Natural Born Killers
Şimdi ben bu filmi yorumladıktan sonra eminim klasiklere bok atarak göze çarpmaya çalıştığımı düşünenler olacaktır. Baştan söyleyeyim yok öyle bir şey. Daha önce de çok sevilen filmlere bok attım, bu sadece benim filmi beğenmememden (belki de anlayamamamdan) kaynaklanıyor; sonuçta bu benim görüşüm. Benim belirli bir film ayırma yöntemim yok, çok lafı geçen filmleri izliyorum. Natural Born Killers da öyle. Bir yerde bahsedildi, merak ettim, kadroyu beğendim, bir süre sonra da izledim. Senaryosunu Tarantino yazmış, Oliver Stone yönetmiş. Tarantino’nun tarzı beni pek açmıyor ama içten içe de seviyorum filmlerini. Stone’un çok az filmini izledim ama ben hala insanlar beğenmese de The Doors’u severim. Bu film için ise olmamış diyorum açık ve net. Filmin uyuşturucudan etkilendiği çok bariz. Pek çok psychedelic (psikedelik kelimesini yerleştirmeye çalışıyorum) sahne var. Bana pek anlam ifade etmiyor böyle sahneler hatta antipatik bile geliyor. Filmde aşırı şiddet ögeleri var, seyirciye çok yoğun olarak gösterilmiyor ama filmin içine işlemiş, hatta film bariz bir şekilde bunun üzerine kurulu. Bu tür filmleri Tarantino daha iyi çekiyor, ki kendi de öyle düşündüğü için kendisi yönetseymiş daha iyi olurmuş da demiş. Filmdeki aşkı da pek anlayabilmiş değilim, tabii ki bu da oldukça doğal. Kısacası ben pek eğlenmedim. Filmin tek beğendiğim kısmı yandaki resimde de görülen giriş sahnesi.
Yahşi Batı
Avatar vizyona girdikten sonra iki hafta boyunca gidip izlemiyorum ama bu film vizyona girdikten sonra hemen izliyorum. Ayıp yahu. Ama şimdi eğri oturup doğru konuşmak gerekirse Cem Yılmaz’ın işlerini genel olarak beğeniyorum. Fakat bu filmin eksikleri var. Fragmanda film ilginç gelmişti ama film beklentilerimin altında kaldı. Genel olarak espri seviyesi ve kalitesi sabit değil. Sanırım bu bilerek yapılmış hem Recep İvedik seyircisine yönelik hem de daha ele gelir seyircileri mutlu etmeye çalışmış ama beni tatmin etmediğini düşünürsem diğer kitleyi de tatmin etmediğini düşünebiliriz. Senaryo yaratıcı ama tamamlanmamış gibi. Cem Yılmaz filmlerinin klasik kadrosu sabit, açıkçası bundan pek de şikayet etmiyorum. Demet Evgar’ı severim zaten. Filmdeki İngilizce espriler, göndermeler oldukça iyiydi. Gora göndermesi nedense bana Stephen King’in her kitabının birbirine bağlı olmasını anımsattı. Kısacası izlemek için acele edilmesine gerek olmayan bir film. Film arasına yapılan göndermeler de hoşuma gitti ama sinema salonunun kamera arkalarını kesmesi hiç hoş olmadı. Acele etmeyin 2-3 ay sonra DVD’si çıkar o zaman izlersiniz.
AVATAR
Yok hala izlemedim. Yarın gidip 3D izliyorum. İki hafta oldu ya çok ayıp hakikaten benim yaptığım da. Bir de o kadar bilim kurguyla iç içeyim. Peki buraya niye yazıyorum? Yarın filmi izledikten sonra Avatar için ayrı bir yazı yazacağım. Şimdi buraya yazmamın nedeni ise beklentilerimi, biraz da olsa bildiklerimi belirtmek. Filme 310 milyon dolar harcandığını biliyorum. Sadece Amerika gelirleriyle ilk haftada bu parayı çıkarttığını da. Muazzam bir başarı. Filmin uzun zamandır da çekilmesinin planlandığını da biliyorum. James Cameron filmi düşündüğünde çekmeye kalksa 900 milyon dolardan daha maliyetli olacağını da. Eh adam baya büyük şeyler düşünmüş demek ki. Zaten bu filmin tamamen 3D düşünülüp o şekilde çekilmesinden farklı olduğu belli. Hatta Cameron’ın filmin vizyona sadece 3D olarak girmesini, normal versiyonunun vizyona girmeyip daha sonra DVD olarak sunulmasını istediğini de biliyorum. Filmin konusunu tam olarak bilmiyorum, bilmek de istemiyorum. Filmlerin konusunu bilmeden izlemek daha farklı bir deneyim sunuyor. Tabii tamamen bilmiyor değilim ama yine de oldukça karanlıktayım. Bu da beni mutlu ediyor. Filmi izledikten sonra yazdığım yazıya da yazılınca buradan ulaşabilirsiniz.
Benzer yazılar: