Kısa Film

DSC01035 300x168 Kısa FilmLise sondayken okulda kısa film yarışması düzenlenmişti. Okulun kamerasını alıp kullanıyorduk. Kendi kameram yoktu. Bizden başka film çeken bir grup daha vardı. Çekim saatlerimizin kesişmemesi gerekiyordu. Tabii bu da bazı özgürlükleri kısıtlıyordu. Toplamda 5 oyuncuyduk ama saatler tutmuyordu. Öğlen araları çekim yapıyorduk genellikle. 30 lira bütçeyle gittik güneş gözlükleri aldık. Oceans serisine devam çekeceğiz güya. Hiç Ocean isminin Danny Ocean’dan geldiğini düşünmeyerek Kastamonu’nun ortasından geçen Karaçomak deresini düşündüm (boklu dere olarak bilinir. Bokludur, deredir). Oceans 13′ten sonra 14 geleceği için isim Karaçomak 14 oldu. Yine bu rakamın oyuncu sayısıyla alakalı olduğu aklıma gelmedi. Oysa Karaçomak 5 falan düzgün olurmuş. E o zamanlar şimdiki gibi değildim. Baskı altında yaşıyordum diyebilirim. Her neyse. Film senaryosu falan netleşti. Okuldaki en kafa hocayla da anlaştık filmde rol verdik. Bu bana öne geçmemiz için faydalı olur gibi geldi. Fakat diğer ekip 3-4 hocaya rol verince bir anlamı kalmadı. Olsun, hocam oldukça profesyonel oynadı. Belki de biz hocanın oynadığını söylemeseydik onlar da diğer hocaları oynatmayabilirdi.

Çekebildiğim kadar içerik çekmeye çalıştım. Oyunculuk sorunlarımız oldu. Elimizden geldiğince çözmeye çalıştık. Senaryonun boşluklarını saçma sapan doldurduk. 10 dakikalık video için 2-3 saatlik çekim yapmıştık diye hatırlıyorum. Çekimleri tamamladığımızı düşündükten sonra ben montaj işlemlerine başladım. Adobe Premier kullanmayı öğrendim. Çok faydalı oldu. Oceans 13 filminin soundtrackinden pek çok parçayı kısa filme yedirdim. Ses efektleri bulmak pek zormuş. Bulabildiğim kadarından uygun olanları kullandım. Montaj kısmı beni en çok eğlendiren kısım oldu. Fazla zaman ayıramıyordum ama eğleniyordum.

Kırpmalarla 10 dakikalık bir film oluştu. Senaryoda boşluklar vardı. Çekim hataları vardı. Farklı gün çekim yapıldığı çok kolay anlaşılabiliyor (farklı kıyafetler, saçlar). Ayrıca kameranın dahili mikrofonu çekim yapmak için hiç ideal değildi. Konuştuklarımız zor anlaşılıyordu. Sonra da kameranın sesinin kayıtlara çıktığını farkettim. Mini DVD ile çalışan bir kameraydı. Disk sürücüsünün sesi bazı sahnelerde rahatça duyuluyor. Bu film iki filmlik kısa film yarışmasında ikinci oldu. İlk filmi izlemedim. Hafızam beni yanıltmıyorsa 20 dk.’ya yakın bir filmdi. Sıkılırım ben öyle şeylerde. Filmin son hali aşağıda buyrun bir izleyin:

Bıyıkbıyıkbıyıkbıyıkbıyıkbıyıkbıyıkbıyıkbıyık…

recepbiyik 300x300 Bıyıkbıyıkbıyıkbıyıkbıyıkbıyıkbıyıkbıyıkbıyık...Bıyıksız erkek olmaz arkadaş! Böyle! Bakın devlet büyüklerimize, hepsi bıyıklı. Bir bildikleri var demek ki. Sakın bu yazıyı taşlama amaçlı yazdığımı düşünmeyin. Benim de neredeyse bir yıllık bıyığım ve sakalım var. O yüzden bilmeden atıp tutmuyorum. Bıyığımın ömrü iki basamaklı sayılara varırsa o zaman çok büyük yerlerde olurum. Şimdiden söyleyeyim. Tanımamazlık da yaparım. Hiç çekinmem, iplemem.

Bakınız Wikipedia ne diyor:

çok eskiden beri iklim koşulları, gelenek, dinsel inanış ve kişisel istek gibi etkenlere bağlı olarak sakal ve bıyık uzatmışlardır.Başlangıçta sakal ve bıyık birlikte bırakılırken, sakal olmaksızın ilk bıyığa MÖ y. 2650′de Eski Mısır kaynaklarında rastlanmıştır.

Bıyık bugün bir tercih gibi gösterilse de aslında bir gelenek. Tarihi de oldukça eski. Orta Asya Türklerinin bıyık sevdasının da geçmişten geldiği belli. Eminim çok daha eski tarihlere dayanan bir geçmişi vardır. Peki modern hayat bizi neye zorluyor? Bıyıksızlık, sakalsızlık. Aslında dünyanın pek çok yerine bıyık-sakal önemsizken, sonradan yüklenen siyasi anlamlar yüzünden çeşitli ülkelerde farklı yaklaşımlar olabiliyor. Örneğin bizde devlet memurlarının sakal bırakması yasak, bıyıklarının da birgulclooneyqu8 300x247 Bıyıkbıyıkbıyıkbıyıkbıyıkbıyıkbıyıkbıyıkbıyık... adabının olması gerekiyor. Yine benzer şekilde askeriye de bıyık ve sakal hoş karşılanmıyor. Elbette bazı hijyenik nedenler vardır ama hangi çağda yaşıyoruz? İstendikten sonra temizlik çok zor bir mevzuu değil.

Eğer popülerist yaklaşımlarından dolayı bıyık bırakmayan arkadaşlar varsa hiç düşünmesinler bıraksınlar. Bakınız devlet büyüklerimize! Bıyıklılar hepsi! Neden? Bıyık yaşınız ne kadar uzunsa hayatta elde ettiğiniz başarılar da o kadar fazladır. Bıyık bir nevi başarıya açılan kapının anahtarıdır. Elbette bıyıksız başarı örnekleri de mevcuttur ancak bıyıklı biri basamakları 3er 5er tırmanırken, bıyıksız biri teker teker ancak çıkabilir.

35164f4bfc281688fa5381282501dd02 Bıyıkbıyıkbıyıkbıyıkbıyıkbıyıkbıyıkbıyıkbıyık...Gençleri bilgilendirmek, bıyık küskünlerini geri kazanmak için ufak bir kampanyamız var. Yandaki resmi veya buradaki resmi kullanabilirsiniz. Daha önce Friendfeed’de bir hareketlenme yaratmıştım. Bu sefer kampanyayı daha da ileriye taşımak istiyorum. Desteğinizi en iyi şekilde bıyık bırakarak gösterebilirsiniz. Bayansanız ve bıyık bırakmak istemiyorsanız (veya bir şeye benzemiyorsa) sözlü olarak veya resimleri kullanarak bizi desteklemeniz bizim bıyıklarımızı daha gür kılacaktır.

Eğer bu hareketlenme yeteri kadar başarıya ulaşırsa hedefimiz Handlebar’da düzenlenen Dünya Sakal ve Bıyık Şampiyonasına Alaska Sakal ve Bıyık Klübünün düzenlediği Dünya Sakal ve Bıyık Şampiyonalarına katılıp derece elde etmek. Böyle bir yarışmaya katıldıktan sonra basının göstereceği ilgi de cabası.

Son olarak belirtmek istediğim bir nokta daha var. Bu bıyık hareketinde kesinlikle bıyık ayrımı yapılmayacaktır. Ucunu büren de, badem bıyık da, ince bıyık da, pala bıyık da birdir! Siyasi anlamları (varsa) bunları yok sayarak sadece kültürel çeşitliliklerine odaklanmaktır amacım. Bıyığın kötü imajını artık değiştirelim!

Bir E3 Geldi Geçti Bu Diyardan

e3color1 Bir E3 Geldi Geçti Bu Diyardan Türkiye’den geçtiği falan yok tabii ki. Elektronik çağda ülke, sınır, toprak.. gibi kelimeler anlamlarını yitiriyor. Dünyanın bir ucunda gerçekleşen olaylardan anında haberdar olmak uzakları yakın ediyor. İşte bu yüzden evet E3 geldi geçti bu diyarlardan. Sizin oralardan geçmemiş olabilir ama bizim buradan geçti. Geçtiğini görmediyseniz rüzgarını hissetmek için hala çok geç değil.

Fuar gerçekleştiği sırada gelen haberleri tek tek yazmayı düşündüm. Fakat hem çok dağınık olmaları hem de benim çok fazla uygun olmamam bu yazının oluşmasını sağladı. Hem bu yazıyı okuyanların E3’ü anı anına takip etmek yerine olaylar yatıştıktan sonra olanları kendilerini ilgilendiren gelişmelere ulaştıklarını tahmin ediyorum. Çok fazla uzatmadan sizi E3 toplamasıyla baş başa bırakıyorum. Ben yokken uslu durun.

Continue reading

Büyük Hizmet : RunPee

capture3 Büyük Hizmet : RunPee Sinemaya gitmeyi sever misiniz? Sevmeseniz bile mutlaka fırsat bulursanız sinemaya gidiyorsunuzdur. Her ne kadar beklediğiniz bir filme gitmiş de olsanız o kadar su ve kola içtiğiniz için tuvalete gitmeniz gerekiyor. Genelde bunun için arayı kullanıyorsunuz. Fakat ara dışında da birçok filmde tuvalete gidilebilecek filmin sonunu etkilemeyen sahneler oluyor. RunPee.com’da vizyondaki filmlerde ne zaman tuvalete gideceğiniz hakkında öneriler bulunuyor (bu sitenin amacı aslında Amerikanlara yönelik. onlarda film arası yapılmıyor tüm film bir oturuşta gösteriliyor). Bunu sadece sinema salonu olarak düşünmeyin. Ev sineması için de oldukça geçerli bir durum. Hele kalabalık bir ekiple izleniyorsa. Servisi kullanmayacaksanız da sitenin tasarımını bir görün.

SansüreSansür

logo SansüreSansür Gelişmekte olan bir ülke olarak söyleniriz hep. Fakat açıkçası bize yakışmayan şeyler de oluyor maalesef. Internette sansür de bunlardan biri. Daha hızlı erişime ihtiyacımız varken bunun yerine bize sansür sağlıyorlar. Bunu protesto etmek için SansüreSansür.org çeşitli hareketler düzenliyor. En son olarak Yay! Hareketi çerçevesinde hazırlanan ufak kağıtlarla bu sansürler protesto edilmeye başlandı. Ben de buradan destekleme kararı aldım. Siz de desteklemek istiyorsanız şunları yapabilirsiniz: