Rüya Ekip

Rüya Film Kadrosu

Andy Samberg, Morgan Freeman, Will Farrell, Ewan McGregor, Samuel Jackson, Michael Caine, Bruce Willis, Mike Myers.

Andy Samberg, Mike Myers’ın oğlu; Will Farrell, Michael Caine’in oğlu, Samuel Jackson, Morgan Freeman’ın oğlu ve kötü adamlar olarak Ewan McGregor, Bruce Willis’in oğlu. Ayrıca Edward Norton, Johnny Depp ve Brad Pitt de yan rollerde yer alabilir. Oyunculara havyan gibi para yatırıldığından ancak 2-3 büyük şirketin ortak yapımı olabilir herhalde. Yalan olur.

Rüya Rock Grubu

Led Zeppelin, Pink Floyd, The Doors, The Beatles? Karar veremiyorum.

Rüya Aşk

Ted Mosby’nin eşini bulmasını çocuklarına anlatması gibi bir şey

Rüya Proje

Rüya projem 1960ların sonlarında gerçekleşti ama o yıllarda yaşayıp aya gidebilmiş olmayı isterdim. Belki gelecekte gitme imkanım olabilir ama ilk giden olmak tamamen farklı bir ayrıcalık.

Alternatif Rüya Kariyeri

Büyük bir Amerikan viski firmasında yönetici olmak, Astronot

Rüya Tatil

Dharma için hatch’te çalışmak. Ekstra olarak internet, bilgisayar ve bir insan. (Alternatif rüya kariyeri gibi oldu bu)

Rüya Ev

İngiltere’nin Dover Kayalıklarının üzerinde tarlası olan büyük bir çiftlik evi. Arka balkonumdan Fransa’yı görmek istiyorum.

Rüya Mutfak

Bol etli bir Osmanlı mutfağı.

Rüya Kaçamak

Star Wars Sixology maratonu. Her zaman, her yerde.

Peki bu yazı niye?

Bu sorular Kuşkucu Somon’da Douglas Adams’a sorulmuş sorular. İlginç geldi ve ben de cevaplayayım dedim. Mim haline getirmek isterdim ama parmakla göstermekten hoşlanmıyorum. Bunu mim olarak algılayıp cevaplayanlar bana haber verebilir. Vermeye de bilir.

Onur Baykal'ın Bürokrasiyle İmtihanı (Bürokrasinin Çarkları Altında Ezilmek)

Uzun bir süredir kişisel içerikli yazı yazmadığımın farkındayım. Daha önce yazacak bir şey olmaması etken iken şimdilerde ise boş zaman bulamamam en önemli etken. Neyse ben özetimsi yazıma geçeyim. Yazı içinde yazı olsun bu.

  • Öncelikle başlıktaki olaydan bahsetmek istiyorum. Bu Pazartesi hazır dersim yokken ehliyetimi almaya gideyim dedim. Bu senenin başlarında sınavlardan geçmiştim zaten. Sadece uygun bir zaman bekliyordum diyebilirim. Sürücü kursuna Sincan’da gittim. Normalde tüm arkadaşlarım ehliyetlerini Ankara Emniyet Genel Müdürlüğünden aldılar. Ben ise Sincan İlçe Emniyet Müdürlüğüne gittim. Sürücü kursu oraya gitmemi söyledi çünkü. Kurstan aldığım dosya ile yola çıktım. Öncelikle 1.5 liraya dosya aldım. Daha sonra 223 lira harç yatırdım. Daha sonra emniyete gittim. Dosyayı aldığımda verdikleri belgeyi doldurdum ve parmak izi verdim. Suç hayatım başlamadan bitti. Parmak izi vermek eğlenceli olsa da bir miktar fişlenmiş hissettim kendimi. Kursa kaydolurken aldığım sağlık raporunda sorun çıktı. “B tipi ehliyet alabilir” benzeri bir cümle bulunmadığı için sağlık raporunu kabul etmediler. Özel hastaneden aldığım bu raporu imzalayan doktora iyi küfürler ettim. Doktorlara saygımı daha da azalttı bu adam. Sincan 7 Numaralı Sağlık Ocağına gidip oradan tekrar bir rapor çıkarttırdım. Sağolsunlar orada biraz daha yardımcı oldular. Daha sonra emniyete döndüm. Dosyalarımı tamamlamamın gururuyla ehliyetimi beklerken beni ehliyet kağıdı almaya gönderdiler. 60 lirada o ufak kağıt parçasına bayıldım. Sonra ehliyeti de verdim. Ertesi gün gidip almamı istediler. Herhalde ben yakın bir zamanda gidip ehliyetimi alırım. Oldukça sancılı bir deneyim oldu. Ülkemizde bürokrasinin işleyişine birebir tanık oldum. Binaların çoğu yakındı ama tek bir yerden halletmek çok daha kolay olabilirdi. Bu işlemin daha kolaylaşacağını zannetmiyorum.
  • Okulum başladı. İki haftadır Ankara’dayım ders görüyorum. İlginç bir durum pek yok. Zorunlu ikinci yabancı dil olarak İspanyolca görüyorum. Üstten de “Girişimcilik ve Liderlik” dersi almaya başladım. Ders kayıt dönemi yine her zaman olduğu gibi sancılı geçti. Neyse ki kazasız belasız atlattım. Derslerime devam ediyorum ve yapmam gereken ödevler, çalışmam gereken dersler var. Bense yazı yazıyorum.
  • Bilgisayarcının Yeri’nden sonra The Next Web Türkiye’de de yazarlığa başladım. Kendim bir teknoloji blogu açmak yerine var olan bir blogda yazarlık yapmak daha kolay geldi. Her ne kadar yetki olarak daha düşük olsa da yazı yazmaya odaklanmak daha kolay oluyor. Tabii benim çok fazla zamanım olmadığı için çok fazla yazı yazamıyorum.
  • Otostopçunun Rock’n Roll Rehberi’ni bir süredir yazmıyorum. Yazmaya başlamıştım ama öncelikle Otostopçunun Galaksi Rehberi’ni bitirmeye kadar verdim. O yüzden bir süreliğine onu yazmıyorum. Arda ile oturup logoyu da ayarlayamadık hala. Ramazan’dan sonra demiştim ama biraz daha gecikebilir.
  • Trivial Pursiut güzel bir oyunmuş. Zaten oldum olası böyle bilgi yarışması tarzında olan şeyleri severim. Üç gün arka arkaya oynayınca daha da bir pekişti. Zaten bu hafta sonu sokaklardaydım hep. Maillerimi bile kontrol edemediğim zamanlar oldu. Sosyalleşmenin böyle etkileri olduğunu fark ettim. Olsun eğlenceli günlerdi. Zaman zaman böyle şeyler yapmak lazım.
  • Senelerin ev sinemacısı ben sinemaya gittim. Hem de bir haftada iki kere. Benden beklenmedik bir performans. Zaten dizi de izleyemiyorum. Supernatural’ın yeni sezonu başladı ben ancak 3-4 gün sonra izleyebildim. Gerçekten daha çok zamana ihtiyacım var.
  • Ankara’yı özlemişim ama. Ocak’ta da staja gideceğim için okul çok fazla sıkıcı gelmiyor. Şimdilik eğlenceli ama dersler giderek zorlaşacağını gösteriyor.
  • Likemind’ı da kaçırdım iyi mi! Java tekrarı yaptığımız bir derse girebilmek için Likemind’a gitmedim. Tabii Likemind’a gitmeyerek yeni insanlarla tanıştım. Kazandıklarım kaybettiklerimi geçiyor olabilir bu yüzden.
  • Hayatımdaki gelişmelerden haber vermeye devam edeceğim. Tabii zamanım oldukça.

Saç Uzatacaklara Tavsiyeler

29 Ağustos akşamı saat 9.30 civarlarında bir seneden daha uzun süredir uzattığım saçlarımı kestirdim. Pek çok öğrencinin hayalidir liseden sonra üniversitenin ilk yılında saç uzatmak. Ben de uzatmak istiyordum, uzattım, tatmin oldum, kestirdim. Önce isterseniz bir öncesi/sonrası fotoğrafı koyayım, sonra da tavsiyelerimi vereyim.

 Saç Uzatacaklara TavsiyelerSaçlarınızı uzatmaya karar verdiyseniz lise öğrenciliğinden çıkmış olmanız lazım. Çalışıyorsanız çalıştığınız yerin de uzun saça bir şey dememesi lazım. Saçın uzun halindense tam uzamamış hali hem görüntü açısından hem de rahatlık açısından oldukça kötü olacaktır. Bu yüzden öğrenciyken saç uzatmak en idealidir. Eğer üniversiteye ilk girişinizde kazanamadıysanız dershane dönemlerinde uzatmanızda bir sakınca yok. Liseden sonra direkt üniversiteye girelecekse ilk sene uzatmayın diyorlar, ben liseden sonra uzattım. Neden öyle dedikleri anlamış değilim. Belki üniversitede daha çok zaman geçirdikçe anlayacağım.

Saçınızın türüne göre saç uzatma potansiyelinizin de farklı olduğunu anlatayım önce. Benim saçım dalgalıydı. Uzadıkça kıvırcıklaşır gibi oldu. Kıvırcık saçlıların saç uzatması zor. Balon şeklinde uzun bir süre geçirmeleri gerekiyor. Düz saçlıların ise herhangi bir problemi yok. Düz saçlıların saçlarını uzattıktan sonra taramak gibi dertleri de olmuyor. Kıvırcık ve dalgalı saçlılar ise saçlarını uzattıktan sonra tarama ihtiyacı hissedebilir. Saçlar birbirine yapışıyor ve hoş olmayan bir görünüm oluyor. Tabii arkadan bağladıktan sonra böyle dertler pek olmuyor ama o uzunluğa erişmesi de bir sene sürüyor. Rasta yaptırmak veya tree-hugger (aşırı doğacı diyelim) olmak gibi çözümleriniz de var. Karar size kalmış.

Saç uzatmak genellikle uzun bir süreden sonra saçları inceltiyor ve saç diplerinin açılmasına neden oluyor. Saçlar yanlara ayrılırsa ayrılan yerde beyaz bir bölge oluşuyor. Yok edilmesi zaman alıyor. Bunun dışında saçlarda kırıklar oluşuyor. Toplandığı zaman göze pek de hoş görünmeyen efektler sunabiliyor. Ayrıca saçlar uzamaya başladığında eşit uzunlukta olmadığı için saçlarınızı toka dışında bir yardımcı kullanmadan toplamanız 1 seneden fazla sürüyor.

Sonuç olarak 1 yıldan fazla bir süre, saç sağlığı gibi konularda taviz verebileceğinizi düşünüyorsanız saç uzatabilirsiniz. Benim ailemde tüm erkekler kel olduğu için ben de kelleşmeden bir hevesimi alayım dedim. Babama buradan saygılar icon wink Saç Uzatacaklara Tavsiyeler

Öne Çıkmamış Yazılarım

Hergün oradan oraya koşuştur; işti, okuldu, evdi, kıldı, tüydü… İşimiz kolay değil. Üstüne üstlük üşenmeden beni de okuyorsun. O yoğunluktan sonra doğal olarak bazı şeyleri atlıyorsun. Ben sana şöyle bir güzellik yapıyorum. Görmediğin, güzel yazılarımı bir derleme ile sana sunuyorum. İstersen okuyorsun. Nasıl?

Not: Yeni yazı yazmamak için değil, eski yazılarımın değerini yükseltmek için böyle bir şey yaptım.