Basında Ben

tara0001 231x300 Basında BenYavaş yavaş ünlü biri olmaya başladım sanırım. Friendfeed’de tanınan bazı insanları tanıyorum (bunu ün olarak saymamak lazım aslında. hem arkadaşlık çok iyi bir şey), farkında olmadan reklamda oynamıştım, radyo bağlantım vardı (radyoya bağlanmak sıradan bir şey olsa da birazcık farklı bir sonu oldu bunun). Aslında şimdi bakınca o kadarda ünlü olmasam da pek çok insandan sıralama olarak öndeyim. Televizyona çıkacağım günler de gelecek.  Öyle ünlü olmak gibi bir derdim yok. Tek isteğim insanların söylediklerimi biraz olsun ciddiye alması. Boş konuştuğum zamanlar oluyor ama o boş konuşmanın altında bile bir fikir oluyor.

PCNet’in Temmuz sayısında blogum tanıtılmış. Cem haber verdi. Ayın son günleri olduğundan dergiyi toplamaya başlamışlar. Yay-sat bayiinden satın aldım. Blogumun PCNet’te tanıtılması ise sürpriz değil. Çünkü tanıtılması için bir mail atmıştım. Bloglarınızı yazın tanıtalım gibi bir şeyler diyorlardı. Yandaki resme tıklarsanız daha büyük halini görebilirsiniz. Blog o tarihten bu yana daha çok kişisel bir hal aldı. Fakat zamanında yazdığım, gözden kaçan güzel yazılar da var. Bu yazıları tekrar bir yazıyla tekrar ortalığa çıkartmak iyi olabilir. Halen blog olarak istediğim noktaya gelememiş olsam da en azından bir çizgi oluşturmaya başladım. Kendimi tatmin ediyorum, o yetiyor.

Filmsiz Günler

  • Neredeyse 10 gündür Kastamonu’dayım. Fırsat buldukça lise arkadaşlarımla buluşuyorum. Onlarla buluşmadığım günlerde evde bilgisayar başındayım. Çok yakın bir zamana kadar her gün 3 veya 4 film izleyip yorumluyordum.
  • Artık film izlemiyorum çünkü internetten Pokémon izlemeye başladım. Eskiden bir takıntım vardı zaten. Tatile gitmeden önce de yeni Pokémon oyunlarını oynayayım demiştim. Böylece o şeytanı diriltmiş oldum.
  • Tabii boş bulduğum vakitlerde film yerine Pokémon izlediğim için bir süredir film yazısı da yazmadım.
  • Bu film yazmadığım (sanırım 5 gün) zaman boyunca toplamda 3 film izledim. Belki onları yazarım bu akşam, belki de bir film daha izler öyle yazı yazarım.
  • Dün ve bir önceki gün mangala gittik. Keyifliydi. Çok fazla detay vermeye gerek yok.
  • Tercih döneminin bitmesi yaklaştıkça insanlar da telaş halinde. Bunu gördüm.
  • Netbook mu alsam yoksa Android’li bir telefon mu alsam karar veremiyorum. Sanırım bir pros-cons çizelgesi yapacağım bu gidişle. Tavsiyelerinizi bekliyorum.
  • Androidli telefon olarak Samsung i7500′ü düşündüm. Python da öğrenir 2-3 şey kodlarım dedim. iPhone 3G S de alınabilir ancak onda geliştirme yapamayacağımı bildiğim için (Mac OS istiyor) vazgeçtim.
  • Netbook olarak da Asus’un 1000HE’yi düşünüyorum. Uzun pil ömrü, daha şık klayve seti ve multi-touch (touchpadde). Karar veremiyorum. Netbook daha çekici sanırım.
  • Nokia E63 gibi olan Nokia telefonlarını da beğeniyorum. Hoşuma gidiyor.
  • Netbook alsam da kontratlı bir cep telefonu alacağım herhalde.
  • PCNet’in Temmuz sayısında çıktığımı duydum. Dergiyi bulamadım ama. Bugün Yay-sat’a bakacağım. Bulursam tarayıp oraya buraya koyarım.
  • Dergi yazarı olarak iş arıyorum. Oyun, bilgisayar, sinema dergilerine çok güzel yazılar yazabilirim. (bkz. cv)

26 Temmuz: Blade Trinity, Bedtime Stories, Adventureland ve The Steam Experiment

Blade Trinity

2004 blade trinity 007 300x196 26 Temmuz: Blade Trinity, Bedtime Stories, Adventureland ve The Steam ExperimentArtık giriş kısmı bile yazmıyorum. Sinema yazılarım o kadar sıradanlaştı. Dün serinin ilk iki filmini izlemiştim. Geç yatmamak için son film sarktı. Diğer filmlerden atmosfer olarak daha farklı bir filmdi. Aksiyon olarak daha kaliteli, daha net; senaryo olarak biraz daha kaliteli. Akılda kalacak yan karakterlerle desteklenen bir hikaye anlatımı vardı. Tabii ki serinin geneline etkisini koyan anormallikler yol değildi ancak yine de  yüksek izlenilebilirliği olan bir filmdi. Seriyi tamamlamak dışında, kolay izlenen bir aksiyon filmi seyretmek istiyorsanız tercih edilebilir. 5 yıl öncesinden teknolojik olarak ne kadar ileride olduğumuzu farkedince korkuyorum bazen. Bu filmde ilk nesil (2. veya 3. nesil de olabilir) iPod’u göreceksiniz. Bütün bu özelliklere rağmen yine de ortalama bir film olmaktan öteye geçemiyor.

Bedtime Stories

bedtimestories1 300x223 26 Temmuz: Blade Trinity, Bedtime Stories, Adventureland ve The Steam ExperimentBedtime Stories, Inkheart ile aynı dönemde vizyona girdi. Senaryoları da benzer olduğu için daha doğrusu şöyle diyeyim afişlerinden anladığım kadarıyla senaryoları birbirine benzer gözüktüğü için çok fazla dikkatimi çekmemişti. Arka arkaya aksiyon filmlerini izleyince biraz ferahlamam gerektiğini düşündüm ve bu filmi seçtim. Açıkçası beklediğimden çok daha iyi çıktı. Küçükler için çekilmiş olsa da biz büyükler için de derin mesajları olan bir film. Ayrıca izlemesi kolay ve eğlenceli. Adam Sandler faktörü var sonuçta. Senaryonun yedirilmesi çok güzel başarılmış. Bu açıdan benzer pek çok filmden çok daha iyi bir yerlere gelebilir. Fakat yine de bu film sadece izlemelik. Sevebilirsiniz, eğlenebilirsiniz ancak ikinci kez izleme ihtiyacını hissedeceğinizi sanmıyorum. Ortalamanın biraz üzerinde eğlenceli, kolay izlenen, keyifli bir film. Tercihleriniz arasında varsa izleyebilirsiniz.

Adventureland

adventureland 300x200 26 Temmuz: Blade Trinity, Bedtime Stories, Adventureland ve The Steam ExperimentBu filmin yönetmeninin Superbad’in yönetmeniyle aynı olduğunu afişte okuyunca filmin yine saçma sapan bir komedi olacağını düşünüyordum. Yanılmışım. Hafif komedi içerikli bir drama çıktı karşıma. 80′li yılların sonlarında geçiyor. Film bu dokuyu mükemmel yakalamış. Bu yıllarda geçip bu kadar hissettiren başka bir film görmediğimi söyleyebilirim. Kız oyuncuyu Twilight’tan bilenler vardır. Ben henüz izlemediğim için bir şey diyemiyorum. Ancak bu filmdeki oyunculukları oldukça iyi. Ben filmin senaryosu hakkında hiçbir şey bilmeden izledim. Açıkçası bu film için bilmemenin daha iyi olacağını düşünüyorum. O yüzden senaryoya değinmeyeceğim. Fakat etkileyici, yer yer düşündürücü bir senaryosu olduğunu söyleyebilirim. Bakış açıları, yönetmenin yaklaşımı benim oldukça hoşuma gitti. Film genel olarak kolay izleniyor. Çok fazla eğlence unsuru öne çıkmasa da yine de keyifli bir seyir olabilir. İzlemenizi tavsiye ediyorum.

The Steam Experiment

steam experiment 300x199 26 Temmuz: Blade Trinity, Bedtime Stories, Adventureland ve The Steam ExperimentBu filmi sırf Val Kilmer oynuyor diye izlemiş olabilirim. Filmde online bir sevgili bulma (dating sitelerine ne deniyor ki?) sitesinden gelen 6 kişi bir hamama (sauna gibi ama su da olduğu için hamama daha yakın sanırım) kilitliyorlar. İnsanların psikolojilerini izlemek amacıyla böyle bir deney yapılıyor. Kapı kilitleniyor tabii ki. Zaten o kadar sıcakta çok fazla kalacakları için ölecekler. Ölüm korkusuyla farklı farklı hareketler yapıyorlar. Tam anlatamadım ama çok da önemli değil. Ben bu filmi tam anlamadım çünkü. Filmi adam gibi izlemediğim için böyle oldu ama zaten sıkıcı geldi. Val Kilmer’ın sessizliklerini film boyunca toplamda 10 dk. falan izliyoruz. Böyle açılımlar hoşuma gitmiyor benim. Hamamdayken kişilerin tanıştıkları sahnede arkada çalan müziği nedense ben üniversite tanıtımlarıyla özdeşleştirmişim (Bilkent’in öyleydi, sanırım Koç’un da). Zaten çok fazla müzik namıma bir şey de yok. Konu olarak bazılarına ilginç gelebilir. Psikolojiyle ilgili bir film. Dediğim gibi ben tam anlamadım. Düzgün izlerseniz siz anlarsınız belki. Ben filmi beğenmedim. Açıkçası izlenmesini de tavsiye etmiyorum. O sürede başka bir şey yaparsınız.

25 Temmuz: Watchmen, Güz Sancısı, Blade ve Blade II

Şu aralar işim gücüm yok. Kastamonu’dayım. Arkadaşlarımla buluşmadığım günler evde oturup film izlemekten başka hiçbir şey (buraya yazacağım hiçbir şey. yoksa spor yapıyorum, kitap okuyorum vs.) yapmıyorum. O yüzden blog sinema bloguna döndü. Eylül’e kadar böyle devam eder Eylül’den sonra yeni dertlerim olacağından yazılarım daha azalır ve kişiselleşir merak etmeyin.

Watchmen

watchmen minutemen 300x241 25 Temmuz: Watchmen, Güz Sancısı, Blade ve Blade IIWatchmen’in fragmanlarını izlemiştim. Açıkçası diğer süper kahraman filmlerinde olduğu gibi bir beklenti içinde değildim. Kahramanları tanımıyordum, fragmanda pek aksiyon yoktu. Frank Miller tarzı normal görünüşlü bir filmi gibi düşünüyordum. Fakat Watchmen beklentimin çok üstünde çıktı. Uzun bir filmdi. O yüzden bir gün gecikmeli izledim. İyi ki de öyle yapmışım. Filmi ortasında bölmek keyfimi kaçırabilirdi. Konusu hakkında bir şey diyemeyeceğim. Filmin anlatımı oldukça etkili. Karakterleri izlerken tanıdım, ısındım. Çizgi romanlara ilgim olsa kesinlikle Watchmen’i de takip ederdim. Film daha çok süper kahramanların psikolojileri üzerine kurulmuş. Derin anlamlar çıkarılabilecek bir film. İzlemenizi tavsiye ediyorum. Süper kahraman filmlerini izlemek istemeyenler de seyredebilir. Çünkü bu film sıradan bir film değil. Tek eksisi biraz uzun olması, anlatım hızı bazılarına yavaş gelebilir ama ben o kadar sorun etmediğim için sıkıcı olmadı.

Güz Sancısı

murat yildirim guz sancisi film 300x180 25 Temmuz: Watchmen, Güz Sancısı, Blade ve Blade IIGüz Sancısı’nı vizyona girdiğinde afişlerde görmüştüm. Afişinden 60′lı yıllarda geçen, politik olayları konu alan, bu esnada da bir aşk öyküsü işleyen bir film olarak tahmin etmiştim. Yıl dışında genel olarak doğru tutturmuşum. Fakat film konusu itibariyle beni oldukça rahatsız etti. Konu seçimi veya anlatımı yüzünden değil. İşlenen konudan utanç duyuyorum. Seneler geçmesine rağmen filmdeki zihniyetin değişmemesi ise beni bir daha da rahatsız ediyor. Film de 6-7 Eylül olayları işleniyor. Yönetmen Tomris Giritlioğlu daha önce de gayrimüslimlerin hedef gösterildiği olayların filmlerini çekmiş ve bunlardan dolayı söz ettirmiş birisi. Aslında tarihimizin utanç kaynağı diyebileceğim bu olaylarına değinilmesi çok güzel ancak hatırlamak beni rahatsız ediyor. Filme dönecek olursam, filmde çok fazla “awkward silence” denilen sessizlik anları var. Sanırım filme sanatsallık veya düşünme aralığı katmak için serpiştirilmiş. Fakat fazla yoğun, bir noktadan sonra sıkıcı hale gelmeye başlıyor. Filmin geçtiği yerler güzel hatta Beyoğlu kısımlarının bazılarını tanıyorum. Genel olarak ortalama bir film. Daha çok ele aldığı konuyla insanları hedeflemiş. Romantizm kısmını geçersek yakın tarihimizle ilgili filmlerden hoşlanıyorsanız uygun gidecektir.

Blade

blade 1 300x128 25 Temmuz: Watchmen, Güz Sancısı, Blade ve Blade II1998′de çekilmiş ilk Blade filmi. Daha önce mutlaka televizyonda yayınlanmıştır. Fakat ben izlediğimi hatırlamıyorum. Zaten isimleri saçma oluyor. Seneler sonra da ne izlediğimi hatırlamaz hale geliyorum. Bu gibi sebepler yüzünden Blade’i izleyip izlemediğimden emin değilim. Büyük bir olasılıkla izlememişimdir. Seri olarak çekilen filmlerin genel olarak ilk filmi beğenilir, devam filmleri seriye uygun görülmez. Blade serisinin ilk filmi olduğu için bazı konuların anlatılması zaman alıyor. 90′lı yıllarda çekildiği için tarz olarak bugünden oldukça uzak. Kötü saç modelleri olsa da aksiyon dozu iyi ayarlanmış. Zaten vampir konusu işlendiği için de gerekli materyal hazır. Uyduruk bir senaryo da giydirildi mi tamamdır. Senaryosu gerçekten uyduruk. Muhtemelen izlemişsinizdir zaten. Mutlaka izlenmesi gereken bir film değil. Fakat öyle davranılıyor. Neredeyse kült haline geldiği için izlemekte fayda var ama. Keyifli de olacaktır.

Blade II

blade 2 3 300x174 25 Temmuz: Watchmen, Güz Sancısı, Blade ve Blade IIYukarıda dediğim gibi serili filmlerin, ilk filminden sonrakiler ayarı kaçırıyorlar. Buyrun kanıtı. Aslında aksiyon olarak daha kaliteli. Hatta senaryo için de aynı şeyi diyebilirim. Fakat ilk filmdeki atmosfer maalesef yok. Blade bir vampir öldürme makinasına dönüyor, yeni tür kan emiciler geliyor falan filan. Görsel efekt olarak ilk filmden çok daha farklı bir yerde. Nedense bu filmin mayası tutmamış gibi geldi bana. Hatta keyifli izleyiş açısından belki ilk filmden de daha iyidir. Sonuçta bilgilendirme, konuşma gibi vakit ayırılacak şeyler yok. Bunların yerine direkt damardan saf aksiyon var. Keyifli zaman geçirmek için veya seriyi tamamlamak için izlenebilir. Fakat ilk film gibi bir yere gelmesi imkansız bir devam filmi.