Moral Bozukluğu ve 31
Uzun bir aradan sonra tekrar film izlemeye başladım. Açılışı da bu filmle yapıyorum. Bilen bilir sanatsal filmlerden pek hoşlanmam, bu yüzden festival filmlerini pek izlemem. Fakat arada istisnalar oluyor tabii. Ali Yorgancıoğlu’nun (aslında tam olarak onun değil ama pek de önemli değil bence) Moral Bozukluğu ve 31 isimli filmi pek çok açıdan bahsedilmeye değer bir film. Öncelikle en önemli bulduğum kısım filmin ücretsiz olarak buradan indirilebilmesi. Sinema için büyük bir adım bence. Böylece filme para verip pişman olacak olan seyirci sayısı yok edilmiş. İkinci önemli kısmıysa filmin 18 saatte çekilmiş olması. Tabii bunun kötü yanları da var elbette ama başarılı bir şekle sokulmuş. Filmin konusu pek de önemli değil. İndirin seyredin, gençlerin hayatında yer eden bir konusu var. O değil de bu filmin belki de en iyi yanı insanı film çekmeye teşvik etmesi. Çok iyi olmuş çok.
Flatliners
Flatliners hayatım boyunca en uzun sürede izlediğim film olarak tarihe geçti. Neredeyse iki ayda tamamladım filmi. Trivial Pursuit’te 3-4 kere bu film sorulunca, oyuncu kadrosu da ünlülerden oluşunca izlemeye karar vermiştim. Ünlü olarak Julia Roberts ve Keifer Sutherland var, diğer oyuncular ünlü mü bilmiyorum çok da sallamıyorum. O kadar uzun sürede izleyince özetini de o kadar kısa sürede yazmak istiyorum. Konu olarak kalplerini durdurarak near death experience (Türkçe karşılığı tam olarak ölüm deneyimi değil ama o karşılıyor bence) yaşamaları. Bu esnada da ilk günahlarıyla ilgili kabuslar görmeleri, bu kabusların da onların peşini bırakmaması. Sıkıcı bir konu, film de bir o kadar durağan. Gerilim ögeleri vermeye çalışmışlar ama başarılı olmamış. 1990 teknolojisiyle bu kadar oluyor demek ki. Filmde bir elektrikli battaniye var zaten, soğukken mavi ışık, sıcakken kırmızı ışık şaçıyor. Ben böyle bir şeyi uzay filmlerinde görmedim. İzlemeyin, uzak durun bu filmden. Ama Trivial Pursuit’te gelir o yüzden bilmek lazım.
Clash of the Titans
Bu yazının bir ay beklemesine neden olan film budur! Aslında bu yazının yayına girmesini sağlayan film desem daha doğru olur. İlginç bir şekilde sinemada izlediğim nadir filmlerden biri. Sinemaya gitmeye pek fırsat bulamıyorum. Fakat yıldızların veya gezegenlerin hizaya gelmesi gibi bir şey olduğundan sinemaya gittim. Öncelikle filmle ilgili mutlaka söylemem gereken bir şey var. BU FİLME 3D GİTMEYİN! Bunu pek çok kişi bağıra bağıra söylemiş. Ben duymamışım. Keşke duysaymışım. Filmin 3D çekilmediğini biliyordum. Bilgisayar efektleriyle üç boyutlu hale getirildiğini de biliyordum. Ama bu kadar gereksiz olacağını tahmin etmiyordum. Adamlar bu sayede hasılatları iyi arttıracaklar. Filme gelecek olursam 1981 filmi Clash of the Titans’ın yeniden çekimi diyebiliriz. Tabii konu, atmosfer ve karakterler çok değişmiş. Orijinal film stop-motion çekimde devrim yaratırken bu film izledikten bir hafta sonra unutulacak bir kalitede. Ortalama aksiyon filmlerinden sadece oyuncu ve efekt bazlı olarak daha iyi. Konuyu mitolojiye dayandırarak işin bitmediğinin en iyi göstergesi. İzlemesi kolay, çok iyi oyuncular var ama film yine de oldukça sıradan. Aksiyon sevenler izlemeli ancak büyük umutlar bağlamayın.
Benzer yazılar: