Behzat Ç.:Seni Kalbime Gömdüm

Puan: star Behzat Ç.:Seni Kalbime Gömdümstar Behzat Ç.:Seni Kalbime Gömdümstar Behzat Ç.:Seni Kalbime Gömdümblankstar Behzat Ç.:Seni Kalbime Gömdümblankstar Behzat Ç.:Seni Kalbime Gömdüm
Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm 2.fragman 300x174 Behzat Ç.:Seni Kalbime GömdümBlog’a uzun süredir yazı yazmamamı Behzat Ç. ile bozmaktan daha iyi bir şey olamazdı sanırım. Bunun da bir kıpkıpçılar etkinliğiyle birleşmesi de köri sosu gibi bir şey oldu. Kıpkıpçıları, Radyo Odtü’de Modern Sabahlar dinleyici grubu olarak özetleyebilirim ama bu fazla bir özetleştirme oluyor, o yüzden de tüm kıpkıp camiasından özür diliyorum.

Filme dönecek olursam. Behzat Ç.’yi televizyonda severek izledim, kitaplarını da severek okudum. Sanırım dizinin sezon finali yapmasından sonra arada geçen süre beni diziden bir nebze uzaklaştırmış. Film başlangıcında diziyi özlediğimi fark etsem de filmden aldığım tatmin bir noktayı aşamadı.

Film, Emrah Serbes’in “Son Hafriyat” kitabından uyarlanmış. Filmin ilk adı da Son Hafriyat’tı ancak sonradan ismi alakasız ve saçma bir şekilde Seni Kalbime Gömdüm’e çevirildi. Film yüksek oranda kitaba uygun olsa da kitaptan farklı olan kısımları da vardı. Senaryo açısından filmde katlanılamayacak bir durum yok. Bir Behzat Ç. sezon finali kadar olmasa da sezon içerisindeki pek çok bölümden daha iyi.

Dizi halinden filme uyarlamada bazı sorunlar oluşmuş gibi. Filmde sansür olmayacağından küfürlü bir Behzat Ç. heyecanı yaşıyordum ancak küfür edildiği için daha az küfür edilmiş gibi geldi. Behzat’ın ağzında sigarayla dolaşmasına da pek alışamadım. Fakat içkiyi öven kısımlar eğlenceliydi. Dizi bölümlerine göre Harun’a daha fazla komik olma olanağı tanınmıştı.

Açıkçası ben filmde beklediğimi bulamadım. Bunda benim beklentilerimin yüksek olması ve televizyon ekibinin ilk film denemesi olmasının da etkisi olabilir. Diziyi izleyenler filmi izleyecektir zaten. Diziyi izlemeyenler için ise hem diziyle tanışma olanağı hem de gerçek Türk polisiyesini görme şansı bekliyor. Ayrıca filmin ilk gün gelirlerinin Van’da yaşanan deprem için bağışlanacak olması da saygı değer bir davranış.

İzmir İncelemesi

izmir2 300x208 İzmir İncelemesi

Daha önce de İzmir‘e gitmiştim fakat bu sefer olduğu kadar bilinçli değildim (bir önceki ziyarette sivilceli bir ergendim yanılmıyorsam). Bu sefer alkol etkisinde de olmadan temiz ve net bir şekilde İzmir‘i bir turist edasıyla hatta daha çok bir kaç gece arkadaşlarında kalıp okuduğu şehre geri dönecek olan öğrenci edasıyla gezdim diyebilirim. Şehirde sınırlı saatler geçirecek birinin görebileceği yerleri gördüğümü de düşünüyorum. İzotaş‘tan başayıp yine İzotaş‘ta biten İzmir turunda yerel yiyeceklere çok fazla yer veremediysem de İzmir‘den ayrılmadan son bir kez daha boyoz yemeyi ihmal etmedim. Bir şehri benim gezdiğim sürede eleştirmek yanlış olabilir ama gavurlarda böyle oluyor.

Öncelikle İzotaş‘tan başladım. İzotaş, Aşti‘nin çakması gibi bir şey. İsim olarak da oldukça benziyor. Aslına bakarsanız her iki otogarın da yenilenmesi gerekiyor. O şehirlere yakışmayan otogarlar bence. Hoş biz de şaşalı binalar otogarlar olmaz pek. En çok kullandığımız bina sade olur, kırk yılda bir kullanılan bina mükemmeldir. Her neyse, otogardan dolmuşla Bornova‘ya geçtik. Yeri gelmişken İzmir‘deki ilçe ve belde/bölge isimlerinin ilginç olduğuna da değinmek lazım. Örneğin Hatay diye bir yer varmış İzmir‘de. Kesinlikle karışıklıklara neden oluyordur bu. İsim olarak da Bornova, Urla, Buca, Foça gibi ilginç isimli ilçelerle karşılaşmak mümkün.

Bornova‘dan devam edecek olursam, burası tam bir öğrenci yeri. Aslında Bornova‘ya dönüşte devam edeyim çünkü daha sonra dolaştım oraları. Bornova‘dan metroya binip Konak‘ta indik. Metronun ilk durağıymış Bornova. İzmir metrosu da oldukça ilginç. Metrodan çok modern elektrikli trenlere benziyor. Fakat şehrin dokusuyla bütünleşmiş bir yapısı var. Malum İzmir antik bir kent olduğundan dolayı da metro kazılarında pek çok tarihi eser bulunmuş. Bunların bir kısmı duraklarda sergileniyor.

Karşıyaka 150x150 İzmir İncelemesi

Konak’ta oyalanmadan vapurla direkt Karşıyaka‘ya geçtik. İzmir takımları arasındaki rekabeti biraz bildiğimden Karşıyaka‘dayken Göztepe‘den bahsetmemeye özen gösterdim. Fakat Karşıyaka‘da ufak bir İstiklal Caddesi çakması bir cadde haricinde gezip görülecek hiçbir şey yok. Hoş beni Birtan gezdiriyordu, o da pek bilmiyordu o taraflarda gezilip görülecek yer. Ramazan olmasından kaynaklı olarak da alkol alınabilecek pek mekan da yoktu. Şimdilik Karşıyaka fos çıktı diyebilirim ama düzgünce ve derinlemesine gezmem gerekiyor orayı sanırım.

emredsc95101en3 150x150 İzmir İncelemesiKarşıyaka‘dan tekrar vapurla Aksancak‘a dönelim dedik. D&R‘a uğramak için Pasaport (ilginç bir isim bence) iskelesinde inip Alsakcak‘a yürüdük. Orada bir yerde oturup bir şeyler içtikten sonra Kordon‘daki Atatürk Evi‘ni de gezdik. Alsancak ile Konak arasına Kordon denildiğini de bu arada hızlıca öğrenmiş oldum. Kordon oldukça güzel bir yer. Pek güvenli olduğu söylenemez ama güzel mekanlar var. Denize yakın bir Bağdat Caddesi - 7. Cadde karışımı bir tat aldım. Kısacası Kordon güzel.

00038855 199x300 İzmir İncelemesiAlsancak‘tan arabayla Bornova‘ya döndük. Bornova bence Küçük Park‘tan ibaret! Küçük Park ufak bir öğrenci köyü gibi. Dolu dolu cafeler, öğrenciler için ucuz ve kaliteli yerler var. Fakat burada evler pahalıymış. Pahalı olur tabii, oldukça merkezi. Burada Birtan’la vedalaşıp Özlem’le tekrar Konak‘a geri döndük. Bu sefer Kordon tarafı yerine Güzelyalı taraflarına doğru yürümeye başladıktan sonra (uzunca bir yürüyüş sonunda) Tarihi Asansör‘e geldik. Burası oldukça güzel bir yer. Asansörle tepeye çıkılıyor ve asansörün tam çıkışında bir restoran ve bir kafe var. İzmir‘e tepeden bakılabiliyor. Mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri olduğunu düşünüyorum. Burada bol bol fotoğraf çekilip, Türk kahvesi ve meyveli soda içtikten sonra taksiyle tekrar Konak‘a dönüp bu sefer de klasik saat kulesi fotoğraflarından çektik. Metroyla da Bornova‘ya geri döndük.

İzmir turum burada bitiyor denebilir. Fakat hayır! İzmir‘e gelip İzmir‘in yerel yiyeceklerinden yemeden olur mu hiç? Ankara‘da bol bol Boyoz lafı duyduğum için otobüsten iner inmez Boyoz yedim. Adam benim turist olduğumu anlayıp “İzmir’in Meşhur Boyozu” falan dediyse de ben bir an önce paramı verip elimdeki yağlı hamurişini yedim ve sonuç: Boyoz mükemmel!

İzmir‘de bir başka isim garipliği de yiyeceklerde yaşanıyor. Ayçekirdeği’ne “Çiğdem“, simite “Gevrek” deniliyor. Sanıyorum ufak farklılıklar da var fakat başta ilginç gelebilir.

Tam düzenli bir inceleme olmasa da (daha çok bir anı, gezi anlatısı gibi oldu) İzmir benim için yukarıda anlattığım gibiydi. Boşuna bu şehir o kadar abartılmıyor dedim. Mutlaka gidilesi, görülesi ve gezilesi bir şehir.

Interrail ve Genç Gezginler Seyahat Bursu

interrail logo Interrail ve Genç Gezginler Seyahat BursuAvrupa’yı gezip görmek isteyen insanlardan (çoğunlukla gençlerden) Interrail lafını çok duyarsınız. Interrail doğası gereği öğrencileri ve gençleri hedef alan Avrupa’yı kapsayan bir bilet. Aslında sadece bilet değil belki de burada yanlış bir kullanım yapıyorum. Wikipedia şöyle tanımlamış:

Inter Rail (veya Inter-Rail) belirli bir süre için, kapsadığı ülke(ler)de, 2. sınıf tüm trenlere ücret ödemeden ve yer ayırtmadan binebilme imkânı sağlayan özel bir tren biletidir.

Peki ben bu yazıyı neden yazıyorum? An itibari ile yurtdışına çıkmamış birisiyim. Çevremdeki pek çok kişi gibi ben de iş hayatına atılmadan hala vaktim varken Avrupa’yı gezmek istiyorum. Bunun için de bütçeme en yakın olan çözüm Interrail. Tabii bir de plan yapmadan gezme şansı var. Benim gibi 11 ay ders gören birisi için yapılabilecek en özgürce tatil şekli bu olsa gerek.

Tabii bu Interrail yapmak istememin nedeni değil. Asıl neden tatil yapmaktan çok Avrupa kültürlerini canlı olarak yerinde yaşamak. Bu sene gidemesem bile gelecekte mutlaka gitmeliyim ve bu yazı aslında bana da hedeflerimi hatırlatıcı bir amaç taşıyor. Görmeden ölmemem gerektiğini düşündüğüm bazı yerler var. Hatta yolculuk sırası bile buna göre yapılabilir. Sirkeci’den çıkarsak yola Sofya, Belgrad, Budapeşte, Viyana, Almanya üzerinden Amsterdam, Brüksel, Paris, Bordeaux, Madrid ve buradan dönüşe Barselona ile başlayıp Marsilya, Nice, Milano, Roma üzerinden trenle devam ettikten sonra deniz yoluyla Yunanistan’a geçip Atina ve Selanik’e uğrayıp tekrar ülkeye girmek herhalde yapılabilecek en mantıklı ve kapsamlı gezilerden biri olacaktır. İngiltere ve İrlanda’yı ayrı tutup bir başka ve daha kısa bir gezide gezmek benim fikrim. İngiltere’nin sahil şeridi tamamen o amaçla gidilip gezilmesi gerekiyor.

Size bir de Genç Gezginler Seyahat Bursu‘ndan bahsedeceğim. Özlem Yücel’in kişisel çabasıyla başlayıp büyüyen bir proje. Şimdilik 5 kişinin Avrupa’ya gitmesine yardımcı olmayı planlıyor. Bursa başvurmak içinse 5 Ocak 2010′a kadar fotoğraflı cv’nizi ve neden Interrail’a çıkmak istediğinizi yazarak seyahatbursu@gmail.com adresine mail atıyorsunuz. Gördüğünüz gibi ben burada şansımı deniyorum. Siz de mutlaka başvurun, bu fırsatı kaçırmayın.

Daha fazla içerik için aşağıdaki adreslere de bir göz atabilirsiniz:

http://tr.wikipedia.org/wiki/Inter_Rail

http://www.interrailnet.com/

http://www.tcdd.gov.tr/yolcu/interrail.htm

http://interrail.genctur.com/

http://www.interflyeurope.com/

Cappy Limonata, Limonata Sorunsalı ve Paramarka

Görüntü002 300x225 Cappy Limonata, Limonata Sorunsalı ve ParamarkaBaşlıktaki sıraya göre gideyim isterseniz. Paramarka bana Cappy Limonata’nın maskot yarışması için basın kiti gibi bir şey gönderdi. Yanda gördüğünüz resimdeki gibi bir içeriği var. O limonata 330 ml. değilde bir litre olsaymış daha güzel olurmuş tabii ama konsept güzel. Yarışmaya katılmak için bir limon ve karakteri yaratabilmek için oyun hamuru. Beğendim. Fakat benzer şeyi Cappy Limonata için söyleyemeyeceğim. Benim gönlümün limonatası Uludağ limonata. Doğduğum şehrin markası diye söylemiyorum bu limonata yarışında baya iddialı bir ürün çıkartmışlar. Zaten gazozları da tartışılmaz derecede iyidir. Kusura bakma Cappy icon biggrin Cappy Limonata, Limonata Sorunsalı ve Paramarka 330 ml. ile ancak bu kadar. Bir kasa limonata gönderirsen tekrar düşünürüz.

Paramarka‘ya da bir göz atın derim. Basın kitini de onlar gönderdi zaten. Markaların reklam kampanyalarını, sloganlarını tüketicilerin belirlemesini sağlayan bir ortam. Para ödüllü falan durumlar var, ilginizi çekiyorsa bakın derim. Pek de bir ilgililer. Kanım ısındı onlara. Samimi bir tavırları var ve bence böyle firmalara ihtiyaç da var.

Bira Keyfimi Kaçırma

Daha önce Kutu Bira Sorunsalı ve Kısa Bira Tarihçesi adlı yazımda bira konusunda bilinmeyenleri ortaya koymaya çalışmış, kutu bira hakkındaki görüşlerimi ortaya koymuştum. Burası bir aile blogu olmadığı için kafama esen her konuda yazmakta serbestim, hatta aile blogu bile olsaydı da yazabilirdim yani, ne var? Konudan saptım yine, hafta sonu tatili kavramını uzun bir süredir yaşamadığım için evde oturmak çarptı sanırım, dışarı çıksam iyi gelecek herhalde.

n108194903900 8184 Bira Keyfimi KaçırmaEvde bira içenler biralarını kendi isteklerine göre hazırlarlar. Fakat dışarıda bira içecekseniz genelde mekan sahibinin veya barmenin keyfine kalmış bir şekilde bira servis edilir. Hatta bazı yerlerde servis edilen bira soğuk bile olmaz. Bira Keyfimi Kaçırma hareketi emekleme aşamasında olsa da asıl amaç olarak bira severlerin haklarını savunuyor. Hareketin manifestosunu okursanız pek çok konuda açıklık getirecektir. Hatta desteğinizi bile kazanacaktır.

Açıkçası ben köpüklü bira ve sulu bira sevmediğim için, hareket de benim düşüncelerimle çelişmediği için sonuna kadar destekliyorum. Her yerde soğuk bira servis edilsin hatta soğuk bardaklar da kullanılsın. Hem mekanlar kazansın hem müşteriler. Çünkü bira soğuk içilir. Lütfen dikkat edelim, etmeyenleri uyaralım. Bu hassas konuda desteğinizi, ilginizi göstermek istiyorsanız buradan hareketi yaymaya başlayabilirsiniz.