Türkiye’de Türkçe Yayınlanan Star Wars Kitapları

66686 2 Türkiye’de Türkçe Yayınlanan Star Wars Kitapları Star Wars filmlerini izlemeden önce Ankara’ya bir seyahatimde (Ankara’da yaşamıyordum o zaman) Dost kitap evinden Star Wars kitaplarını almıştım. Alma planlarım var mıydı hatırlamıyorum. Orijinal üçlemenin (4-5-6) Lucas tarafından yazılmaya başlanıp sonra başkaları tarafından devam ettirilen resmi serisiydi bu kitaplar. Tekrar basılıyor mu bilmiyorum ama yeni basılan Star Wars kitaplarının arasında ilk üç filmi anlatan herhangi bir kitap yok. Filmlerden önce bu kitapları okumuştum ve ilk filmi izlediğimde Ben Kenobi ile Darth Vader’ın düellosunun sonucunu bildiğim halde heyecanla seyretmiştim. Bugün bu heyecanı bana yaşatabilen pek fazla film veya dizi yok. İşte bu yüzden sıkı bir Star Wars hayranıyım. Öyle olmaya da devam edeceğim, o heyecan kalmadı belki ama yine de o evrenin varlığını bilmek bile bana huzur veriyor.

Alakasız bir girişten sonra yazıdan biraz bahsedeyim. Bir süredir Star Wars kitapları okumaya başladım. Lisedeyken Türkiye’de filmlerden sonraki ve önceki olayları anlatan Extended Universe kitapları olmadığı için söylenip dururdum. Ancak gel zaman git zaman filmlerin başarısından sonra film kitaplarının da çıkması ve beklenenin üzerinde satması yayınevlerinin (aslında Arka Bahçe’nin demek daha doğru olur) ilgisini arttırdı. Bu yazıda çizgi romanlardan, ansiklopedilerden veya diğer roman olmayan basılı eserlerden bahsetmeyeceğim. Şimdilik basılan ve benim bildiğim 5 seri var.

Dost Kitabevi Yayınları Orijinal Star Wars Serisi

98170 2 Türkiye’de Türkçe Yayınlanan Star Wars Kitapları Bu kitapların en belirgin özellikleri belki de kapaktaki Darth Vader kabartmasıdır. Üç kitap da sadece tek renktir ve hepsinde aynı kabartma vardır. İlk kitap bizzat George Lucas tarafından yazılmış, diğer iki kitap ise Donald F. Glut ve James Kahn tarafından yazılmıştır. Bu kitapların yanısıra Dost Kitabevi Yayınları, Phantom Menace’ın (Gizli Tehlike) kitabını da yayınlamıştır ancak o kitabı bu seriden ayrı tutmak gerekiyor. Ben bu kitapları sanırım 2004 yılında aldım (yanılıyor olabilirim). Bazılarını hala raflarda görebiliyorum ancak hepsini birden bulmanın kolay olup olmayacağından emin değilim. Bu kitapların Star Wars seven herkesin kütüphanesinde olması gerektiğini de düşünüyorum. Mümkünse seriyi tamamlayın.

Arkabahçe Yayıncılık Star Wars Serisi

Aslında bir seri olarak basılıp basılmadıklarını bilmiyorum ama 2. ve 3. filmin kitaplarını filmden görüntülerle yayınladıklarına göre kısmen bir seri oluşturuyordur. Attack of the Clones (Klonların Saldırısı) ünlü yazar R.A. Salvatore tarafından yazılmış. Revenge of the Sith (Sith’in İntikamı) ise Matthew Stover tarafından yazılmış. Ayrıca film kitaplarının dışında ilk filmden önce geçen ve Darth Maul’un hikayesini anlatan Gölge Avcı ve üçüncü filmden önce geçen, Klon Savaşları dizisiyle çakışan Kötülük Labirenti kitapları da bu seriye dahil edilebilir. Açıkçası bu kitaplar bende yok ama satın almayı planlıyorum.

Star Wars Klasik Seri: Han Solo’nun Maceraları

208998 2 Türkiye’de Türkçe Yayınlanan Star Wars Kitapları İthaki Yayınlarından çıkan üç kitaplık bir seri. Han Solo’nun filmlerden önceki kaçakçılık hayatını anlatıyor. Üçü de Biran Daley (Star Wars radyo dizilerinin yapımcısı) tarafından yazılan bu seri ekstra olarak okunabilecek bir seri. Olayların gelişimini etkilemediği gibi sadece Han Solo etrafında dönerek (onun arkasından adlandırıldığı için bu konuda birşey söylemek pek doğru olmaz belki) biraz sınırlı kalıyor. Seri, Han Solo Yıldızın Ucu’nda, Han Solo’nun İntikamı ve Han Solo ve Kayıp Miras isimli kitaplardan oluşuyor. Ben sadece ilk kitabı okudum ama diğerlerini de satın almıştım. Pek tatmin olduğumu söyleyemem ama yine de ortalama bir seviyede. Zaten Han Solo’yu çok sevmem.

Thrawn Üçlemesi

Thrawn Üçlemesi 6. filmden 5 yıl sonrasını anlatıyor. Üç kitap da Timothy Zahn tarafından yazılmış. Seri Arka Bahçe Yayıncılık tarafından basılmış. Şu anda bu seriyi okuyorum. Yeni Cumhuriyet kurulmuş ve sıkıntıları var. Yok edilememiş olan imparatorluk bölükleri sorun çıkartıyor. Güzel bir yere gidecek gibi duruyor. Şimdilik severek okuyorum. Bu seri en başarılı Star Wars kitapları arasında yer alıyor. Geçtiği tarihten sonra yazılan kitaplar bu kitabı da kabul ediyorlar. 6 film yetmedi daha istiyorum diyorsanız okumaya başlayın derim.

Jedi Akademisi Üçlemesi

Star Wars oyunlarını oynayanlar Jedi Academy oyunlarını biliyorlardır. Oyunlar bu serinin oyunları değil ancak bu kitaplardan esinlenilmiş. Kitaplar son filmden 7 yıl sonrasında geçiyor. Luke Skywalker’ın Yavin 4’te yeni Jedi’lar yetiştirmek için çabalarını anlatıyor. Kitaplar Kevin J. Anderson (X-Files ve Dune kitapları da yazmış) tarafından yazılmış. Yine Arka Bahçe Yayıncılık tarafından basılıyorlar. Ben henüz kitapları görmedim ama varlıklarından haberdarım. Yazarın X-Files kitabını okumuştum, o yüzden kitaplardan da umutluyum. Diğer kitaplardansa bu serinin okunması bence daha iyi olacaktır. Luke karanlık tarafa kaymaya bu kitaplarla başlıyor (Thrawn’da da var tabii).

Benim hayatım bir roman olabilirdi… Güneşin ilk ışıklarının hafif aralık pencereden sızarak gazetemin sağ üst köşesini aydınlattığı sıradan bir sabahtı. Çayımı hızlıca yudumlarken tonlama konusunda sorunlar yaşayan karşı komşumun sesiyle irkildim. Bu ses benim için bir süredir uyarıcı olmuştu; “ayakkabılarını giy ve evden çık” komutuna sorgusuzca uymamı hatırlatıyordu. Çantamı sırtlamış otobüs durağına doğru olanca hızımla koşturuyor, şoförün beni fark etmesi için elimi, kolumu kontrolsüzce sallıyordum. Evet; çabam boşa çıkmamıştı neyse ki. Muavinle bir paso gösterme krizi yaşadıktan sonra her zamanki gibi en arka sıranın sol köşesindeki yerime kuruldum. Bu ana kadar her şey mükemmel denecek kadar sorunsuzdu.Ta ki bir anda koskoca otobüste şoförle ben yalnız kalana dek. Üstelik bu şoför her sabah beni okula götüren tonton amcaya hiç mi hiç benzemiyordu; gözleri kan çanağına dönmüş, bakışları yırtıcı bir hayvanın avını öldürmeden önceki keskinliğiyle ve bu durumdan aldığı hazzı ifade eden dehşet verici gülümsemesiyle bana bakıyordu. Korkudan elim ayağım titriyordu. Neler oluyordu böyle, insanlar nereye kaybolmuştu bir anda? Bu adam da nereden çıkmıştı şimdi? Aklım bu esrarengizliğe uygun yanıtlar bulmakta oldukça zorlanıyordu. Bir anda boğuk sesli motorun susmasıyla ve etrafı saran bu ölüm sessizliğinin ürpertisiyle kendime geldim. Aman tanrım buraya doğru geliyordu, elinde henüz netleştiremediğim parlak bir cisimle bana doğru kahkahalar atarak yürüyordu. Bense yukarıdan bir yerlerden havalanmış ikimizi de içine alan bu kareyi izliyordum. Bu, sanki bir filmin çok beğendiğiniz bir sahnesini en ağır çekimde izlemeniz gibiydi. Olamaz elindeki de ne öyle! Bir anda nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde kendimi can havliyle kaçarken buldum. Neler oluyordu böyle? Deliriyor muydum yoksa? Arkama bakmaya korkuyor, göz ucuyla bir gölgenin beni takip edip etmediğini kontrol ediyordum. O kadar hızlanmıştım ki koşmakla uçmak arasında gidip geliyordum sanki. Oysaki uçmanın ne demek olduğunu hiç tecrübe etmemiş biri için yapılabilecek çok belirsiz bir benzetmeydi bu. Artık bütün cesaretimi toplamaya yetecek kadar uzaklaştığımı hissediyordum. İşte o anda duraksamadan kafamı çevirmemle soluk soluğa çıkan nefesimin zar zor attığı çığlıklarımın yankılanması bir oldu. Neredeyse bir apartman kadar uzaklık vardı aramızda! Bir an olanların mantıksızlığı beni durdurup adama derdinin ne olduğunu sormaya itecek oldu ama içimden bir ses bu sorguya engel oluyordu. O sırada karşıma eski bir binanın çıkmasıyla sokaktaki kovalamacayı daha küçük bir alana hapsetmiş olduk. Ayaklarımın fikrime ihtiyaç duymadan beni soktuğu bu bina bir okuldu, benim ilkokulum, seneler önce yıkılan okulum! Görünürlerde kimse yoktu, izimi kaybettirmiş olduğumu düşünüyordum ki; tahta merdivenlerin gıcırtısı içime dolan bir anlık son umudumu da katletti. Alt kata inip kapana kısıldığım bu karanlık, kasvetli, terk edilmiş binadan çıkmak için kararlı, temkinli, sessiz adımlarla ilerliyordum. Aniden bir ışık huzmesinin gözümü almasıyla duraksadım. Işığın bir bıçağın parlak yüzeyinden yansımasıydı bu. Tam karşımda upuzun, bomboş koridorda birbirimizin silüetlerine bakakaldığımız o anda adamın elinde tuttuğu bıçağın yansıması. Artık sessizliğin hiçbir anlamı kalmamıştı; çığlık çığlığa koşturuyordum. Sağ bacağım uyuşmaya başlamış, nefes almakta güçlük çekiyordum. Plansızca sanki hızlı bir dönüşün sadece onu yavaşlatacağını düşündüğüm bir yanılsamayla sağdaki kapıdan içeri girdim. Tam o anda sırtımda vücudumun derinliklerine doğru ilerleyen bir davetsiz misafirin varlığıyla tekleyerek birkaç adım daha attım ve yavaş yavaş yayılan sıcak bir hissin etkisiyle dizlerimin üstüne çöktüm. Terk edilmiş okulun zili de sanki başıma gelenlerin mantıksızlığı ve nedensizliğini vurgulamak istercesine bangır bangır çalıyordu. Gittikçe daha da netleşen bu ses huzurla ölmeme engel mi olacaktı yani öyle mi? Derken omzumda bir dürtü hissettim ve gözlerimi açmamla yorganı başıma kadar çekmiş olduğumu fark ettim. Annem saatimin çalması, okula geç kalmam konusunda belli belirsiz algıladığım şeyler söylüyordu hiç kuşkusuz. Kalkmaya çalışırken sağ tarafıma yattığım için ayağımın uyuştuğunu, sırılsıklam ter içinde kaldığımı hissettim. Uyku stilimin hayal gücüme kattığı yaratıcılığı düşünerek kısa bir süreyi yatağın içinde gülerek geçirdim. Evet; işte eğer sadece bir rüya olmasaydı hayatım bir roman olabilirdi hem de kendi ölümümle sonlandıracağım bir roman.

Özgü Küçük