Vanilla Sky, New In Town, The Boat That Rocked ve Role Models

Vanilla Sky
New In Town
The Boat That Rocked
Role Models

Vanilla Sky

vanilla-skyBu filmi pek çok kişi izlemiştir. Büyük bir olasılıkla Tom Cruise yüzünden. Aslında öyle çok da abartılacak bir film değil. Konusu biraz ilginç aslında. Ben filmi aksiyon filmi sanıyordum. Keşke öyle olsaydı. Tom Cruise’u akiyon filmlerinde göreyim, suratını az göreyim. Çok affedersiniz ama yavşak yavşak sırıtıyor. Yersiz yerlerde hem de. Bu filmde böyle en azından. Tabii bu gülümseme kısmını beğenenler de yok değil. Film iki saat sürüyor. Dram olarak başlayıp bilim kurgu olarak bitiyor. Tabii izlemediyseniz bu laf kafanızda soru işaretleri oluşturacaktır. Filmin son 30 dakikasında olayları yavaş yavaş anlamaya başlıyorsunuz. Açıkçası film bana biraz sıkıcı geldi. Filmin yanında başka işlerle de uğraştım. Bir oturuşta izlemedim. Gereksiz uzamış sanırım biraz. Eh tabii 90lardan yeni çıkılmış. Olabilir o kadar. Bu filmin kısa bir özetini okuyun, izlemeyin. Gerek yok.

New In Town

new-in-townRenée Zellweger oynuyor bu filmde. Hani Bridget Jones’ Diary vardı ya, oradaki kadın. O filmlerde oynamak için kilo almıştı diye hatırlıyorum. Balık etliydi o filmlerde. Bu filmde pek balık etli değil. Bu detayı geçtikten sonra filme dönebilirim. Filmde Miami’den Minnesota’ya iş için geçici olarak giden bir iş kadını işlenmiş. Malum Minnesota Amerika’nın kuzeyinde kaldığı için genel olarak soğuk. Pek yaygın olarak da işlenmez. Minnesota genellikle kar fırtınası yüzünden uçuşların iptal edildiği şehirlerdendir (ki bu filmde de var). Filmlerde klasik kırılma noktaları bu filmde de var. Bu filmi ilginç kılan tek yanı kuzey kültürünün işlenmesi. Az da olsa küçük kasaba teması işleniyor, kuzey de işleniyor. İşte o az filmlerden biri de bu. Çok abartılmaması gereken sıradan bir romantik komedi. Zaman geçirmek için izlenebilir.

The Boat That Rocked

the-boat-that-rockedDün fragmanı gördüm, hemen indirdim, inmesi bitmeden izledim. Süper film. Mutlaka izleyin. Geçtiği dönem, işlenişi, soundtracki… Olmuş dedim. Tabii filmin “Rock” üzerine olmasının da etkisi var. Sadece müzik üzerine kurulu bir film değil ama. Aslında rock kültürüne de (bu konuda bir yazı gelebilir) yakın bir bakış olmuş. Son zamanlarda radyoculuğun giderek etkisinin azalması, benim radyoculuğa merak salmam, filmin radyoculuk etrafında dönmesi benim beğenmemi sağlayan etkilerden olabilir tabii. Filmde aslında ufaktan dünyada en önemli şeyin kitlelere hitap etmek olduğu mesajı da veriliyor. Ne kadar çok insana yön verebilirsek o kadar güçlüyüz, o kadar ölümsüzüz demek. Filme tekrar dönecek olursam, filmin oyuncu kadrosu oldukça güçlü. İngiliz televizyonunda ve sinemasında rol alan ünlüleri görmek mümkün. Zaten film İngiltere’de geçiyor ve İngiltere’de çekilmiş. Film hakkında çok fazla konuşmak istemiyorum. Fakat mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum. Arşivlik, tekrar tekrar izlenesi bir film.

Role Models

role-modelsRole Models haftayı doldurmak için çekilen kalitesiz komedi filmlerinden. Seann William Scott oynuyor. American Pie’dan beri çektiği pek çok filmi izledim. Hiçbiri de kaliteli değildi. Fakat sektörde geçiştirilen filmlerde oynayacak oyuncular da lazım. Filmde pek çok klişe var tabii ki. Sevgiliyi kaybetme, sevgiliyi geri kazanma; hapse düşmemek için gönüllü görevler… İlginç olan ise FRP’ye meraklı bir çocuk olması, bu çocuğun da sonra kız arkadaşının olması daha da ilginç bir nokta. Ayrıca filmde Kiss işlenmiş. Kiss bence  iyidir, güzeldir ama 2-3 şarkı yeter. Filmde bir de bu aralar pek bir popüler olmaya başlayan çok bilmiş tiplerden var. Filmin ana karakterlerinden biri bu çok bilmiş. Filmde kahve dükkanlarında kahve boyutlarının isimlendirilmesi de kısaca da olsa eleştirilmiş. En azından orada bir şeyler öğrendik. Bu filmi izlemenize gerek yok. Zaten bu yorumu da okuduğunuzu zannetmiyorum. Okuyorsanız izlemeyin bu filmi!

Sinemasal kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

İlişkilerdeki Tehlikeler

Win_win_relationshipNe haddime? Kimmişim de ben ilişki konusunda tavsiye verecekmişim? Beni tanıyanlar ilişki konusunda tavsiye vermemi yerinde bulmayabilir. Beni tanımayanlar da beni ciddiye almayabilir. E o zaman okumayın, ben okurum.

İlişkiler iyidir güzeldir. Teşvik etmek lazım. Gençler, kendini genç hissedenler macera yaşasınlar, istiyorlarsa bu ilişki evliliğe varsın vs. vs. Bütün ilişkiler kontrolsüzdür. Bazıları ilişkilerinin kontrolünün kendinde olduğunu sanır ama yok öyle bir şey. Tamamen rastlantısal durumlardır. Kıldan tüyden olaylar ilişkiyi beklenmedik bir biçimde bozabilir, beklenmedik bir biçimde güçlendirebilir. Tamamen rastlantısal. Burada bir sorun yok hemen başlığa bakıp rahatsız olmayın. Ben mekanizmayı göz önüne sermek istedim sadece.

İlişkileri tehlikeli yapan unsurlar ise tamamen bireyler. Bu bireyin ilişkiye dahil olması zorunluluğu yoktur. 3. tekil bir şahıs da olabilir. İsterseniz bunları birazcık daha derinlemesine inceleyelim.

relationship12Dışarıdan Etkiyen 3. Tekil veya Çoğul Şahıslar

Bu şahıslar genellikle sonradan kazanılmaz. Sevgiliyle birlikte gelir. Bu şahıslar ilişkinin başında bile sorun çıkarıyorlarsa bilinmelidir ki sorun çıkarmaya devam edeceklerdir. Eğer tekil ise bu şahsın sevgilinin en yakın arkadaşı olma olasılığı yüksektir. Eğer çoğul iseler bunlar zaten çifttir. Fakat bu sefer sevgilinin değil sizin de yakın arkadaşınız olabilir. Bu şahısların yeni bir ilişki başlatma etkileri olduğu gibi ilişki bitirme potansiyelleri de yüksektir. Sevgilinin bir lafını veya hareketini adeta bir magazin gazetecisi gibi kullanma yetenekleri vardır (iyi de olabilir kötü de olabilir bu sunuş). İlişkiyi etkileyecek kararlarda kendi fikirlerinizle hareket ederseniz bu şahıslardan daha az etkilenirsiniz. Bu şahıslarla görüşmeyi kesmediğiniz sürece risk devam etmektedir.

1. ve 2. Tekil Şahıslar

relationshipİlişkilerde en tehlikeli şahıslar bunlar. Yani sevgili ve sevgili. Düzgün işleyen bir ilişkiyi tehlikeye sokan şahıs sevgilidir. Sevgili, sevgilisinin karar alma mekanizmasının çalışmasını değiştirdiği için sorunlar ortaya çıkar. Bunu aşmanın tek bir yolu vardır: karar mekanizmasını sevgiliye emanet etmek. Eh, bunu da yapan o şahısla evlenir, evlilikleri de kolay kolay çatırdamaz. Kendinden taviz vermeyi göze alan varsa çok uğraşmasın zaten. Fakat doğru insanı bulma burada ortaya çıkıyor. Karar mekanizmasını zorlamadan yeteri uyumu yakalarsanız o sevgiliyi kaçırmayın bence. Tabii bunun dezavantajları da var. Karar alma mekanizmanızı sevgiliye teslim ettiğinizden dolayı çevrenizin yavaş yavaş sizden uzaklaşacak. Tabii ipleri elinde tutan sevgili bu boşlukları kendi uygun gördüğü kişilerle dolduracak. Kısacası ilişkinin başındaki insan ile sonraki insan tamamen farklı olacak.

İlişkilerinize dikkat edin. Saçmalamayın.

Fikirler, Hayatsal kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Yavuz Çetin (1970-2001)

yavuzBuraya yazı yazarken genellikle zorlanmıyorum. Çünkü yazdığım konular genellikle çok önem vermediğim konular oluyor. Fakat bazı yazılar çıkıyor ki yazarken defalarca silip tekrar yazıyorum -hatta bazıları gün yüzü göremiyor-. Bu yazı da onlardan biri. Yavuz Çetin dinleyip, Yavuz Çetin yazıyorum. Oysa Yavuz Çetin’i tanımıyorum bile. İşte müziğin güzel yanlarından biri de bu. Sanatçının ölümsüzlük uğraşları aslında o kadar da boş değil.

Şimdi büyük konuşup yanlış sözler etmeyeyim. Çok fazla Türk sanatçı bilmiyorum zaten. Ha büyük sanatçılar yok mu, var. Sadece benim zevkime hitap etmiyorlar. Yavuz Çetin hem yaptığı müziğin dinlenebilirliği açısından hem de tarz olarak eşsiz biri. Maalesef  15 Ağustos 2001′de aramızdan ayrıldı. Çok fazla yazmak da istemiyorum. Birkaç bağlantı ile hem müzik dinleyebilir hem de 1-2 şey okuyabilirsiniz.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Yavuz_Çetin

http://sozluk.sourtimes.org/?t=yavuz+çetin (2001 yılından önceki girdiler bana manidar geldi)

http://friendfeed.com/search?q=%23yavuzcetin (üye olmadan da müzikleri dinleyebiliyor olmanız lazım)

Hayatsal, Müziksel kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

W., The International, Ghosts of Girlfriends Past ve Anvil: The Story Of Anvil

W.

wBu film George W. Bush Jr.’ı anlatıyor. İndirirken komedi filmi sanıp öyle indirmiştim. Film aslında bir açıdan George W. Bush Jr.’ın biyografasi sayılabilir (Bundan sonra kısa W. diyeceğim, filmin adı ile karıştırılmasın). Filmde W. gençliğinden başlanarak anlatılmış. Son zamanlarından daha çok siyasete giriş aşamalarına değinilmiş. Gençken gayet de hızlı yaşayan W., geçirdiği kalp kriziden sonra tutucu bir hale gelmiş. Sıkıcı içiciymiş. Jack Daniels seviyormuş. Kanım ısındı biraz. Irak savaşı konusunda W.’yu haklı göstermişler. Bu konuda pek konuşmak istemiyorum. Çok tartışılabilir bir mevzuu çünkü. 2 saatlik bir film. W.’yu seviyorsanız izleyin derim. W.’yu biraz daha iyi tanımak istiyorsanız da izleyebilirsiniz ancak icraatlarını beğenmiyorsanız filme çok küfür edebilirsiniz. Ortalama kalitede fakat izlemesi çok sıkmayan bir film.

The International

the-internationalBazı oyuncuların oynadığı filmler beni hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmıyor. Clive Owen bu oyunculardan biri. Genellikle aksiyon içeren filmlerde oynuyor. İngiliz aksanı da var. Bu özellikler iyi oyunculukla da birleşince güzel filmler ortaya çıkıyor. Jason Statham gibi Clive Owen’ın da sıkı takipçisiyim diyebilirim. Bu film de senaryo olarak abartılmaması gereken orta ayarlı bir aksiyon filmi. Mekan olarak dünyanın çeşitli yerlerinde geçmesinin dışında pek bir özelliği yok. Aksiyon sahneleri de kısa. Filmin Türkiye’de de geçiyor. Nedense Türkiye’de geçen filmlerde Türkiye kısımları ilgimi geçiyor. Sanırım doğru mu göstermişler bunu görmek istiyorum. Haluk Bilginer de oynuyor. Genel olarak yabancı filmlerde İngilizce konuşan Türkler doğru düzgün konuşmazlar. Haluk Bilgiler, adam gibi İngilizce konuşmuş. Takdir ettim. Sanırım bilmeyenler yamuk yumuk konuşuyor. Aksiyon özelliği ortalama olan bir film. Zaman öldürmek için veya Clive Owen etkisi için izlenebilir. Fakat çok fazla aksiyon beklemeyin.

Ghosts of Girlfriends Past

ghosts-of-girlfriends-pastBu sıralar nedense New York modasında bulunan kişileri içeren filmler, diziler çekiliyor anlamıyorum. Modadan uzak olduğum için böyle düşünüyor da olabilirim. Aslında bu film tema olarak moda piyasasını da kullanmıyor. Bu yüzden o filmlerden (örn. Devil Wears Prada) daha farklı bir yerde. Fakat onun yerine klasik bir one night standden aşık olmaya dönme konusu işlenmiş. Bu konuda yeteri kadar Vince Vaughn filmi var. Değişiklik olarak aklını başına getirmek için hayalet açılımı yapılmış. Filmde birkaç taktik (!) de veriliyor, artık ne kadar işe yarar bilemiyorum. Flashbacklerde 80′lere dönülmesi kısa süreli bir eğlence sağlıyor. Film uzun değil, eğlenceli ve izlemesi kolay. Cinsel içerikli bir sahne falan da yok. Öyle ilişki bozacak cinsten mesaj da vermiyor. Gönül rahatlığıyla izleyebilirsiniz.

Anvil: The Story Of Anvil

anvilBu bir film değil metal (hard rock da denilebilir) belgeseli aslında. Bu girişten sonra hala okumaya devam ediyorsanız diyeceğim ilk şey bu belgeseli izlemeniz olacak. Burada pek çok filmi yorumladım ama pek azını izleyin demişimdir. Bu sıradan bir film değil. Rock yolunda genellikle başarılı olanları görüyoruz. Anvil başarılı olamayanlardan. Rock’ı tercih etmenin, hayatlarını buna adamanın ne demek olduğunu görüyoruz filmde. Dışarıdan güzel gözüken dünyanın gerçekte ne olduğunu gösteriyor film bizlere. Metallica’nın Some Kind of Monster’ı gibi değil. SKoM bu filmin yanında çok basit ve yapmacık kalıyor. Sadece müzik için işin içinde bulunan adamlar işlerini kesinlikle çok daha ciddiye alıyorlar. Bu filmi gerçekten tavsiye ediyorum. Ayrıca Anvil’i beğenebilirsiniz. Gerçekten müziklerini çalmayın bu adamların. Albüm alın, çünkü grubun ruhunu yaşatmak için destek olmak gerekiyor. İzleyin, izlettirin. Müzisyen olmak isteyen arkadaşlarınız varsa bu filmle sektörün gerçek yüzünü de gösterebilirsiniz.

Sinemasal kategorisine gönderildi | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın
Toplam 64 sayfa, 20. sayfa gösteriliyor.« İlk...101819202122304050...Son »