Şu aralar işim gücüm yok. Kastamonu’dayım. Arkadaşlarımla buluşmadığım günler evde oturup film izlemekten başka hiçbir şey (buraya yazacağım hiçbir şey. yoksa spor yapıyorum, kitap okuyorum vs.) yapmıyorum. O yüzden blog sinema bloguna döndü. Eylül’e kadar böyle devam eder Eylül’den sonra yeni dertlerim olacağından yazılarım daha azalır ve kişiselleşir merak etmeyin.
Watchmen
Watchmen’in fragmanlarını izlemiştim. Açıkçası diğer süper kahraman filmlerinde olduğu gibi bir beklenti içinde değildim. Kahramanları tanımıyordum, fragmanda pek aksiyon yoktu. Frank Miller tarzı normal görünüşlü bir filmi gibi düşünüyordum. Fakat Watchmen beklentimin çok üstünde çıktı. Uzun bir filmdi. O yüzden bir gün gecikmeli izledim. İyi ki de öyle yapmışım. Filmi ortasında bölmek keyfimi kaçırabilirdi. Konusu hakkında bir şey diyemeyeceğim. Filmin anlatımı oldukça etkili. Karakterleri izlerken tanıdım, ısındım. Çizgi romanlara ilgim olsa kesinlikle Watchmen’i de takip ederdim. Film daha çok süper kahramanların psikolojileri üzerine kurulmuş. Derin anlamlar çıkarılabilecek bir film. İzlemenizi tavsiye ediyorum. Süper kahraman filmlerini izlemek istemeyenler de seyredebilir. Çünkü bu film sıradan bir film değil. Tek eksisi biraz uzun olması, anlatım hızı bazılarına yavaş gelebilir ama ben o kadar sorun etmediğim için sıkıcı olmadı.
Güz Sancısı
Güz Sancısı’nı vizyona girdiğinde afişlerde görmüştüm. Afişinden 60′lı yıllarda geçen, politik olayları konu alan, bu esnada da bir aşk öyküsü işleyen bir film olarak tahmin etmiştim. Yıl dışında genel olarak doğru tutturmuşum. Fakat film konusu itibariyle beni oldukça rahatsız etti. Konu seçimi veya anlatımı yüzünden değil. İşlenen konudan utanç duyuyorum. Seneler geçmesine rağmen filmdeki zihniyetin değişmemesi ise beni bir daha da rahatsız ediyor. Film de 6-7 Eylül olayları işleniyor. Yönetmen Tomris Giritlioğlu daha önce de gayrimüslimlerin hedef gösterildiği olayların filmlerini çekmiş ve bunlardan dolayı söz ettirmiş birisi. Aslında tarihimizin utanç kaynağı diyebileceğim bu olaylarına değinilmesi çok güzel ancak hatırlamak beni rahatsız ediyor. Filme dönecek olursam, filmde çok fazla “awkward silence” denilen sessizlik anları var. Sanırım filme sanatsallık veya düşünme aralığı katmak için serpiştirilmiş. Fakat fazla yoğun, bir noktadan sonra sıkıcı hale gelmeye başlıyor. Filmin geçtiği yerler güzel hatta Beyoğlu kısımlarının bazılarını tanıyorum. Genel olarak ortalama bir film. Daha çok ele aldığı konuyla insanları hedeflemiş. Romantizm kısmını geçersek yakın tarihimizle ilgili filmlerden hoşlanıyorsanız uygun gidecektir.
Blade
1998′de çekilmiş ilk Blade filmi. Daha önce mutlaka televizyonda yayınlanmıştır. Fakat ben izlediğimi hatırlamıyorum. Zaten isimleri saçma oluyor. Seneler sonra da ne izlediğimi hatırlamaz hale geliyorum. Bu gibi sebepler yüzünden Blade’i izleyip izlemediğimden emin değilim. Büyük bir olasılıkla izlememişimdir. Seri olarak çekilen filmlerin genel olarak ilk filmi beğenilir, devam filmleri seriye uygun görülmez. Blade serisinin ilk filmi olduğu için bazı konuların anlatılması zaman alıyor. 90′lı yıllarda çekildiği için tarz olarak bugünden oldukça uzak. Kötü saç modelleri olsa da aksiyon dozu iyi ayarlanmış. Zaten vampir konusu işlendiği için de gerekli materyal hazır. Uyduruk bir senaryo da giydirildi mi tamamdır. Senaryosu gerçekten uyduruk. Muhtemelen izlemişsinizdir zaten. Mutlaka izlenmesi gereken bir film değil. Fakat öyle davranılıyor. Neredeyse kült haline geldiği için izlemekte fayda var ama. Keyifli de olacaktır.
Blade II
Yukarıda dediğim gibi serili filmlerin, ilk filminden sonrakiler ayarı kaçırıyorlar. Buyrun kanıtı. Aslında aksiyon olarak daha kaliteli. Hatta senaryo için de aynı şeyi diyebilirim. Fakat ilk filmdeki atmosfer maalesef yok. Blade bir vampir öldürme makinasına dönüyor, yeni tür kan emiciler geliyor falan filan. Görsel efekt olarak ilk filmden çok daha farklı bir yerde. Nedense bu filmin mayası tutmamış gibi geldi bana. Hatta keyifli izleyiş açısından belki ilk filmden de daha iyidir. Sonuçta bilgilendirme, konuşma gibi vakit ayırılacak şeyler yok. Bunların yerine direkt damardan saf aksiyon var. Keyifli zaman geçirmek için veya seriyi tamamlamak için izlenebilir. Fakat ilk film gibi bir yere gelmesi imkansız bir devam filmi.