Bazı Kısaltmalar

3G3g gomlek 225x300 Bazı Kısaltmalar

3G dedik durduk bir ay. Emin olun teknolojiciler hariç 3G diyen insanların %90′ı 3G’yi GGG sanıyor. Buradaki G, Generation (jenerasyon) anlamına geliyor. 3 ise doğal olarak 3rd (yani 3.) anlamına geliyor. Veri aktarımında gelinen son (!) nokta yani. Ne vardı önceden? 2.5G, 2G, ve 1G (ilk jenerasyonlar daha sonra gelen jenerasyonlardan sonra ilk jenerasyon olarak adlandırılırlar. Bizdeki geleneksel kelimesi gibi değil yani). Peki bundan sonra ne gelecek 3.5G, 4G…

ADSL

ADSL (eyğ-di-ess-el) açılım olarak Asymmetric Digital Subscriber Line anlamına gelir. ADSL (a-değ-se-leğ) diye bir şey yoktur. Türkçesi üzerinde bir anlaşmaya varılmamış olsa da Asimetrik Dijital Abone Hattı (ADAH) bence en mantıklı seçim. Buradaki kelimeleri de açıklayayım. Asimetrik, sunulan hızın her zaman sabit olmadığını, dalgalanmalar olabileceğini anlatır. Dijital kelimesi kendini yeteri kadar açıklasa da fiber optik ve diğer kablolardan verilerin dijital olarak aktarıldığını belirtir (telefon konuşmaları analog olarak iletilir). Abone kelimesi bu sistemin üyelikle çalıştığını, hat kelimesi ise telefon hattından sunulduğunu gösterir.

Washington DC 300x225 Bazı KısaltmalarWashington D.C.

Amerika Birleşik Devletlerinin (ABD – USA (United States of America)) başkenti olan Washington şehrinin yanında D ve C harfleri bulunur. Bu harfler District of Columbia (Columbia Bölgesi) anlamına gelir. Başkenti ayrı bir eyalet yapmanın ayrıcalıklar verebileceği olasılığı yüzünden Washington eyalet değildir. Belediye başkanı seçilmekle birlikte valisi seçilmez.

Biraz da İngilizce kısaltmalardan bahsetmek istiyorum. Bu kısaltmaların pek çoğunu bilinmemekle birlikte sık sık da kullanılıyorlar.

ASAP

Açılımı “as soon as possible” olmakla birlikte Türkçe karşılığı “bir an önce/evvel” olarak kabul edilebilir. Aciliyet belirtirken sıkça kullanılır.

WTF

Açılımı “what the fuck” olmakla birlikte tam Türkçe karşılığı yoktur. Bizdeki “oha” kelimesini tam olarak olmasa da biraz karşılar. Genellikle şaşırma belirtisidir. Bir benzeri de “what the hell”dir. Bu ise aman, neyse gibi anlamlar ihtiva eder.

OMG

Açılımı “oh my god” olarak bilinir. Türkçe karşılığı bariz olarak “Aman Allah’ım!” veya “Aman Tanrım!” olarak kabul edilir. Şaşırma, korkma anlamları taşır. Ayrıca daha çok his belirten OMFG kısaltması da vardır. Açılımı “oh my fucking god” olmakla beraber tanrılara küfür etmez. Daha çok şaşırma veya korkma hissi belirtir.

BTW

Açılımı “by the way”dir. “Bu arada”, “bir de” anlamı taşır. Sıkça kullanılır.

DYI

Açılımı “do it yourself”tir. “Kendin yap” anlamına gelse de tam karşılığı “kendin pişir kendin ye”dir.

FYI

Açılımı “for your information”dır. “Bilgin/haberin olsun” anlamında kullanılır.

MJ Cinayeti ve TTNet

Thriller2 300x300 MJ Cinayeti ve TTNetDün gece iki önemli olay oldu. Hangisinin önce olduğunu bilmiyorum.ttnet 300x225 MJ Cinayeti ve TTNetMichael Jackson’ın otopsi sonuçlarına göre ölümünün cinayet olduğu ortaya çıktı. Diğeri ise internette yaşadığımız büyük sorunlardı. Haberleri internetten takip ettiğim için, internet de o saatlerde sorunlar yaşadığı için hangi haberin önce, hangi haberin sonra oluştuğunu bilemiyorum. MJ cinayeti halen resmen açıklanmadı ama durup dururken öleceğini sanmıyorum öyle bir adamın. Cinayet değilse bile cinayet bile diyebilirler.

Hayatım boyunca komplocu olmadım. Hatta pek çok kişinin kabul ettiği komplolara bile inanmadım ama burada ben bir komplo seziyorum. MJ’in ölümü içinde de bir komplo vardır, ben ondan değil bizim MJ’in ölümünün cinayet olması haberine ulaşamamamızın bir komplo olduğunu iddia ediyorum. O kadar zaman arasında sorunun oluşması bu haberle aynı zamana denk gelemez arkadaş! Bunu biri araştırsın bence (bu internet gidikliğinin sebebinin yeni bir sansür/filtreleme sistemi veya sosyal medya takip sistemi olduğunu iddia eden diğer komploculara selam gönderiyorum. hatta onları mimliyorum bu konuda yazı yazsınlar, boş durmasınlar.)

The Boat That Rocked

Boat that Rocked 1.sflb 300x197 The Boat That RockedBu aralar bu film taktım. Neredeyse her gün en az bir kere izliyorum. Filmi daha önce yorumladım aslında ama hayatıma bir paragraflık bir filmden çok daha fazla etki ettiği için yeniden bir yazı yazmayı uygun gördüm. Yaklaşık olarak bir haftada beş defa izledim filmi. Soundtrack yüzünden mi, eğlenceli işlenişi yüzünden mi yoksa 60ların ruhu yüzünden mi bilemiyorum ama gördüğünüz üzere filmi tekrar tekrar izletecek bir çok sebep var (bence). Tabii artık o kadar çok izledim ki filmi açıp başka işlerle de uğraşabiliyorum. Zaten arada kısa kısa sıkıcı sahneler var, onları da atlamaktan geri kalmıyorum. Belki filmin bütünlüğünü bozuyor ama bu konuda da söyleyeceklerim var o yüzden kendimce geçerli bir kapak buldum diyebilirim.

the boat that rocked philip seymour hoffman 300x199 The Boat That Rockedİstisna olarak bu yazı için kendimi biraz tekrar edebilirim. Sonuçta filmi biraz anlatmam gerekiyor. 1960larda İngiltere, Rock’n Roll’a ev sahipliği yapmış olsa da halen 24 saat yayın yapan pop (beatles-kinks pop olarak tanımlanıyor genelde) radyoları bulunmamakta. Fakat Kuzey Denizinde (İngiltere’nin jeopolitik konumuna göre düşünün) demirlemiş korsan radyo istasyonları bulunuyor. Gemiden yayın yapan bu radyo istasyonlarını halkın %50′si dinliyor. Filmde böyle söyleniyor en azından. İşin gerçeği bu değil. Korsan radyo istasyonları var, evet fakat neredeyse her türlü müzik çalan birden çok radyo istasyonu var. Hoş film zaten zamanı anlatan bir belgesel olmadığını belli ediyor, yönetmen de açıkça söylüyor. Hatta bu dönemi anlatan bir belgesel çekilmesini de önermiş. Kimsin sen arkadaşım öneri falan veriyorsun. Akşam akşam adamın asabını bozuyorsun.

the boat that rocked 600712817 300x193 The Boat That RockedSinirlerimi yatıştırıp geldim okuyucu, kusura bakma. Şimdi sana söyle bir tavsiyem olacak, bu yazıyı hem dönemin ruhunu hem de filmin soundtrackini hissedebilmek için The Who – My Generation (http://fizy.com/s/15jr68) dinlemenizi tavsiye ediyorum. Hem filmin soundtrackinden bir parça hem de o dönemin ruhunu yansıtıyor. Dünyada artık dışlanmasalarda ülkemizde hala rock, metal dinleyen insanlar nedense farklıymış gibi görülüyor. Bu basmakalıp zihniyeti aşmak lazım. Duvarları yıkmak lazım. Tabii bunlar aktivist çözümlerle hallolacak şeyler değil. Zamanla, insanlarımız daha anlayışlı olmaya başladıkça olacak. Fakat ne kadar anlayışlı olmaya başladığımız konusu da tartışılır. Eğitimsizlik yüzünden değil, eğitimli öküzler dolanıyor her yerde. Derin konular bunlar. Filmden bahsediyordum ben burada ne oldu birden anlamadım.

the boat that rocked 20090220022238955 640w 300x178 The Boat That RockedFilm dediğim gibi 60′ların sonlarına doğru İngiltere’de geçtiği için film müzikleri olarak rock, pop ağırlıklı. İngiliz sanatçıların da Amerikalıların da parçalarına yer verilmiş. Hatta dönemin dışına da çıkılmış daha sonra yapılan parçalara da yer verilmiş. Tabii filmde bir radyo olduğu için radyoda sadece dönemin şarkıları çalınıyor. Daha sonra yazılan parçalar film içinde radyo ile alakası olmayan yerlerde çalınıyor. Oradan bir yanlış anlaşılma olmasın. Filmde Radio Rock’ı takip ediyoruz. Başarılı bir kadrosuyla bir gemiden korsan yayın yapıyorlar. Tabii bu sonra başlarına dert de olmuyor değil. Gemide yaşamalarının bazı sınırlamaları var. Örneğin gemide kadın yaşamıyor. Haftanın bir günü herkes bir kişi çağırabiliyor. Zaten filmin başında da gemiye “Boat of Love” denilmesinin sebeplerinden biri de bu olsa gerek. Dönem itibari ile cinselliğin tavan yapmasının da etkisi var tabii.

the boat that rocked radio encubierta s4 300x199 The Boat That RockedYukarıda filmin bazı kısımlarını atladığımı söylemiştim. Doğal olarak filmde korsan radyolar kapatılmaya çalışılıyor. Bu kısımları geçiyorum ben. Ben bu filmi bu kadar beğenmişken eleştirmenler ise beğenmemişler. Filmin süresini, konu anlatımını eleştirmişler. Film “The Boat That Rocked” adı altında İngiltere’de vizyona girmişti zaten. Amerika’da “Pirate Radio” adıyla vizyona girecek. Montajı tamamen farklı olacak. 20 dakikaya yakın rakip radyo bölümleri varmış. Belki onları da eklerler. Tabii böyle olunca büyük bir olasılıkla soundtrackte de ufak değişiklikler olur. Film genel hatlarıyla aynı olur fakat başka bir film haline gelir. Bu senenin sonuna doğru Pirate Radio da vizyona girecek. Onu da izlemek için sabırsızlanıyorum açıkçası. Yönetmenin daha önce başarılı romantik komediler çektiği düşünülürse bu filmin başarısız olması gibi bir durum söz konusu olmamalı.

Boat that Rocked 2 Medium Web view 300x198 The Boat That RockedSon sözlerime geliyorum artık okuyucum. Bu film müziğin insan hayatındaki etkisi açısından (dostluklar olsun, düşmanlıklar olsun) oldukça başarılı bir açılımı var. Radyodaki DJ’lerin hepsinin kişilikleri var. Sıradan karakterler değiller. Film için de emek harcandığı belli. Dönemin modası, eşyaları ve en önemlisi plakları ve kasetleri ayarlanmış. O dönemin ruhunu gerçekten iyi yansıtıyor. Güldürüyor, düşündürüyor hatta gözleri doldurabiliyor bile. Filmin bu hali 2 saat sürüyor. İzleyin, bir şey kaybetmezsiniz. İyi zaman geçireceğinizi de ben garanti ediyorum. Eğlenceli müzikler de cabası. Filmden sonra soundtracki bulursanız yeni müziklere de yelken açabilirsiniz. Ben bu yazıyı yazarken soundtracki dinliyordum zaten. Okurken de dinlenilmesi bende yarattığı etkiyi sizde yaratabilir.

Wicker Park, What Happens In Vegas, Road Trip, Road Trip Beer Pong ve Get Thrashed

Filmleri yorumlamaya başlamadan önce sanırım bir seferlik de olsa size bu filmlerin yorumlarını dinleme olanağı sunuyorum. Aşağıdaki oynatıcıdan deneme amaçlı yaptığım podcasti dinleyebilirsin. İçerik olarak buradaki filmlerden bahsettim. Dinlemenizi öneriyorum işime gelirse bundan sonraki film yorumlarını sesli hale getirebilirim. Şimdilik ikisi bir arada fakat bundan sonra biri gidecek diğeri kalacak. Haberiniz olsun. Hatta video şeklinde çekip filmlerden görüntüler veya resimler de koyabilirim.

Wicker Park

wicker park 300x202 Wicker Park, What Happens In Vegas, Road Trip, Road Trip Beer Pong ve Get ThrashedAşka inanmayan bir insansanız bu filmi izlemeyin bence. Bu filmin ana teması aşk. Hatta öyle sıradan aşklardan da değil, büyülü müyülü aşklardan. Film bu yüzden biraz sıkıcı. Aslında işleniş olarak da biraz sıkıcı denilebilir. Hala şu flashback işini düzgün beceremeyen yönetmenler var ortalıkta. Film 2004 yapımı fakat filmdeki insanlar teknolojiden nasiplerini almamışlar sanırım. Evet, aşk filmindeki teknolojiye takıldım. Ne var bunda? Film sıkıcıydı işte icon biggrin Wicker Park, What Happens In Vegas, Road Trip, Road Trip Beer Pong ve Get Thrashed . Büyük bir aşkın bir insan tarafından nasıl engellenebileceğini birinci gözden gösteriyor film bize. Ufak detaylar serpiştirilmiş bu filme. O detaylardan filmi daha önce de çözebiliyorsunuz. Yönetmenlerin sevdiği şekilde çekilmiş yani filmin sonu filmin başında var. Tekrar izletmeyi seviyorlar veya montaj sırasında çok izledikleri için sıyırıyorlar biraz. Film bana sıkıcı geldi. Tavsiye etmiyorum.

What Happens In Vegas

what happens in vegas 300x175 Wicker Park, What Happens In Vegas, Road Trip, Road Trip Beer Pong ve Get ThrashedWhat happens in Vegas, stays in Vegas diye bir deyiş vardır. Yani Vegas’ta kafana göre takıl dışarı laf sızmaz bizden. Amerikalılar gerçekten de bu dediklerini yaparlar. Zaten Amerikan topraklarında Vegas dışında kumar oynamak yasaktır. Tüm ülke buraya kumar oynamak ve iyi vakit geçirmek için akın eder. Zaten Vegas’ı televizyondaki dizilerden yeteri kadar tanıyoruz. Bu film de bizi Vegas turuna çıkartmıyor zaten. Vegas’ta geçen her filmde olduğu gibi bu filmde de Vegas’ta bir evlilik söz konusu. Senaryoyu podcastte anlatmıştım biraz çok merak ediyorsanız oradan dinleyebilirsiniz. Konuşmak yazmaktan daha kolay ve daha eğlenceliymiş bunu da fark ettim. Film bir romantik komedi. Eğlenceli, komik. Süresi uzun değil. Yönetmen saçma sapan işlere girişmemiş adam gibi çekmiş. Eğlendireceğini tahmin ediyorum. Eğlenmek istiyorsanız da tavsiye ediyorum.

Road Trip

road trip 300x202 Wicker Park, What Happens In Vegas, Road Trip, Road Trip Beer Pong ve Get Thrashed2000′de çekilmiş filmin burada ne işi var? Siyah beyaz film yorumları da yaparım bu gidişle. Gerçekten bu kadar az zamanda bu kadar büyük farkların oluşması bana ilginç geldi. Filmi anlatayım bu konuya dönebilirim yer kalırsa. Pek de sıkıcı olmayan ortalama kalitede bir Amerikan kolej komedisi. Evet bahsettiğim konuya dönecek olursam, bugünlerin Amerikan gençlik filmleri ile bu film çok farklı yerde. Herhalde bir dönemde ne tür müzik dinleniyorsa o dönemin tarzı da o müziğe yaklaşıyor. Bu film de 90ların etkisinden pek kurtulamamış. Amerikan üniversitelerinin bu filmdeki hali yine de biraz abartılmış olsa da gerçeğe daha yakın. Belki o dönemde Amerikalılar sekse tam dönüş yapmamışlardır ondandır. American Pie çok daha farklı tabii. Zaten o bir klasik. Bu film de izlenebilir tabii. Kısmen eğlenceli. Oh son olarak; uzun mesafeli ilişkilerin yürümediğini unutmayın.

Road Trip Beer Pong

road trip beer pong 300x170 Wicker Park, What Happens In Vegas, Road Trip, Road Trip Beer Pong ve Get ThrashedDokuz yıl ileri sarıyoruz. Yukarıda anlattığım filmin devamı bu film. Beer Pong oyunu üzerine kurulmuş. İlk filmden bir karakter de var ama ana karakterler tamamen farklı. İyi de olmuş. Beer Pong’u da anlatayım biraz. Plastik bira bardakları Bowlingdeki lobutlar gibi diziliyor. Uzunca bir masada karşılıklık olarak. Pingpong topu ile bu bardakları tutturmaya çalışıyorsunuz. Birkaç ufak kuralı daha var. Film genel olarak bunun üzerine kurulu oh bir de seks tabii ki. Çok fazla çıplaklık olmasa da Amerikan gençlik filminde mutlaka seks işleniyor. İlk film kadar eğlenceli gelmedi bana. Hatta biraz da amatörce geldi. Tabii ki milyon dolarlık bir film ama sadece ev sineması sonuçta. Bir yere kadar. Bu filmi tavsiye etmiyorum.

Get Thrashed

get thrashed Wicker Park, What Happens In Vegas, Road Trip, Road Trip Beer Pong ve Get ThrashedRock ve Metal müzik belgeselleri gerçekten iyi zaman geçirmemi sağlıyor. Bu güne kadar 4 metal belgeseli izleyip konuşuyorum tabii ama zaten ortalıkta kaç tane metal belgeseli var ki zaten. Bu belgesel farklı olarak Thrash Metal’i konu alıyor. 80′lerde başlayan bu akımı dönemi yaşamış kişilerle birlikte inceliyorlar. Film çok profesyonel değil ama yine de o ruhu taşıyor. Thrash Metal’in eskisi gibi de olmadığı düşünülürse bir geriye dönüş maiyeti de taşımıyor değil. Grupların çoğunun yakın yerlerden çıkması, bu yerlerde kendi parti ortamlarının da olması rastlantı değil bence. Bu ay Blue Jean dergisi veriyordu bunu. Torrentlerde de bulunabilir ama çok yaygın değil. Müzik türüne ilgi duyuyorsanız tavsiye ediyorum.

Vanilla Sky, New In Town, The Boat That Rocked ve Role Models

Vanilla Sky
New In Town
The Boat That Rocked
Role Models

Vanilla Sky

vanilla sky 300x196 Vanilla Sky, New In Town, The Boat That Rocked ve Role ModelsBu filmi pek çok kişi izlemiştir. Büyük bir olasılıkla Tom Cruise yüzünden. Aslında öyle çok da abartılacak bir film değil. Konusu biraz ilginç aslında. Ben filmi aksiyon filmi sanıyordum. Keşke öyle olsaydı. Tom Cruise’u akiyon filmlerinde göreyim, suratını az göreyim. Çok affedersiniz ama yavşak yavşak sırıtıyor. Yersiz yerlerde hem de. Bu filmde böyle en azından. Tabii bu gülümseme kısmını beğenenler de yok değil. Film iki saat sürüyor. Dram olarak başlayıp bilim kurgu olarak bitiyor. Tabii izlemediyseniz bu laf kafanızda soru işaretleri oluşturacaktır. Filmin son 30 dakikasında olayları yavaş yavaş anlamaya başlıyorsunuz. Açıkçası film bana biraz sıkıcı geldi. Filmin yanında başka işlerle de uğraştım. Bir oturuşta izlemedim. Gereksiz uzamış sanırım biraz. Eh tabii 90lardan yeni çıkılmış. Olabilir o kadar. Bu filmin kısa bir özetini okuyun, izlemeyin. Gerek yok.

New In Town

new in town 300x168 Vanilla Sky, New In Town, The Boat That Rocked ve Role ModelsRenée Zellweger oynuyor bu filmde. Hani Bridget Jones’ Diary vardı ya, oradaki kadın. O filmlerde oynamak için kilo almıştı diye hatırlıyorum. Balık etliydi o filmlerde. Bu filmde pek balık etli değil. Bu detayı geçtikten sonra filme dönebilirim. Filmde Miami’den Minnesota’ya iş için geçici olarak giden bir iş kadını işlenmiş. Malum Minnesota Amerika’nın kuzeyinde kaldığı için genel olarak soğuk. Pek yaygın olarak da işlenmez. Minnesota genellikle kar fırtınası yüzünden uçuşların iptal edildiği şehirlerdendir (ki bu filmde de var). Filmlerde klasik kırılma noktaları bu filmde de var. Bu filmi ilginç kılan tek yanı kuzey kültürünün işlenmesi. Az da olsa küçük kasaba teması işleniyor, kuzey de işleniyor. İşte o az filmlerden biri de bu. Çok abartılmaması gereken sıradan bir romantik komedi. Zaman geçirmek için izlenebilir.

The Boat That Rocked

the boat that rocked 300x226 Vanilla Sky, New In Town, The Boat That Rocked ve Role ModelsDün fragmanı gördüm, hemen indirdim, inmesi bitmeden izledim. Süper film. Mutlaka izleyin. Geçtiği dönem, işlenişi, soundtracki… Olmuş dedim. Tabii filmin “Rock” üzerine olmasının da etkisi var. Sadece müzik üzerine kurulu bir film değil ama. Aslında rock kültürüne de (bu konuda bir yazı gelebilir) yakın bir bakış olmuş. Son zamanlarda radyoculuğun giderek etkisinin azalması, benim radyoculuğa merak salmam, filmin radyoculuk etrafında dönmesi benim beğenmemi sağlayan etkilerden olabilir tabii. Filmde aslında ufaktan dünyada en önemli şeyin kitlelere hitap etmek olduğu mesajı da veriliyor. Ne kadar çok insana yön verebilirsek o kadar güçlüyüz, o kadar ölümsüzüz demek. Filme tekrar dönecek olursam, filmin oyuncu kadrosu oldukça güçlü. İngiliz televizyonunda ve sinemasında rol alan ünlüleri görmek mümkün. Zaten film İngiltere’de geçiyor ve İngiltere’de çekilmiş. Film hakkında çok fazla konuşmak istemiyorum. Fakat mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum. Arşivlik, tekrar tekrar izlenesi bir film.

Role Models

role models 300x179 Vanilla Sky, New In Town, The Boat That Rocked ve Role ModelsRole Models haftayı doldurmak için çekilen kalitesiz komedi filmlerinden. Seann William Scott oynuyor. American Pie’dan beri çektiği pek çok filmi izledim. Hiçbiri de kaliteli değildi. Fakat sektörde geçiştirilen filmlerde oynayacak oyuncular da lazım. Filmde pek çok klişe var tabii ki. Sevgiliyi kaybetme, sevgiliyi geri kazanma; hapse düşmemek için gönüllü görevler… İlginç olan ise FRP’ye meraklı bir çocuk olması, bu çocuğun da sonra kız arkadaşının olması daha da ilginç bir nokta. Ayrıca filmde Kiss işlenmiş. Kiss bence  iyidir, güzeldir ama 2-3 şarkı yeter. Filmde bir de bu aralar pek bir popüler olmaya başlayan çok bilmiş tiplerden var. Filmin ana karakterlerinden biri bu çok bilmiş. Filmde kahve dükkanlarında kahve boyutlarının isimlendirilmesi de kısaca da olsa eleştirilmiş. En azından orada bir şeyler öğrendik. Bu filmi izlemenize gerek yok. Zaten bu yorumu da okuduğunuzu zannetmiyorum. Okuyorsanız izlemeyin bu filmi!