal ediyorsun anlamadım ki 14+6 ayağı olsun. 20 mi ne? 40 ayak var da onun minibüste işi ne. 20 kişi birden minibüse çok rahat sığar yani anormal bir durum yok bunda.

90 larda atv ingilizce çocuk

A-Takımıdır o. Tartışma programı olan değil. Aksiyon dizisi A-Takımı. Hangi kanaldaydı hatırlamıyorum ama. Senelerce televizyonda ingilizce çocuk göremedim ya ben ona yanıyorum. Sene olmuş 2010. Cık cık cık.

ammyy sürekli çalıştırma

Ben mi Türkçe konuşmuyorum yoksa dil mi çok çabuk değişiyor? Yoksa benim anlamadığım bir cinsel bir şeyler mi var orada? Kapat arada bir dinlensin, sürekli çalıştırma.

asosyallik başladı

Öyle ya ne yapalım. Bir gün biter elbette. Google’a sonuç vermiyorsun, sen soruyorsun o sana sonuç veriyor. Ters herif.

ayakta kalan şirketler hangi işlerle uğraşır

Simit satıyorlar, ayakkabı boyuyorlar. Ekmek aslanın sindirim sisteminde şimdi.

balzer makina galaksi 666

Herhalde Balzer marka 666 model galaksi makinesi arıyorsunuz veya sadece kafanız iyi. Bence kafanız baya baya iyi.

başarı sabah erken kalkmakla başlar

Her sabah 6′da kalkar çiğ bıldırcın yumurtamı yerim. Adam Google’a ders vermeye girmiş zaten. Her başarılı erkeğin arkasında da bir kadın varmış diyorlar. Bence onu da yay etrafa.

bi insan hergün saçmalama ya bu ne büyük başarı

Tüm Nisan ayı boyunca iki kere yazı yazmışım e insaf be! Bir de daha farklı aramalar yaparsan daha saçma şeylere ulaşabilirsin diye düşünüyorum.

bir zamanki meslekler adını ve bu mesleklerin neden kalktığı

Mesela baytar kaba diye kullanımdan kalkmış. Hayır sorgu düzgün olsa aradığını bulursun da çok saçmalamışsın be abi.

bira şişesinin kamyon yapımı

Şişeler eritildikten sonra elde edilen cam ile camdan kamyonlar yapılır. Tabii bu kamyonlar fazla büyük ve hassas olduklarından dolayı sadece süs olarak kullanılır.

birayı sevmenin yolları

Sevmiyorsan zorlama sevemezsin. Başka alkollü içecekleri dene derim. Bira bize kalsın.

blog kendimi anlattığım bir yazı

Burada seni anlattığımı zannetmiyorum. Tanıyor olsam belki adın geçer ama tahminle kim olduğunu da bilemem ki.

bu yazıyı okurken yandakı resım dönecek

Çok şey istiyorsun ama. Yanda resim yok bu yazıda ne yapacağız şimdi? Kusura bakma senin için resim koymaya niyetim yok.

engellenemeyen porno site adresleri

Sınır tanımaz pornocular derneği var. Önce ona üye oluyorsun onlar sana engellenmemiş adresleri aylık olarak gönderiyorlar.

eskişehir modern mi tutucu mu

Kime göre neye göre? Bana göre değil bir başkasına göre öyle. Mahalleden mahalleye değişiyor diyorlar. Gidip görmek lazım bence.

facebook taki resimleri bilgisayara kayıt etme programı küçük boyutlu

Programı buldun da küçük boyutlusu kaldı. Sağ tıklayıp resmi kaydetsen? Olmuyor mu? Bence sen beğendiğin kızların resimlerini kaydetmek istiyorsun. Pis herif.

gelmedin kendimi farmville verdim

Bu ayın lafı da bu! Nasıl bir özlemse artık adam kendini Farmville’e vermiş. Yapmayın, etmeyin kendinize yazık etmeyin.

ipad telefon özelliği varmış

Hadi canım! Öyle miymiş? Tamam da niye bunu aratıyorsun ki? Öyle bir özellik de yok yani. Boşver iPad’i, iPhone al.

jedi academy tespit edilemedi

Belirli bir yaşa gelince gerçek ile hayal arasındaki çizgiyi fark etmek gerektiğine inanıyorum. Ama sen yanlış yerde arıyorsun. Jedi Academy Google’da değil, Yavin 4′ye. O da uzak çok uzak bir galakside. Hayırlısı diyelim.

koalaların nesli tükendi

Yok abi demin Gençlik Parkı’nda gördüm bir tane. Gayet kanlı canlıydı. Şimdi bahar ayları ya çiftleşme falan derdinde onlar ortalıkta gözükmüyorlardır.

kurstan dosyamı aldım sonra

Dosyayı damgalat, sonra muhtarlıktan ilmuhaber al. Sonracığıma hepsini Sakarya’da bir varilde yak. Bütün bunları yaparsan kulaklarının kepçeliği geçecek ama ağzın çemçürecek. Onun çözümü ise bambaşka bir hikaye. Onu gelecek ay anlatayım.

lisede saç uzatmak serbest mi

Yok abi değil. Üniversite senin dediğin. Uzun görünümlü kısa saçlar (veya tam tersi) müdür ve müdür yardımcılarından kaçabilir.

neden oyunlar oynuyorsunuz

Uzaylısın herhalde sen. Oynamadın mı hayatında hiç oyun? Keyif verici madde arat bence. Oyundan ekmek çıkmaz.

otostop çekiyorum kendi içimde bakalım nereye kadar gidecek

Ayın bir diğer lafı da bu. 4 ay boyunca otostop çektikten sonra derin anlamlar verdi bana. Yapacak yorum bulamıyorum.

polis açıdan nano teknoloji

Kanıt peşinde falan izliyorsun süper. Kültürlüsün eyvallah ama abi Google kullanmayı öğren be!

saklambaç körebe gibi oyunları videosu

Oha! Kısa filmde veya benzer bir şeyde kullanacaksan eyvallah ama başka birşeyse tekrar oha! Oha oha oha!

savaş yönetme ama oynamayacaksın

İkinci dünya savaşı var, körfez de vardı taze bitti. Rome Total War falan oyna.

the doors filimlerini izlemek istiyorum

Ben de tekrar izlemek istiyorum. Oldu mu şimdi? İşim gücüm var oturup 2 saatlik filmi izleyeceğim bir de.

uzaylı onur

Şiiişt! Yüksek sesle söyleme!

şöförle konuşmanın tehlikeleri görsel

Otobüs durdurup bağcıklarını bağlayıp otobüse binmez isen şoför sana neler neler yapar tahmin edemezsin.

Saçmalama kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | 1 yorum

5 Tane Oynanası iPhone iPod Touch Oyunu

Efendim malumunuz artık ben de bir iPod Touch sahibiyim. Aslında bu konuda yazdığım bir yazı da vardı ama kayboldu falan neyse o uzun hikaye. Tabii bu oynatıcının en büyük özelliği geniş uygulama desteği. O dünyanın içine girmeden gerçekten ne kadar büyük olduğunu anlayamıyorsunuz. Lafı fazla uzatmayıp oyunlara geçiyorum.

RPG Snake

İsmi bana çok anlamsız gelmişti ama oyunu oynayınca aslında çok anlamlı olduğu ortaya çıktı. Oyunda çeşitli haritalarda canavarlar yiyerek kendimizi uzatıyoruz, belirli bir uzunluktan sonra haritanın bossunu da yedik mi diğer haritaya geçiyoruz. Tamamen bildiğimiz Snake mantığı. Kurallar da aynı. Engellere çarpma, kendine çarpma ve haritanın dışına çıkma. Oyunda ayrıca OpenFeint desteği var (OpenFeint bazı oyunlarda gömülü olan X-Box Live çakması bir sistem). Oyun sadece yatay oynanabiliyor. Tuşlar ise ekrandaki 4 büyük ok. Pikselleşmiş görüntüsüyle oldukça hoş bir oyun. Animasyonlar da eğlenceli. Bence iki sorun var. İlki her harekette çıkan rahatsız edici ses ve her karenin aslında iki şerit olması. Bu yüzden engellere çarpmak veya canavarları yiyememek gibi durumlar oluşabiliyor. Gelecek versiyonlarında düzeltileceğini sanmıyorum.

Age of Conquest

Age of Conquest (bundan sonra sadece Conquest) iPhone ve iPod Touch için yapılmış Risk çakması bir oyun. Gizli Hedef gibi de diyebiliriz. Oyunun kıtalar için farklı versiyonları var. Her versiyona özel görevler, haritalar ve başlangıç ülkeleri var. Oyunun Lite versiyonunu deneyip siz de karar verebilirsiniz. Kuzey Amerika, Güney Amerika, Avrupa ve Asya sürümleri var. Tercihen Avrupa ve Kuzey Amerika önerilir. Diğerlerini denemedim de zaten. Oyun belirli bir defa oynadıktan sonra en zor halinde bile çok da zor olmuyor. Sürekli kazanıyorsunuz ama yine de bu sizi oyundan soğutmuyor. Benim başında en çok zaman geçirdiğim oyun budur. Bence mutlaka oynanması gerekiyor. Rome Total War diyecektim unuttum, Total War serileri ile büyük benzerlikler gösteriyor. Her ne kadar asker türü gibi bir özellik olmasa da haritalı savaş biçimi olarak andırıyor. Linux, Windows ve Macintosh için aynı oyunun masaüstü versiyonları var. Android için de yine aynı oyun mevcut. Android’de multiplayer desteği de var. 2011′de Apple ürünleri için de multiplayer özelliği gelecek deniliyor. O kadar beklemeye hiç gerek yok bence. Alın oynayın.

Peggle

PopCap’in efsanevi oyunlarından biri. Bilgisayardaki sürümleriyle içerik olarak tamamen aynı. Fakat oynanış olarak çok daha ileride. Dokunmatik bir arayüzle çok daha eğlenceli ve rahat oynanıyor. Oyunun amacı kırmızı renkli blokların hepsini yok etmek. Bunu da metal bir topla gerçekleştirmeye çalışıyorsunuz. Bazı özel karakterler var. Oyundan önce bu karakterlerden biri seçiliyor. Bu karakterler sayesinde bir oyunda iki defa özel bir hareket yapabiliyorsunuz. Bu özel hareketlerden bazıları şöyle: ikinci bir top, düştükten sonra yukarıdan geri gelme, hizalama için topun gideceği yeri gösteren çizgi, alev topu… Oyunun ana kısmının bitmesi neredeyse 3-4 saat alıyor. Bundan sonra daha fazla kırmızı blok olan haritaları geçmeye çalışabiliyorsunuz. Mutlaka bir kez oynanması gereken bir oyun.

Flight Control

Flight Control, iPhone OS ile özdeşlemiş bir oyun. Eğer bu oyunu duymadıysanız mutlaka deneyin. Ücretsiz bir sürümü yok maalesef. Oyundaki amaç ekrana giren uçakları indirmek (helikopterler de var). Her aracın kendine özel bir iniş alanı var. Ayrıca her araç türünün de farklı bir hızı. Araçları çarpıştırmadan indirmeniz gerekiyor. Belirli bir noktadan sonra bu oldukça zorlaşıyor ama dünya rekorunu kıran adamlardan (30039 araç indirmiş, ben daha 100 yapamadım) taktikler alınabilir. Oyunun yeni sürümüyle birlikte yeni havaalanları, bu havaalanlarına özel uçaklar, hızlandırma ve multiplayer gibi özellikler geldi. Oyun geliştirilmeye devam ediyor. Oyunu severseniz bırakamayacağınız kesin.

Plants vs. Zombies

PopCap’ten başka bir efsane daha. Bilgisayar için çıktığında oldukça olan çıkartan bir oyundu. iPhone OS için çıkınca bu platformda da başarısını sürdürdü. Temel olarak çeşitli bitkilerle evinize zombilerin girmesini engellemeye çalışıyorsunuz. Bir çok çeşit bitki ve pek çok çeşit de zombi var. Bu yüzden ufak çapta da olsa bir strateji geliştirmeniz gerekiyor. iPhone ekranı biraz küçük gelse de aynı oyun iPad için de var. iPad’de çok daha mükemmel bir oynanış sergileyeceğine eminim ama küçük ekranda da harikalar yaratıyor. iPhone’un taşınabilir oyun pazarında büyük bir rakip haline gelmesinin nedeni bunun gibi oyunlar ve oynanış kolaylığı. Bilgisayarda oynadıysanız zaten iPhone’da da kurmuşsunuzdur ama hiç duymadıysanız bu oyun da mutlaka denenmesi gereken bir oyun.

Şimdilik bu kadar oyun tanıtıyorum. Belki gelecek aylarda yeni oyunlar ve daha kısa tanıtımlarla gelebilirim. Özellikle oyunlar için App Store veya korsan ipa linki vermedim. Oyunları nasıl temin edeceğiniz beni ilgilendirmiyor.

Apple, Cihazsal, Oyunsal, Programsal, Teknoloji kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , ile etiketlendi | 2 yorum

Moral Bozukluğu ve 31, Flatliners ve Clash of the Titans

Moral Bozukluğu ve 31

Uzun bir aradan sonra tekrar film izlemeye başladım. Açılışı da bu filmle yapıyorum. Bilen bilir sanatsal filmlerden pek hoşlanmam, bu yüzden festival filmlerini pek izlemem. Fakat arada istisnalar oluyor tabii. Ali Yorgancıoğlu’nun (aslında tam olarak onun değil ama pek de önemli değil bence) Moral Bozukluğu ve 31 isimli filmi pek çok açıdan bahsedilmeye değer bir film. Öncelikle en önemli bulduğum kısım filmin ücretsiz olarak buradan indirilebilmesi. Sinema için büyük bir adım bence. Böylece filme para verip pişman olacak olan seyirci sayısı yok edilmiş. İkinci önemli kısmıysa filmin 18 saatte çekilmiş olması. Tabii bunun kötü yanları da var elbette ama başarılı bir şekle sokulmuş. Filmin konusu pek de önemli değil. İndirin seyredin, gençlerin hayatında yer eden bir konusu var. O değil de bu filmin belki de en iyi yanı insanı film çekmeye teşvik etmesi. Çok iyi olmuş çok.

Flatliners

Flatliners hayatım boyunca en uzun sürede izlediğim film olarak tarihe geçti. Neredeyse iki ayda tamamladım filmi. Trivial Pursuit’te 3-4 kere bu film sorulunca, oyuncu kadrosu da ünlülerden oluşunca izlemeye karar vermiştim. Ünlü olarak Julia Roberts ve Keifer Sutherland var, diğer oyuncular ünlü mü bilmiyorum çok da sallamıyorum. O kadar uzun sürede izleyince özetini de o kadar kısa sürede yazmak istiyorum. Konu olarak kalplerini durdurarak near death experience (Türkçe karşılığı tam olarak ölüm deneyimi değil ama o karşılıyor bence) yaşamaları. Bu esnada da ilk günahlarıyla ilgili kabuslar görmeleri, bu kabusların da onların peşini bırakmaması. Sıkıcı bir konu, film de bir o kadar durağan. Gerilim ögeleri vermeye çalışmışlar ama başarılı olmamış. 1990 teknolojisiyle bu kadar oluyor demek ki. Filmde bir elektrikli battaniye var zaten, soğukken mavi ışık, sıcakken kırmızı ışık şaçıyor. Ben böyle bir şeyi uzay filmlerinde görmedim. İzlemeyin, uzak durun bu filmden. Ama Trivial Pursuit’te gelir o yüzden bilmek lazım.

Clash of the Titans

Bu yazının bir ay beklemesine neden olan film budur! Aslında bu yazının yayına girmesini sağlayan film desem daha doğru olur. İlginç bir şekilde sinemada izlediğim nadir filmlerden biri. Sinemaya gitmeye pek fırsat bulamıyorum. Fakat yıldızların veya gezegenlerin hizaya gelmesi gibi bir şey olduğundan sinemaya gittim. Öncelikle filmle ilgili mutlaka söylemem gereken bir şey var. BU FİLME 3D GİTMEYİN! Bunu pek çok kişi bağıra bağıra söylemiş. Ben duymamışım. Keşke duysaymışım. Filmin 3D çekilmediğini biliyordum. Bilgisayar efektleriyle üç boyutlu hale getirildiğini de biliyordum. Ama bu kadar gereksiz olacağını tahmin etmiyordum. Adamlar bu sayede hasılatları iyi arttıracaklar. Filme gelecek olursam 1981 filmi Clash of the Titans’ın yeniden çekimi diyebiliriz. Tabii konu, atmosfer ve karakterler çok değişmiş. Orijinal film stop-motion çekimde devrim yaratırken bu film izledikten bir hafta sonra unutulacak bir kalitede. Ortalama aksiyon filmlerinden sadece oyuncu ve efekt bazlı olarak daha iyi. Konuyu mitolojiye dayandırarak işin bitmediğinin en iyi göstergesi. İzlemesi kolay, çok iyi oyuncular var ama film yine de oldukça sıradan. Aksiyon sevenler izlemeli ancak büyük umutlar bağlamayın.

Film Yorumları, Sinemasal kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

1 Nisan 2010

Bugün ne öğrendim?

  • Açık kaynağın birey çabasından çok şirketlerin çabasıyla buralara geldiğini öğrendim. Kendi işlerine yarayan kodları kullanıp, geliştirdiklerinden dolayı bir ivme varmış. Tabii bunlar benim kişisel görüşlerim. Maliyetlerden dolayı açık kaynak kullanan şirketlerin geliştirmeden vazgeçtiklerini de gördüm (bkz: Debuggable).
  • Coca-Cola’nın kendileri hakkında dolanan söylentileri ciddiye aldıklarını ve bunlara karşı savunmalar hazırladığını öğrendim (bkz: http://www.cci.com.tr )
  • LHC (Large Hadron Collider) 7 trilyon elektron volt (TeV) ile Dünya rekorunu kırdı (2 gün falan oldu sanırım) Dünya’nın sonu da gelmedi. Öğrendiğim bu değil. Öğrendiğim şey kilometrelerce uzunluktaki bu tünelin -270 derecede tutulduğu ve bu sıcaklıktan oda sıcaklığına çıkılmasının 1 ay, tekrar düşülmesinin de tekrar 1 ay olduğunu öğrendim. Geçen deneyden sonra bakımının 4 ay süreceğini de öğrendim. Korkunç rakamlar bunlar. Varılmaya çalışılan enerji seviyesinin de 14 TeV olduğunu da hatırlatırım. (bkz. Cern’ün basın açıklaması)
  • Uçan bir sineğin kinetik enerjisinin 1 TeV olduğunu öğrendim, deneyin enerjisi gözümde oldukça küçüldü. (bkz. http://en.wikipedia.org/wiki/Electronvolt)
  • Comic Sans fontundan rahatsız olanların oluşturduğu bir grup olduğunu öğrendim. (bkz. http://bancomicsans.com/)
  • Birini dinlemediğim zaman çıkış yolu olarak “Şu sıralar kafam dağınık biraz” demenin oldukça kibar olduğunu öğrendim. Ama gerçekten şu sıralar kafam dağınık.
  • Wikipedia’nın Türkmence, Kırım Tatarca, Karakalpakça ve Azerice bölümleri ilginç bir şekilde komik olduğunu öğrendim. Bu kadar ciddi olup bu kadar eğlenilen başka bir yer daha yok!
  • Topeka, Kansas’ın çok eğlenceli bir şehir olduğunu öğrendim. 1998′de ismini geçici olarak Topikachu’ya değiştirmiş. Bu sene de Mart ayı boyunca ismini Google yapmış. Yani Google, Kansas. (bkz. http://en.wikipedia.org/wiki/Topeka,_Kansas#Temporary_name_change_to_Google) Google’ın fiberoptik bağlantı denemelerine destek amacıyla yapılmış. 1 Nisan’da da Google şirket adını geçici olarak (şaka bunlar hep) Topeka’ya çevirdi. (bkz. http://googleblog.blogspot.com/2010/04/different-kind-of-company-name.html). Gerçekten oldukça eğlenceli bir şehir.

Bugün ne dinledim?

  • Sabah yolda Pazartesi ve Salı günlerinin Modern Sabahlar podcastini dinledim.
  • Akşam da Beraber ve Solo Sohbetler’i dinledim. Genelde olduğu gibi Twitter’dan interaktif bir programdı.

Bugün ne içtim?

  • 3 kupa (her zaman ki büyük termos kupada) çay
  • Bir fincan Türk kahvesi
  • Bir kutu Coca-Cola Zero

Bugün ne yazdım?

  • 750words’ün Nisan meydan okumasına başladım. İlk gün yazımı da tamamladım. 780 civarında kelime yazdım. İngilizce yazıyorum ki istatistikler doğru çıksın.
  • Bizden sonra gelecek olan stajyerlerin yapması gereken bir projeyle ilgili bir sayfalık bir döküman hazırladım.

Bugün neden hoşlandım?

Hayatsal, Kendimi Anlattım kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | 1 yorum

31 Mart 2010

Yeni bir yazı türüne başlıyorum. Vaktim oldukça gün içerisinde ne yaptığımı yazacağım. Hem kendimi anlatmış olacağım hem de ilgimi çeken şeylerden bahsedeceğim. Başlayalım da devamı gelir.

Bugün ne öğrendim?

  • Java’da hem syncronized hem de static değişkenler tanımlayamıyormuşuz. static ve private yapıp syncronized set/get metotlarıyla erişmek lazım anlaşılan. Bu işlemler için ayrı bir class yazmak da mantıklı.
  • Porto Riko’nun dış işlerinde Amerika’ya bağlı olduğunu öğrendim. Biraz şaşırdım açıkçası. İç işlerinde bağımsız olduklarından eyalet seviyesinde değillerdir herhalde. Araştırmak lazım.
  • Artisteer diye bir programı denedim. Çok kolay bir şekilde tema oluşturmaya yarıyor. Sadece WordPress için de değil. Tema desteği olan pek çok script için tema üretebiliyor. Denemeye değer.
  • Progfestival’i duydum, çıkacak olan grupları öğrendim. Bugün indirimli bilet için son günmüş geç kaldım biraz. Acele etmeye gerek kalmadı artık pahalı pahalı alacağız. Katatonia için değer mi bilmem ama ölmeden önce izlemek lazım.
  • Mayıs’ta da Anathema geliyormuş.
  • Ayrıca Haziran’da Massive Attack geliyormuş. Ona para yetişmez ama.

Bugün ne dinledim?

  • Sabah sabah bir albüm kadar Ke$ha
  • Yine sabah sabah Iron Butterfly
  • Daha da sabah sabah Jefferson Airplane
  • Akşama doğru Moon8′i (Dark Side of the Moon’un 8 bit versiyonu) dinledim.
  • O da kesmedi duş alırken Dark Side of the Moon’u dinledim.
  • Eve dönerken de Beraber ve Solo Sohbetler’i dinledim. Twitterda takıldık yine.

Bugün ne izledim?

  • Lost’un 6. sezonunun 10. bölümünü izledim. Biraz sıkmaya başladı sanki Lost? Belki de ben eve yorgun geliyorumdur.
  • 10 dakika kadar Schindler’s List’e devam ettim. Yolda izliyorum fena olmuyor. Liam Neeson çok iyi oyuncu.

Bugün ne okudum?

  • Bir haftadır bir şey okumuyorum. Müzik, film, dizi derken kitaba ayıracak vaktim kalmıyor. Ama vakit ayırıp Jedi Akademisi serisine başlamam lazım. Kitaplar kendi kendilerini okumuyorlar.

Bugün ne içtim?

  • Biraz fazla kişisel olacak ama olsun. 3 büyük kupa (termos kupa) çay
  • Bir kutu Coca Cola Zero
  • Bolca su
Hayatsal, Kendimi Anlattım kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın
Toplam 64 sayfa, 4. sayfa gösteriliyor.« İlk...23456102030...Son »