Mysteries of the Universe (LOST)

213x120 lost motu 01 Mysteries of the Universe (LOST)ABC, Lost için genellikle sezon aralarında seyirciler boş durmasın diye ufak atraksiyonlar yapıyor. Daha önce ufak oyunlar olmuştu. Kısa kısa videolar yayınladıklarını da hatırlıyorum. Bu sefer Dharma’yı biraz daha olsun açıklamaya yönelik 5 parçalık kısa videolar hazırlamışlar. Bu yazı yazılırken 5 bölümlük videolardan 2′si yayınlanmıştı. Videolara buradan ulaşabilirsiniz. Bu videolar daha önce ABC’de yayınlanmış bir belgeselmiş gibi çekilmiş. Dharma’nın ve Dharma’ya ilgili gizemleri araştıran bir belgesel gibi. İzleyiniz. Diğer bölümlerin yayınlanma tarihi ise şöyle:

Episode 1: July 23rd, 2009 (23 Temmuz)
Episode 2: August 4th, 2009 (4 Ağustos)
Episode 3: September 8th, 2009 (8 Eylül)
Episode 4: October 15th, 2009 (15 Ekim)
Episode 5: November 16th, 2009 (16 Kasım)

Ayların baş harfleriyle “JASON” çıkması bir rastlantı değildir diye tahmin ediyorum. Ayrıca rakamlara da dikkat. 4,8,15,16,23. 42 yok zaten o da takvimde değil. Son sezon başlayacak zaten.

Die Welle, Night at the Museum 2, A Hard Days Night ve Pokémon Filmleri

Yazı yazmamamın yanında film de izlemiyorum. Tembel olduk çıktım. Aslında tembellikten değil okuyucu. Sosyalleşmekten, film yerine dizi izlemekten dolayı böyle oluyor. Film izlemeye ayırdığım zamanı dizi izlemeye, bazı geceler ise Çükündürük’e ayırıyorum. Yazılacak bir yazı oldu mu yazmaya devam ediyorum tabii ki. Aslında taslaklarda bekleyen güzel konular var da şu aralar uzun yazılar yazma isteğim yok. O yüzden sık biraz dişini. Eylül’de Ankara’ya gideyim orada açılırım. En azından öyle umuyorum.

Die Welle (The Wave)

die welle 300x200 Die Welle, Night at the Museum 2, A Hard Days Night ve Pokémon FilmleriGenellikle Amerikan sinemasını takip ediyorum. Fakat Amerikalılar rahat yaşadıklarından dolayı pek çoğunun söyleyecek sözleri yok. Vermek istedikleri mesajlar basit kalıyor. Fakat pek çok ülke halkının aslında kafası karışık. Buna bence biz de dahiliz. Milletlerinin geçmişlerindeki sıkıntılar hala tam olarak çözülemediyse dünyanın neresinde olursa olsun benzer kafa karışıklıkları oluşabiliyor. Bu milletlerin gerek edebiyatları gerek sinemaları vermek istedikleri mesaj açısından vurucu olabiliyor. Bizdeki siyasi olarak aktif dönem filmleri de bizim kafa karışıklığımızın yansımaları. Die Welle de Almanların halen Nazi geçmişiyleriyle ilgili sorunlarının olmasının sonucu. Baskıcı yönetimin anlatıldığı bir ders farklı öğretim teknikleri yüzünden kontrolden çıkıyor. İlk derslerde Almanya’da bir da Faşist bir dönem gelemeyeceğini söyleyen öğrenciler farkında bile olmadan akıma kapılıyorlar. Film güzel, işleniş hoş. Mutlaka izlenmeli diyorum. Bununla aynı olmasa da yine Faşizm ile ilgili olan American History X filmi de izlenebilir.

Night at the Museum: Battle of the Smithsonian

night at the museum 2 300x196 Die Welle, Night at the Museum 2, A Hard Days Night ve Pokémon FilmleriNight at the Museum (bundan sonra bu yazıda NM olarak kısaltılacak haberiniz olsun) çıkmadan önce büyük duyurular yapıldı mı bilmiyorum. En azından ben filmi beklemiyordum. Sıradan bir filmdir diye izledim ama beklediğimden daha iyi çıktı. Biri beni bu konuda bilgilendirirse sevinirim. Film sektöründe genellikle gördüğümüz şey tekrarlandı ve devam filmi çekildi. Senaryo dertleri olmayınca kolay oluyor tabii. Bu sefer ilk filmden çok daha fazla özel efekt kullanılmış. Açıkçası ilk filmi tam hatırlamıyorum ama ilk filmden daha komik olduğunu düşünüyorum. Senaryo olarak yine çok bir olayı olmasa da bu sefer Smithsonian’da geçmesi filmi kurtarıyor. Smithsonian, Washington’da bulunan dünyanın en büyük müzesi. Özellikle havacılık kısımları oldukça geniş. Filmi izlerseniz göreceksiniz. Uzay bölümünü görmek istiyorum. Kişisel zevklerim yüzünden film daha ilginç geldi tabii. Hatta filmden çok Smithsonian ile ilgilendim diyebilirim. Film eğlenceli. İzlenebilirliği yüksek. Mutlaka izlenmeli diyemeyeceğim yine. İlk filmi beğenenler bunu da izlesinler ama.

A Hard Days Night

a hard days night 300x181 Die Welle, Night at the Museum 2, A Hard Days Night ve Pokémon FilmleriÇok popüler olmasına rağmen pek çok Beatles hayranı Beatles filmlerini bilmez. 4 Beatles filminden ilkidir. Albümlerle aynı adları taşıyan filmlerde aynı isimli albümün tamamı çalınır. A Hard Days Night, Beatles’ın erken dönem albümlerinden. Müzik olarak çok daha keyifli. Film de işleniş bakımından oldukça eğlenceli. Grubun elemanları kamera için uygun olmak dışında rol yapmıyorlar. Gençlik dönemlerinde olduklarından sürekli bir macera peşindeler. Filmin belirli bir başlangıç veya sonuç noktası yok. Sadece bir aralığı gösteriyor gibi. Beatles’ın yanında profesyonel oyuncular var tabii ki. Beatles severlerin mutlaka izlemesi gereken bir film. Beatles ile pek ilgisi olmayanları da eğlendirebilecek bir film. Onları Beatles dinleme yolunda ilerlemeye sevk edebilir. Beatles seviyorsanız mutlaka izleyin.

Pokemon: The First Movie & Pokemon The Movie 2000

Resim bile koymuyorum. Kısaca değinip geçeceğim. Sırf adetten yazıyorum bunları da. Yoksa öyle durup dururken izlenecek filmler değil. Pokemon’u yeniden izlemeye başladım. Sezon başına bir film düşüyor. E ben de iki sezon izlediğime göre ilk iki filmi izledim. Pokemon filmleri, dizinin bölümlerinden yaklaşık 3.5 kat daha uzun oluyor. Ayrıca kalite ve derinlik bakımından da çok daha etkileyici oluyor. İlk filmde Mew ve Mewtwo’nun çarpışması var. İkinci filmde ise dünyanın dengesini koruyan efsanevi pokemonları kurtarma çabası var. İki filmde de yeni pokemonlar var. Çocuklara seyrettirilebilir. Eğer siz de pokemon seviyorsanız izleyebilirsiniz. Pokemon’un bölümlerini ise http://pokemonepisode.org adresinde izleyebilirsiniz. Tüm bölümler İngilizce olarak bulunuyor.

Öne Çıkmamış Yazılarım

Hergün oradan oraya koşuştur; işti, okuldu, evdi, kıldı, tüydü… İşimiz kolay değil. Üstüne üstlük üşenmeden beni de okuyorsun. O yoğunluktan sonra doğal olarak bazı şeyleri atlıyorsun. Ben sana şöyle bir güzellik yapıyorum. Görmediğin, güzel yazılarımı bir derleme ile sana sunuyorum. İstersen okuyorsun. Nasıl?

Not: Yeni yazı yazmamak için değil, eski yazılarımın değerini yükseltmek için böyle bir şey yaptım.

1 Ağustos: Be Kind Rewind, Jeux D'enfants ve 17 Again

Sonunda tekrar bir gün içinde üç film izleyebildim. Tabii buna güvenip hergün yazacağımı garanti edemiyorum.

Be Kind Rewind

be kind rewind 300x201 1 Ağustos: Be Kind Rewind, Jeux D'enfants ve 17 AgainFilm yorumlamaya Filmyorum diye bir blog açarak başlamıştım. Bir süre sonra oraya yazı yazmayı bıraktım. Blog yazma işini çok uzun soluklu sürdüremiyordum. Kişisel bloguma da yazı yazma miktarın düşüktü o zamanlar. Neyse, demek istediğim şey Be Kind Rewind’ın benim ilk yorumladığım film olduğu. Filmin konusunu eski yazımdan öğrenebilirsiniz. Açıkçası yeniden okuduğumda şimdikinden çok daha farklı bir tavrım olduğunu gördüm. Okunmamaktan korkuyormuşum sanırım. Kendime güvensiz yazılar yazmışım. Filmi tekrar izledim bu yüzden burada tekrar yazıyorum. Güzel film. İzlenmesini tavsiye ediyorum. Jack Black o zamanlar biraz daha şişmanmış diye düşündürdü beni bir an. Çok büyük bir yapım olmasa da benim gözümde klasikleşti diyebilirim. Sinema bilgisi daha geniş olan insanları daha çok eğlendirecektir.

Jeux D’enfants

jeux denfants 300x200 1 Ağustos: Be Kind Rewind, Jeux D'enfants ve 17 AgainMelankolik insanların çok sevdiği bazı filmler vardır (Melankolik insanlar ile emolar arasında benzerlikler varmış. Bunu yeni farkettim. Melankolikleri kızdırmamak için değinmeyeceğim). Hepsinin ortak sevdiği filmler genellikle iyi filmler olur. Örneğin Eternal Sunshine of the Spotless Mind’ı sevmeyen bir melankolik tanımıyorum. Olamaz da zaten. Hem film güzel hem de onların ruh halini yansıtan bir film. Jeux D’enfants için de benzer şeyi söyleyebilirim. Karasevda diyebileceğim bir aşk hikayesi. Fransız yaklaşımı. Hayatta her şeyin oyun olup olmadığını bile düşündürmüyor değil. Şu an bu film benim aklıma Yavuz Çetin şarkıları getiriyor nedense. Filme dönecek olursam, yönetmenin filmi defalarca izletmek istediği çok belli. Tekrar izleyişlerde kenarda köşede kalmış detayları, filmin farklı yorumlanabilecek açılarını görebilirsiniz. Güzel bir film. Mutlaka izlenmeli diyemeyeceğim. Aşk acısı falan çekiyorsanız hüzünlenebilirsiniz.

17 Again

17 Again 300x199 1 Ağustos: Be Kind Rewind, Jeux D'enfants ve 17 AgainBu film gibi başka bir çok film var. Bir amca veya bir teyze (bundan sonra 15 yaşındaymışçasına yazılar yazacağım) gençliğinde yanlış bir karar almıştır veya bir fırsatı kaçırmıştır. Genç haline geri döner, verdiği yanlış karara bir kapak bulur veya kaçırdığı fırsatın negatif yönlerini görür ve filmin başındaki haline döner. Klasik bir senaryo. Bu filmin farkı ne? Bu tarz filmler çok sık çekilmiyor. 90′lardan beri dünya çok değişti. Doğal olarak gençler, aile yaşamı da değişti. Ayrıca işin içine bir de nerd konulunca film oldukça eğlenceli hale geliyor. Film eğlenceli. Hayatınızda hiçbir iz bırakmayacak. Eğlenmek için 1.5 saatinizi harcayabilirsiniz. Erkek oyuncusu sanırım popüler. Zaten onun hayranları izleyecektir. Eğlenmek için de izlenebilir ama. Arkadaşlarla izlemek daha eğlenceli olacaktır. Ayrıca filmdeki detaylarda Star Wars hayranları için bir maden yatıyor. Işın kılıcı sahnesi bile var.

Bride Wars, Inkheart ve I Love You, Man

Genelde yazdığım gibi filmleri izlediğim tarihi başlığa yazamıyorum. Çünkü bu filmleri aynı gün içinde izlemedim. Zaten burası bir sinema blogu değil. İzlediğim filmlerle ilgili yorumlarımı kısa kısa yazıyorum.

Bride Wars

Bride Wars 1218811c 300x187 Bride Wars, Inkheart ve I Love You, ManAnne Hathaway’i Get Smart’tan beri beğenerek izliyorum. Açıkça konuşmam gerekirse biraz da çekici geliyordu. Fakat bu film Hathaway’in üzerimdeki o etkisini tamamen kaldırdı. Tamam bir çekiciliği var ama o kadar da güzel değilmiş. Filme dönecek olursam, filmde pek çok kadının megalo ideası (bazıları tam tersini söylese de) olan evlilik konusu işlenmiş. Küçüklüklerinden beri evlilik hayali kuran iki arkadaş, neredeyse aynı gün evlenme teklifi alırlar ve yanlışlıkla aynı gün evlenmeleri planlanır. Tabii aynı günde evlenmemek için birinin vazgeçmesi gerekir. Hiçbiri vazgeçmeyince iki iyi arkadaş arasında ağır bir çatışma başlar (sinema köşesine yazar gibi yazmayı sevmediğimi söylemiş miydim?). Filmlerden, dizilerden bildiğimiz kadarıyla zaten oldukça stresli geçen evlilik dönemini eğlenceli olarak işleyen bir film. Evlenmeyi düşünmüyorsanız mutlaka izlemek zorunda değilsiniz. Zaten öyle büyük bir yapım da değil. İlişkiniz ciddi değil ise sevgilinizle izlememeniz gereken bir film.

Inkheart

inkheart 01 300x168 Bride Wars, Inkheart ve I Love You, ManBedtime Stories açılımında (yorum desen kısa, inceleme desen tek açılı…) da dediğim gibi Inkheart ile aynı zamanda vizyona girdiler. Aynı tarihlerde vizyona girip benzer hikayeleri olan filmler her zaman daha şanssız oluyorlar. Inkheart, aslında bir kitap filmi. Filmde de kitap gözüküyor ama daha farklı bir içerikle. Bedtime Stories ile tek benzer yanı bir aktiviteden sonra konuşulan şeylerin gerçek olması. Inkheart’ta gümüş dil denilen insanların sesli okudukları şeyler kitaptan çıkıyor onun yerine başka bir şey giriyor. Bedtime Stories nasıl bir aile filmiyse Inkheart da o kadar fantastik bir film. Zaten fantastik konusu var bir de fantastik bir film gibi çekilince güzel olmuş. Filmde uğraşmadan Wizard of Oz göndermelerini de yapmışlar. Aslında gönderme de sayılmaz. Bu Wizard of Oz’a gönderme yapma furyasını hala anlayabilmiş değilim. Gün gelir umarım bunu da anlarım.

I Love You, Man

i love you man 300x223 Bride Wars, Inkheart ve I Love You, ManSanırım her şeyden önce bu filmi Jason Segel oynadığı için izlediğimi söylemeliyim. Açıkçası pişman da değilim. Film eğlenceliydi bunun yanısıra güzel bir içeriği vardı. Filmde Rush’a bu kadar saygı gösterilmesi çok hoşuma gitti. Rush kadar gerektiği saygıyı görmeyen grup yoktur (vardır da ben bilmiyorum ve umrumda da değil) diye düşünüyorum. Film konu olaraksa kadınlarla her zaman daha iyi arkadaşlık kurmuş bir erkeğin erkek arkadaşlığı keşfetmesi üzerine başlıyor. Nişanlısını arkadaşlarıyla kendisinin hiç erkek arkadaşı olmaması üzerine konuşurken yakalıyor ve kız beğenir gibi erkek beğeniyor. Bir gün bir ev tanıtımında gelecekteki en iyi arkadaşıyla tanışıyor. Onlar daha iyi arkadaş oldukça nişanlısıyla arası eskisi gibi olmuyor. Konusu çok ilginç gelmese de aslında kadınların, erkeklerin arkadaş çevrelerinin nasıl çalıştığını anlamaları için gösterilebilecek iyi bir kaynak. Aynı şekilde kadınların da kendi arkadaş çevrelerinin iç yüzü bir nebze olsun görülüyor. Biz erkekler daha iyi eğleniyoruz sanki. Bu filmi izleyin derim. Hem biraz Rush dinlersiniz hem de eğlenirsiniz. Açıkçası ben çok sevdim bu filmi.