Scott Pilgrim vs. The World

Puan: star Scott Pilgrim vs. The Worldstar Scott Pilgrim vs. The Worldstar Scott Pilgrim vs. The Worldstar Scott Pilgrim vs. The Worldblankstar Scott Pilgrim vs. The World
scott pilgrim vs the world 1024 300x168 Scott Pilgrim vs. The WorldYine daha önceden izleyip buraya yazmadığım bir filmle daha karşınızdayım. Son zamanlarda nereden estiyse Scott Pilgrim çizgi romanlarını okumaya başladım. Hayatımda okuduğum en iyi çizgi roman serisi olabilir. Oradan aldığım gazla filmi tekrar izledim ve az önce fark ettiğim gibi burada bu filmin yorumu yok.

Filmi kısaca şöyle özetleyebilirim: Scott Pilgrim’in yeni sevgilisinin kalbini kazanmak için, onun 7 eski kötü erkek arkaşını pardon sevgililerini yenmesi gerekiyor. Evet böyle bir saçmalık var ortada ama çizgi romanda bu daha eğlenceliydi. Baştan söylemek lazım film ile çizgi roman arasında epey farklılıklar var. Bu yüzden filmi beğenenlerin çizgi romanları okumasını şiddetle tavsiye ederim.

Film tamamen Kanada yapımı bu yüzden pek fazla tanıdık yüz göremeyeceksiniz (Michael Cera’yı tanıyorsan zaten bu filmi izlemişsindir). Ama bu oyunculuğun kötü olduğu anlamına gelmiyor. Drama filmi olmadığı için inanılmaz bir oyunculuk da yok ama bu film için yeterli geliyor, göze batan yerler pek olmuyor.

Filmde pek çok eski oyuna gönderme, retro efektler ve güzel müzikler var. Açıkçası biraz daha modern kültüre hitab ediyor. Açıkçası benim arşivimde yer alan bir film,  bu da demektir ki tekrar izlenecek kalitede. Daha önce hiç duymadıysanız tereddüt etmeden izleyin derim.

Yazının devamında filmin fragmanını bulabilirsiniz. Continue reading

Midnight In Paris

Puan: star Midnight In Parisstar Midnight In Parisstar Midnight In Parisstar Midnight In Parisblankstar Midnight In Paris
midnight+in+paris m 300x224 Midnight In ParisAltın Küre ödül töreninde fragmanını görünce bu film ilgimi çekti. Törenin yarısında açıp bu filmi izledim sonra törenin diğer yarısını izlemeye devam ettim. O kadar ilginç geldi film. Woody Allen bu filmle ödül de kazandı zaten.

Film, evlenmek için Paris’te bulunan bir yazarın hikayesini anlatıyor. Bu yazar 1920′lerin Paris’ine hayranlık duyuyor. İlginç bir şekilde kendini gece yarısından sonra o zamanın Paris’inde buluyor, hayranı olduğu kişilerle tanışıyor, aşık oluyor vs. Filmin Woody Allen filmi olmasından ötürü bir romantik komedi yaklaşımı var ancak bence insanı biraz da düşünmeye itebilen bir yapısı var.

Filmde, o dönemde Paris’te bulunan ünlü kişileri görme şansı da elde ediyoruz. Ernest Hemingway, Scott & Zelda Fitzgerald, Gertrude Stein, Salvador Dali, Pablo Picasso… Tarihte yer etmiş bu kişilerin, kişilikleri de oldukça güzel yansıtılmış. Abeslik olmuyor. Özellike Hemingway ve Dali’nin izlenmeye değer bir şekilde oynandığını düşünüyorum.

Yaşadığımız zamanları sıkıcı bulan, gelecekte klasik haline gelecek eserler üreten sanatçılar olmadığını düşünen insanlar çok. Genellikle “yanlış zamanda doğmak” terimini pek çok insan kullanır. Herkes geçmişte kendine hitab eden bir zaman diliminde yaşamış olmak ister. İşte film bunu anlatıyor. Bu açıdan izlenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Uzatmadan sizlere tavsiyem şu, bu film eğlenceli ve kolay izleniyor. Vaktiniz olursa izleyin, keyifli bir film. Yazının devamında fragmanı bulabilirsiniz. Continue reading

The Girl With The Dragon Tattoo (US)

Puan: star The Girl With The Dragon Tattoo (US)star The Girl With The Dragon Tattoo (US)star The Girl With The Dragon Tattoo (US)star The Girl With The Dragon Tattoo (US)halfstar The Girl With The Dragon Tattoo (US)

Daniel Craig and Rooney Mara in Girl With the Dragon Tattoo 300x157 The Girl With The Dragon Tattoo (US)Daha önce Ejderha Dövmeli Kız filmini izlemiştik. Ancak David Fincher İsveç yapımı olan filmlerin bir de Amerikan versiyonunu çekmeye karar vermiş. Başta oldukça saçma geldiyse de filmi izledikten sonra bu görüşüm değişti.

Her ne kadar aynı kitaptan uyarlanmış da olsalar, iki film arasında ufak farklılıklar bulunmakta. Amerikan versiyonunda karakterler İngilizce konuşsa da gazetelerin ve yazıların İsveççe olması detayı güzel olmuş. Fakat yine de o İsveççe’nin soğuk havası filmin atmosferine daha iyi giderdi.

Amerikan versiyonunda orijinal filmin sert anlatımından vazgeçilmemiş. İlk filmde konuşulan sahneler bu filmde de kendinden bahsettirecek seviyede çekilmiş. Mekanlar İsveç filmiyle neredeyse aynı. Hatta bu filmin kamera arkası kadrosunda o filmden isimler de var.

Sonuç olarak orijinal filmi izlediyseniz bu filmi izleyebilirsiniz. Ben izlerken aynı filmi tekrar izliyormuşum hissine kapılmadım. İlk defa izleyecekler ise bence İsveç filmlerinden başlarsa daha fazla zevk alabilir.

Aynı kadroyla üçlemenin diğer iki filmi de çekilecekmiş. Bu filmleri David Fincher yönetmeyebilirmiş.

Yazının devamında fragmanı bulabilirsiniz. Continue reading