Her yıl WWDC yaklaştıkça Apple fan boy olmama rağmen heyecanlanıyorum. İtiraf etmek gerekirse bugün teknolojik ürünlerin daha yüksek kalitede üretilmesinde Apple’ın payı çok büyük. iPod başarısından sonra kullanıcı dedikodularına kulak verip iPhone’u daha sonra da iPad’i çıkartmasaydı bugün teknoloji bloglarının yazacak pek fazla şeyi olmazdı. Açıkçası ben Apple’ın dedikodulardan yola çıkıp, tepkilere göre bir yıl içerisinde ürünü çıkarttığını düşünüyorum. Belki tam tersi de olabilir ama hep böyle oluyor. iPhone’da da böyleydi, iPad’de (daha uzun bir süredir dedikodusu vardı), bugün görüntüleri sızan Magic Trackpad’de de. Neyse kısa kesip bu sene ki WWDC’den kısa notlar verip, yeni iPhone’dan bahsedeceğim.
iPhone 4
- Aletin prototipini zaten bir süredir biliyoruz. Dış görünüm sızan görüntülerdekine çok benziyor.
- iPhone 3GS’ten %24 daha ince. 9.3 mm kalınlığında.
- Ön ve arka kapaklar cam, kenarlar paslanmaz çelik.
- Arkada flashlı kamera, ön kamera.
- MicroSIM girişi
- 4 kat yüksek çözünürlük (960×640)
- Çelik çerçeve anten vazifesi de görüyor.
- iPad’daki gibi Apple’ın A4 işlemcisi var.
- Daha uzun pil ömrü. 10 saat WiFi, 10 saat video, 40 saat müzik, 300 saat bekleme.
- 32 GB hafıza.
- Yeni hareket algılayıcı ile 6 düzlem desteği (gerçek 3 boyut).
- 5 megapiksel kamera
- HD video kaydı
- Video düzenlemek için iMovie yazılımı
WWDC 2010
- WWDC her sene yeni iPhone’un tanıtıldığı bir toplantı haline geldi.
- Bu yıl da Steve Jobs sahneye çıkıp iPad’in, App Store’un başarılarını anlattı.
- Genel olarak iPhone 4 ağırlıklı bir sunumdu.
- iPhone’un yeni özelliklerinin yanı sıra yeni ekran teknolojisi Retina Display üzerinde çok duruldu.
- Steve Jobs sahnede Google I/O’ya ve Gizmodo’ya göndermeler yaptı.
- iPhone 4 demosunda New York Times’ın web sayfası açılmadı.
- Apple toplamda geliştiricilere 1 milyar dolardan daha fazla para ödemiş.
- Zynga’nın Farmville’i iPhone OS’a geliyor.
- Steve Jobs sahnede iPhone 4′ün yeni hareket algılayıcılarını tanıtırken Jenga oynadı.
- iPhone’da daha iyi güç yönetimi için pek çok tasarrufa gidilmiş durumda. A4 işlemci ile bellek ve işlemci birleştirilmişti. Gyroscope (ciroskop) hareket sensörlerinin yanında yakınlık, ışık ve pusula sensörleri de aynı çip üzerinde.
- Güncel iPad satış miktarı 2 milyon.
- Bugüne kadar iPad üzerinde 5 milyon kitap indirilmiş. Bu iPad başına 2.5 kitap ediyor.
- App Store’a gönderilen aplikasyonların %95′i onaylanıyor. Reddedilenler programlar çöktüğünden veya kendi API’larını yazdıklarından dolayı reddediliyor.
- Steve Jobs’ın New York Times’ı açamaması bir routerdan kaynaklandı ve sunumdakilerden bilgisayarları kapatmaları istendi.
- iPhone OS, 4. versiyonu ile artık iOS4 olarak anılacak. Bu beni iPod Touch’ı anlatırken çok rahatlatacak bir olay.
Bir çok Amerikan gençlik filmi görmüş olmama rağmen izlediğim ilk İngiliz gençlik filmidir. Amerikan filmlerinde olduğu gibi seks peşinde koşan gençler de yok bu filmde. Zaten edebi bir tarihe sahip olan bir hikayenin günümüze uyarlanmış hali. Tabii bu sırada pek çok şey kaybettiği de ortada. Film ortalama bir eğlence kalitesiyle ve güzel kızlarla iş yapmış. En çok para kazandıran 2. İngiliz filmi. Ünlü oyuncular da var. Pek izlemeye değer olduğu da söylenemez ama filmin İngiliz espri anlayışından, aksanından ve diş bozukluğundan çok fazla etkilendiğini söyleyebilirim. Kısacası İngiliz komedisine pek alışık değilseniz ve gençlik filmleri ilginizi çekmiyorsa uzak durun derim. Tabii ben bu filmi izlediysem devamını da izlerim.
İkinci film tamamen ilk filmin finansal başarısından dolayı çekilmiş. Bunu oyuncu kadrosundaki farklılıklardan anlayabiliyoruz. İngiltere’de ünlü bir müzik grubunun üyesi de oyuncu kadrosuna dahil edilmiş. Bunun yanı sıra ilk filmdekine göre daha vahşi bir ortam yaratılmış. Yine tüm okulun ortakça çalıştığı bir hedef var ama ilk filmdeki gibi bağlayıcı değil. David Tennant her ne kadar çok iyi olsa da filmi kurtarmaya yetmiyor. Bu devam filmi daha çok İngiltere içerisinde popüler olması amacıyla çekilmiş gibi geldi bana. Bu filmi sadece ilk filmi beğenenler izlemeli yoksa filme katlanabileceğinizi sanmıyorum. Yine aklıma o yamuk yumuk dişler geliyor. Hiç hoş değil. Neyse ki İngiliz aksanı diye bir şey var.
E-kitap okuyayım falan derken Muzaffer İzgü’nün Zıkkımın Kökü kitabıyla karşılaştım. Zaten çocukluğumda da başka kitaplarını okumuştum. Hem Türkçe karakter desteğini görür hem de kaliteli bir şeyler okurum dedim. Kitap gerçekten çok iyiydi. Muzaffer İzgü’nün çocukluğunu çok eğlenceli bir şekilde anlatıyor. Kitabı hemen bitirdim. Daha sonra öğrendim ki kitabın filmi varmış. Filmde pek çok tiyatro oyuncusunu ve filmin aldığı ödülleri görünce gerçekten oldukça heyecanlandım. Fakat film beklediğim gibi çıkmadı. Kitapta anlatılanlar bazen az bazen inanılmaz oranlarda değiştirilmiş. Kitabı okumayanlar için belki fark edilmeyecek bir şey ama kitabı okuduktan ve çok beğendikten hemen sonra gerçekten çok göze batıyor. Örneğin tüm kitap boyunca Adana ağzı ile konuşuluyor ancak filmde İstanbul ağzı almış başını yürümüş. Açıkçası kitaba biraz daha sadık kalınsaymış çok daha iyi bir film olabilirmiş ancak yine de kendisini izleten, yürek ısıtan sıcacık, bizden bir film. Tavsiye edilir.