Inglourious Basterds
Genellikle yorumladığım filmleri evimde izliyorum. Belirli bir rahatlık sunuyor hem de zamanımı filme göre ayarlamak zorunda kalmıyorum. Inglourious Basterds’i sinemada izledim. Sinemada izlemenin faydası teknolojik olarak oluyor. Ses sistemi ve ekran boyutu evde hissetmediğim bir deneyim sunuyor. Yine de evde film izlemeyi tercih ederim. Tarantino’nun en yeni filmi olan Basterds, yönetmenin tarzından taviz vermeden normalde işlemediği bir zaman dilimini işliyor. Film ikinci dünya savaşı döneminde işgal altındaki Fransa’da geçiyor. Film bir aksiyon filmi gibi gözükse de aslında aksiyon sahneleri oldukça az. Filmin ilerleyişi de biraz yavaş olarak yorumlanabilir. Bence işleyiş kısmında bir sorun yok ama sahne geçişleri biraz basit olmuş gibi geldi. Belki de filmin atmosferi yüzünden bir aksiyon filmi gibi yaklaşmışımdır ama yine de ben geçişlerin biraz daha detaylı olmasını görmek isterdim. Filmin kesilmemiş bir versiyonunu izlersem belki bu fikrim değişebilir. Filmde çok fazla olmasa da belki bazılarını rahatsız edebilecek derecede şiddet sahneleri olabilir. Filmi ben beğendim. Tavsiye ediyorum ancak Tarantino’nun tarzını sevmeyenler bu filmi de beğenmeyebilirler.
The Onion Movie
Kısa kısa skeçlerden oluşan bir film Onion Movie. Fakat Scary Movie ve benzerleri gibi diğer sinema filmleriyle dalga geçmiyor. Amerikan hayat stiliyle, basın ahlakıyla, klişeleşmiş ırkçı genellemelerle ve buna benzer konularla dalga geçiyor. Açıkçası çok da sıkıcı olduğunu söyleyemeyeceğim. Filmin kendi içinde filmi eleştirenlerin çıkması bile oldukça komik. The Onion adıyla gerçekten filmdekine benzer haberler yapan bir kurum. Gerçekten de bir basın kuruluşu gibi çalışıyor ama tamamen ciddiyetsiz konuları ciddi olarak ele alıyorlar. İlginç bir konsept. Film aslında komedi filmi olarak değil de televizyon programından film haline getirilmişe benziyor. Zaman geçirmek için eğlenceli olabilir ancak mutlaka izlenmeli seviyesinde değil. Fakat bu tür filmleri izleyip eğlenebiliyorsanız bunu da izlemeniz zamanınızı boşa harcamayacaktır.
Brüno
Sacha Baron Cohen, 90ların sonlarından beri tiplemeler yapıyor. Ali G ile ünlendikten sonra geçen yıllarda Borat filmi ile de oldukça büyük bir başarı yakaladı. Tabii filmi Kazakistan’ın ismini direkt olarak kullanınca doğal olarak Kazakları rahatsız etti. Brüno da televizyon zamanlarında da oynanmış bir skeç. Avusturyalı eş cinsel “ikoncan” Brüno, Avrupa moda dünyasından dışlanınca şansını Amerika’da denemeye karar veriyor. Borat da olduğu gibi Amerikalıları eleştiriyor. Amerikalı ünlüleri ve halkın homofobik yaklaşımlarını eleştiriyor ama bu filmdeki hali pek hoş değil. Bu film homofobikleri eleştirirken pek çok insanı da homofobik haline getirmiş olabilir. Ayrıca filmde ırkçı yaklaşımlar da var. Tabii filmdeki her şey planlanmış bir şekilde çekiliyor ama sanki olaylar doğal bir şekilde gelişmiş gibi çekilince filmi izleyenlerin kafasının karışması oldukça normal. Uzun lafın kısası bu film oldukça gereksiz. İzleyip hem zaman kaybetmeyin hem de yanlış düşüncelere kapılmayın.
Benzer yazılar: