İki gün önceki yazımda İstanbul hakkında pek iyi şeyler söylememiştim. Fakat yazının sonunda siz bana bakmayın iki gün sonra alışırım da demiştim. Oldukça yerinde bir tespit olmuş bu. Çünkü dün akşam itibariyle İstanbul’a alıştım ve İstanbul’u sevdim. Tabii bunda otobüste gördüğüm kızın etkisi var mı bilmiyorum. Durak 4-5 sokak yukarıda kaldığım yerden. O kızla aynı sokakta oturuyoruz. Peh keşke tanışsaydım. Otobüstegördüm diye saçma sapan bir siteye bile başvurdum
. Sanıyorum bu içimdeki kıpırdanma bu şehire karşı daha samimi yaklaşmamı sağladı.
Sıcak, nemli, aşırı kalabalık ama samimi, arkadaş canlısı, haraketli. Normalde anadolu yakasından avrupa yakasına geçerken hiçbir şey hissetmezdim bu sefer nedense bir değişik hissettim. Köprüden geçerken köprünün muazzam bir mühendislik harikası olduğunu yakından
gördüm. Belki biraz da bu karşıya geçerken beni etkiledi. Ulaşım sistemi başta çok karışık geldiyse de aslında o kadar da karışık değil. Bineceğiniz aracı bulduktan sonra gerisi çok kolay. Ayrıca otobüs saatleri de Ankara’daki gibi değil. Otobüsler sabaha kadar devam ediyor. Ankara’da da bazı otobüsler öyledir belki ama benim işime yarayan otobüsler öyle değil. Aslında bunu sadece belirli otobüsler olarak değil de tüm ana otobüsler olarak ayarlanması lazım. İsteyen insan istediği saatte evine dönebilsin.
Arkadaşlarla buluştum. Çok eğlenmiş olacağız ki bir güne sığdıramadık tekrar buluşuyoruz. Dün önce Kadıköy’e gidip orada biraz oyalandıktan sonra 110 ile Taksim’e geçmiştik. Dönüşte de 112 ile eve çok yakın olan bir durakta inmiştim. Bu sefer direkt olarak 112 ile Taksim’e gideceğim. Aslında kilometre bazında çok fazla gitmiyoruz. Ankara’da çok daha uzun hatlara daha az para veriyorum. Burada köprüden geçme mevzuu da var tabii.
İstanbul’da yaşamam zor olur diyordum. Bugünkü halimle zor olur evet. Teknolojiden yardım almam şart. Çünkü yazın gerçekten sıkıcı hale gelen bir hava var. İstanbul’u kışın görmedim. Kışlarının çok sert olduğunu zannetmiyorum. Zaten benim en büyük derdim hava sıcaklıkları olduğundan kışları bir sorunum olmaz. Toplu taşıma sorunumu bir nebze çözdüm zaten. Otobüsler gerçekten pek faydalı. Minibüslerle uğraşmaktan daha kolay geliyor bana. Fakat ben bu şehirde yaşacaksam kendi otomobilimi isterim. Köprü trafiğine biraz da benim katkım olsun. Hoş adam akıllı bir köprü trafiği görmedim ama saatlerce sürek beklemelerle karşılaşmak istemiyorum. Fakat her İstanbullu bir gün o trafiği tattığı için ben de bir gün yakalanırım.
Otomobil isteğimin ulaşım yanında sıcaklık konusundaki etkisi de yadsınamaz. İstanbul’da yaşamak için burada çalışmam lazım. Zaten çalışma yerimin havalandırması yaşanabilecek halde olacağından gün boyunca pek bir sorun olmaz. Eve de sıcaklık için küresel ısınmacı çözümler bulunabilir. Böylece sıcaklık sorunumu da halletmiş oluyorum. Ulaşım sorunu da olmadığına göre belirttim koşullar ile İstanbul’da yaşayabilirim. Şirketlere duyurulur