GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma)

gdo 0 300x236 GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma)Şu sıralar bir GDO muhabbetidir gidiyor. İnsanların bilgilenmesi güzel bir şey ancak GDO’ya hayır veya evet diyenlerin %99′u neyi desteklediklerinin farkında bile değiller. Zaten tartışmaların şu sıralar alevlenmesinin nedeni Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının yeni hazırladığı yönetmelik. Anlayacağınız işin sağlıksal tarafından daha büyük bir siyasi boyutu var. Doğal olarak bu fırsattan yararlanmak isteyenler de olacaktır. Ben şahsen GDO’yu destekliyorum. Fakat ben GDO’nun kötü yönlerini göstermeyeceğim demiyorum, tabii ki olayı iki taraftan da ele alacağım. Yazı içerisinde fikir değiştirecek bir cümle kurmamaya çalıştım. Artıları ve eksileri görüp ona göre karar vermeniz daha mantıklı olacaktır.

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum GDO yeni bir şey değil. İlk örneği 1973′te bir bakteri ile başlamış¹. Zaten GDO’nun açılımından sadece bitkilerle sınırlı olmadığı da anlaşılıyor. Bugün yapılan tartışmalar daha çok genetiği değiştirilmiş besin maddeleri gdo 2 300x206 GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma)üzerinde oluyor. Tabii bizim halkımızda yaygın görülen kulaktan dolma bilgilerle ahkam kesme huyu yüzünden tartışmalar çok alakasız yerlere de gidebiliyor.

Genetik mühendisliğinin gelişmesiyle birlikte maliyetler düşünce ve gerekli bilimsel zemin de oluşunca GDO’da büyük bir patlama yaşandı. Bugün pek çok sektörde çok büyük faydaları görülüyor. Hatta küresel ısınmanında GDO sayesinde durdurulacağını da öngörebilirim (CO2 tüketip O2 üreten yüksek verimli organizma çalışmaları halen sürmekte. Hatta son ürün olarak petrol veya kullanılabilir durumda olan yakıt üretebilen organizmalar üzerinde bile çalışılıyor). Gıda da GDO konusuna gelecek olursak, bundan kaçış yok. Zaten tarım başladığından itibaren GDO’da başlamıştır diyebiliriz. Bugün yiyebildiğimiz portakal, mandalina gibi meyveler turunç’un diğer türlerle aşılanmasından gelen türlerdir. İnsan müdahalesi olmasa bile doğal seçilim ile güçlü genleri olanın hayatını sürdürmesi de bir çeşit GDO sayılabilir – en azından ben sayarım.

Peki GDO’ya niye karşı çıkılıyor veya niye savunuluyor? Ne gibi zararları ve avantajları var?

Avantajlar

  • Tıbbi alanlarda oldukça büyük faydaları vardır. İnsülin, büyüme hormonu, kişiye özel ilaçlar vb. GDO ile hızlı, ucuz ve yüksek verimli olarak üretilmektedir. Bazı hastalıkların teşhisinde ve tedavisinde GDO’lar kullanılmaktadır.
  • Yüksek enerji harcanarak damıtılan petrolü çok daha ucuza damıtabilen bir bakteri türü üretilmiştir ve bu bakteri türü patenti alınan ilk canlıdır.
  • Tarım alanında haşerelere dirençli bitkiler üretilebilmektedir. Böylece ilaçlama yapılmadan yüksek oranda korunma sağlanabilmektedir. Tarım ilaçlarının insanlarda kansere bile yol açan etkileri vardır ve hala kullanımları düzenlenmemiştir.
  • Genetiği değiştirilmiş bitkilerle daha az maliyetli ancak daha yüksek verimli tarımcılığın yolu açılmıştır. Bunun yanı sıra daha az suyla, daha az toprakla büyüyüp gelişebilen bitki türleri de geliştirilmiştir.
  • Ucuzlayan gıda ücretleriyle beraber düzgün bir çalışmayla dünyadaki açlık çok az daha az maliyetle yok edilebilir.

Dezavantajları

  • GDO araştırmalarının yüksek bütçe gerektirmesi nedeniyle araştırmalar büyük şirketlerin tekeline girmiş durumda. Ülkeler de herhangi bir sınırlama yapmayarak binlerce biyoteknoloji şirketinin doğmasına neden oluyorlar. Tabii böyle olunca iş tamamen ticari bir hal alıyor ve dünyada açlığın bitmesi de hayal haline geliyor.
  • GDO ile her zaman başarılı sonuçlar elde edilecek diye bir sonuç yok. Tüm insan ırkını yok edebilecek bir canlı türü yanlışlıkla (belki de özellikle) üretilebilir. Halen araştırmaları regüle eden bir şey yok.
  • GDO ile üretilmiş gıdalarda insan ölümüne neden olabilecek sorunlar oluşabilir. Nadir bulunan bir böceğin DNA’sı bir bitkiyle birleştirildikten sonra o böceğe karşı alerjisi olanlar farkında olmadan zehirlenebilirler. Hatta bunun sonuçları ölüme kadar gidebilir.
  • Böceklere karşı dayanıklı bitkilerin olması böcek popülasyonu büyük zararlar görebilir. Bu da büyük ölçekli bir ekosistem faciasına dönüşebilir.
  • GDO ile üretilmiş bitki tohumları normal tohumlardan daha pahalı olup her sene yenilenme zorunluluğu taşımaktadır. Bu da uzun vadede ticari hale gelmiş bir sektör olarak düşünülürse fiyatlarda petrole benzer bir durum oluşmasına neden olabilir.
  • Etik olarak Müslümanlar ve Museviler domuz genleri kullanılmış organizmaları tüketmek istemeyebilirler. Bu konuda daha önceden uyarı yapılması veya ambargoların konulmasını gerektirebilir.

Kaynakça:

1 – http://tr.wikipedia.org/wiki/GDO

2 – http://www.gdoyahayir.org/

3 – http://www.ntvmsnbc.com/id/25018394/

4 – http://www.gidaraporu.com/genetik-yapisi-degistirilmis-urunler-gdo_g.htm

Ben Sisteme İnanıyorum!

anket 227x300 Ben Sisteme İnanıyorum!Bu yazıyı aslında bloga anket ekleme düşüncesiyle yazacaktım. Anket sistemine inanıyorum. Tabii bu sokakta sizi çevirip sorulan soruları cevapladığınız anketler değil. Web sitelerinde bulunan klasik anketlerden bahsediyorum. Bloga bir tane koysam mı diye düşünürken bu yazı çıktı ortaya. Zamanla büyüdü değişti bu hale geldi. Şimdilik anket falan da koymuyorum. Oy falan vermessiniz falan rezil oluruz sonra.

Buradaki sistemden kasıt şu meşhur ülkenin yürümesini sağlayan sistem. Google’da sistem diye aratınca markalar, dükkanlar hatta iddaa ile ilgili şeyler bile çıkıyor. Fakat nerede o emperyalizme çomak sokan biberonlular? Yoksa “emperyalist” Google onları aşağıya mı alıyor? Yoksa onların boş konuştuğunu arama motoru bile biliyor mu? Sistem düzgün arkadaş, dişliler falan yerinde. Fakat o dişlilerin bazen dişi yalama olabiliyor, kopabiliyor. Doğrudur. Fakat gelip de sistemin yanlışlığını savunmayın.

Düşünün bir, o kadar çok şeyi yolunda tutmak zorundasınız. Bunu bürokrasi olmadan yapamazsınız. Kollar bu kadar çok açılınca doğal olarak dolanlamalar, düğümlenmeler olacaktır. Asıl sorun bu tür şeylerin düzeltilmemesidir. Böyle bir durumda bir problem var demektir. Fakat bunun dışında bürokrasisiz iş yürümez. Her işin bir raconu var. Resmi işlerin raconunu da devlet, bürokrasi ile belirliyor. Böylece işler yolundan çıkmadan halledilmiş oluyor.

bureaucracy 300x207 Ben Sisteme İnanıyorum!Sorununuz bürokrasi değil de demokrasiyse yine yanılıyorsunuz. Demokrasi kenarından çekilmediği zaman gayet güzel işleyen bir sistem. Biz işlemediğini sanıyoruz çünkü ben-merkezli düşünüyoruz. Tabii bazı şüphelerimiz de yok değil. Fakat demokrasinin soluyabileceği bir ortam yaratıldığında gayet güzel bir şekilde işlediği görülüyor. Demokrasiyi ucundan çekiştiren 2-3 (bin, milyon?) kişi olursa tabii ki bozulmalar olacaktır. Demokrasiyi koruyabilen, yaşatabilenler var. Bu da sistemin çalıştığının göstergesi. Daha iyi bir öneriniz varsa alayım. Benim aklıma işe yarar başka bir yöntem gelmiyor çünkü.

Ha eğer “Fuck The System” diyorsanız size diyecek birşey bulamıyorum. Anarşi ortamı görün öyle gelin. Davulun sesi uzaktan hoş gelir diyorum. Ayrıca gerçekçi olmak lazım. Sistemsiz bir dünya düşünülemez.

Bu yazıda bazı ideolojileri eleştirmiş olabilirim. Aklımdan geçenleri söyledim, fakat rengimi belli etmediğimi de belirtmek isterim. Oh çay da geldi…