The Boondock Saints
Sinema sektöründe 90’lı yıllarda oldukça yaratıcı şeyler üretildi. Bu film de onlardan biri. Bugün bu filmi izlememiş insanlar bu filmin ürettiği alanı takip ediyorlar. Dexter’ı izleyenler bu filmi izlemiş olmalı çünkü Dexter’ın fikir babası bu film. Kötüleri ölümle cezalandırma. Tamam teknik olarak çok farklılıkları var ama sonuçta birbirlerine oldukça benziyorlar. Benim için bu filmi mükemmel kılan iki şey vardı. İrlandalılar ve yerinde “fuck” kullanımı. Bu film kimi çevrelerce kült haline getirildi. Oldukça sevilen ve sıkça bahsedilen bir film. Sembolizm esintileri de var. Kelt kültürüne de ucundan dokunuyor. Başrol karakterlerinin İrlandalı olmasından kaynaklanıyor. Filmde sanırım bir de Baba-Oğul-Kutsal Ruh olayı var. Tam derinlemesine bilmiyorum bu konuyu ama benzetilebilir bir şekilde yansıtılmış. İzlenmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum. Filmde Willem Dafoe inanılmaz iyi bir oyunculuk sergilemiş. Bu filmin devamı da var. Muhtemelen bu hafta içinde onun da yazısı buralarda olacaktır.
Law Abiding Citizen
Bu hafta izlediğim ikinci Gerard Butler filmi. Bu sefer kötü rolde oynuyor ama. Film temel olarak Amerikan adalet sisteminin yanlışlığını göstermek üzerine kurulu. Yeterince akıllı bir mühendisi (Ajdar da mühendis sonuçta) yeteri kadar sinirlendirirseniz sonuçlarının ne olabileceğini bu filmde görüyorsunuz. Drama filmi ama aksiyon ögeleri de mevcut. Yine sadece kuru kuruya izlenmeyen düşündüren filmlerden. Hoş her ne kadar Amerikan adelet sistemi bizi pek ilgilendirmese de bizim de kendi adalet sistemimizle yaşadığımız sorunlar var. Bu sorunları farklı bir dille ele almış bu film. Çok iyi bir film değil, Jamie Foxx’u pek sevmem zaten ama yine de izlenebilecek kalitede. En azından ufak zeka oyunları var. Tavsiye seviyesinde değil ama vakit öldürmek, kafa çalıştırmak için izlenebilir. Son olarak filmdeki kesim biçim olayı gösterilseymiş herhalde şu popüler testere serisinden daha kaliteli ve gerçekçi olurmuş.
The Invention of Lying
Dün fragmanını izlediğimde oldukça ilginç bir film olduğunu düşünmüştüm. Filmin adını unutmamalı vizyona girdiğinde seyretmeliydim, tabii filmin BluRay’inin çıktığını nereden bilebilirdim ki? Film temel olarak insanlığın hiç yalan söylemediği bir dünyayı konu alıyor. Ana karakterimiz de ilk yalanı söylüyor, yalan söyleyerek peygamber bile oluyor. Fikir tamamen yenilikçi sayılmaz, Jim Carrey’nin Liar Liar’ında da benzer bir senaryo vardı (tamamen aynı değil ama benzer). Film genel olarak eğlenceli, izlemesi kolay. Konu olarak da ilginç ve de İngiliz aksanı içeriyor. Ben severek izledim, eğlenmek için izlenmesini tavsiye ederim. Fakat filmde bazı hatalar var bence. İnsanlık tarihi boyunca hiç yalan söylenmemiş olsa insanlık bugün geldiği noktaya gelemezdi diye düşünüyorum. Bunu daha fazla açıklamaya gerek yok sanırım. Filmdeki diğer bir hata da insanlar yalan söylemeden yaşamaya alışmış olduklarından pot kırmamak için bazı lafları söylememeliler. Sonuçta düşündüğünü söylememek yalan söylemek değil. Tabii bunlar senaryo fazla yaratıcı olduğundan göze pek çarpmayan şeyler, hatta üzerinde düşününce kafanızı karıştırabilir. Siz en iyisi bu filmi izleyin.
Benzer yazılar:
Pingback: The Invention of Lying | Onur Baykal Şahsi Blog