Ben Sisteme İnanıyorum!

anket 227x300 Ben Sisteme İnanıyorum!Bu yazıyı aslında bloga anket ekleme düşüncesiyle yazacaktım. Anket sistemine inanıyorum. Tabii bu sokakta sizi çevirip sorulan soruları cevapladığınız anketler değil. Web sitelerinde bulunan klasik anketlerden bahsediyorum. Bloga bir tane koysam mı diye düşünürken bu yazı çıktı ortaya. Zamanla büyüdü değişti bu hale geldi. Şimdilik anket falan da koymuyorum. Oy falan vermessiniz falan rezil oluruz sonra.

Buradaki sistemden kasıt şu meşhur ülkenin yürümesini sağlayan sistem. Google’da sistem diye aratınca markalar, dükkanlar hatta iddaa ile ilgili şeyler bile çıkıyor. Fakat nerede o emperyalizme çomak sokan biberonlular? Yoksa “emperyalist” Google onları aşağıya mı alıyor? Yoksa onların boş konuştuğunu arama motoru bile biliyor mu? Sistem düzgün arkadaş, dişliler falan yerinde. Fakat o dişlilerin bazen dişi yalama olabiliyor, kopabiliyor. Doğrudur. Fakat gelip de sistemin yanlışlığını savunmayın.

Düşünün bir, o kadar çok şeyi yolunda tutmak zorundasınız. Bunu bürokrasi olmadan yapamazsınız. Kollar bu kadar çok açılınca doğal olarak dolanlamalar, düğümlenmeler olacaktır. Asıl sorun bu tür şeylerin düzeltilmemesidir. Böyle bir durumda bir problem var demektir. Fakat bunun dışında bürokrasisiz iş yürümez. Her işin bir raconu var. Resmi işlerin raconunu da devlet, bürokrasi ile belirliyor. Böylece işler yolundan çıkmadan halledilmiş oluyor.

bureaucracy 300x207 Ben Sisteme İnanıyorum!Sorununuz bürokrasi değil de demokrasiyse yine yanılıyorsunuz. Demokrasi kenarından çekilmediği zaman gayet güzel işleyen bir sistem. Biz işlemediğini sanıyoruz çünkü ben-merkezli düşünüyoruz. Tabii bazı şüphelerimiz de yok değil. Fakat demokrasinin soluyabileceği bir ortam yaratıldığında gayet güzel bir şekilde işlediği görülüyor. Demokrasiyi ucundan çekiştiren 2-3 (bin, milyon?) kişi olursa tabii ki bozulmalar olacaktır. Demokrasiyi koruyabilen, yaşatabilenler var. Bu da sistemin çalıştığının göstergesi. Daha iyi bir öneriniz varsa alayım. Benim aklıma işe yarar başka bir yöntem gelmiyor çünkü.

Ha eğer “Fuck The System” diyorsanız size diyecek birşey bulamıyorum. Anarşi ortamı görün öyle gelin. Davulun sesi uzaktan hoş gelir diyorum. Ayrıca gerçekçi olmak lazım. Sistemsiz bir dünya düşünülemez.

Bu yazıda bazı ideolojileri eleştirmiş olabilirim. Aklımdan geçenleri söyledim, fakat rengimi belli etmediğimi de belirtmek isterim. Oh çay da geldi…

Benzer yazılar:

  1. Türkiye'de Futbol Sevmemek
  2. Küresel Isınma Sorunsalı

6 thoughts on “Ben Sisteme İnanıyorum!

  1. dünyada herkese yetecek yiyecek varken açlıktan insanlar ölüyosa, bi sorun var gibi gözüküyor sistemde.demokrasi, bürokrasi, ve emperyalizmi anlamdaşmış gibi kullandığından dolayı oldukça saçmalamışsın. ve belirtmem gerek demokrasi ankete yalnız görünüşte benzer. sistem derken de ne dediğin belli değil, dünya üzerindeki sistemlerden mi bahsediyosun, tek bi sistemden mi, en iyisi sen işletim sistemlerinden bahset.

  2. Öncelikle “sistem” kelimesi çok genel bir ifade olduğu için haliyle popüler kültürle ilintili olan sonuçlar çıkması çok doğal.Bunu biberonlularla bağlayıp yanına da sosyalist ekini getirmek çok gülünç.Bir biberonlu olarak diyorum ki bürokrasi, emperyalizm ve demokrasi birbirinden çok farklı kavramlardır.Bunları üçleme olarak sunmak ayrı bir trajedi.

    “fak dı sistım” olayına gelince.Gerçekten bilgi eksikliği görüyorum burda.Çünkü o cümleyi genelde “rak” dinleyen gençlerimiz şarkıları dinleyip dinleyip coşagelince kuruyorlar. bunu hiç bir ideolojik tabana yerleştiremeyiz.Haliyle cahil cühela gençlerin anırmasından öteye de gidemez benim gözümde dahi.

    İdeolojik bağlamda ele alırsak bu yazıyı (ki çok zor) ideolojik anarşizmle komünizm veya sosyalizm arasında uçurumlar vardır.Komünizm ve sosyalizm zaten yapısı gereği devletçi ideolojilerdir.ve bürokrasi günümüz şartlarında mecburidir.bunu hiç bir biberonlu inkar edemez.

    Anarşizme gelince; anarşizm büyük devlet yapılanmalarını yıkıp yerine küçük komünlerle beraber özerk bir yapılanmayı savunur.Anarşizm bu gün dahi tartışılan bir konudur ve çok fazla dalı vardır.Sanırsam senin eleştirdiğin kolu anarko-komünizm.

    Anarko-komünizm gayet tabi devrimi ve onunla gelecek komünizmi savunur.Ancak komünizmden farkı hiyerarşik bir yapı olmaması.Yani ezilen sınıfın iktidar olmasını da istemez bu grup.Eğer bu grubu eleştiriyorsan bu yazıda, bu grubun destekçileri çok ama çok azdır.Çevrende gördüğün insan tipleri olduklarını da pek zannetmiyorum.

    Ancak Fak dı sistım tarzında gezen yeni yetmelerden bahsediyorsan yanlış bir yazı olmuş.Konu gereğinden fazla bilinçli insanlara dokunmuş.

    Son olarak; günümüzde komünizm de emperyalizm de bürokrasi olmadan ayakta duramaz

  3. Tersten başlayalım.Komünizm emperyalizmsiz gayet yaşayabilir.Çin’in şu an 2 trilyon dolar dolar nakit parası var, avrupa ve abd bu paranın piyasaya sürülmesinden oldukça korkuyor.Çünkü Abd’nin cari açığı kapatmak için elindeki tek koz dolar basmak.Doların dünya piyasasında ne kadar değerli olduğu aşikar.Abd fazla fazla banknot bassa bile enflasyon olamaz çünkü diğer az gelişmiş ülkeler bu enflasyondan gelen zararı da mecburen karşılamak zorunda kalıyor.(nedeni çok uzun sonra anlatırım).Abd’nin tek kozu olan bu olayı eğer Çin de elindeki stoklarla yaparsa bütün ekonomiler çöker.

    Şimdi, Çin’in politikası Mao ile birlikte gelen serbest piyasa modelidir.Yani girişim özel şirketlerden, istihdam ve işçi devletten.Sonuçta bu işçilerin tamamı devlet işçisi.Mao emperyalist sistemden yararlanmayı çok iyi keşfetmiştir.Ucuz işçiyle emperyalist şirketleri kendi ülkesine çekip hem koca nüfusun işsizliğini ortadan kaldırmış hem de devlete para kazandırmıştır.Ancak Çin bunun yerine sovyetler birliği modelini uygulasaydı bile fazla sorun çekmeyecekti.Çünkü kendi iç piyasasında paranın değerini arttırıp kendi kendine yetebilirdi.Çin’in tek istisnası yoğun nüfusu olduğu için bu sistemi benimsedi.Hammade dışında ithalat yapmayan bir devlet için sorun olmaz zaten.

    Güney kore, küba, laos ve vietnama gelince.Devlet yönetim şekilleri benzerdir.Yalnız güney kore diğerlerine göre biraz da militan.Küba üzerinden anlatırsam eğer hepsi hakkında genel bir kanıya varacağız.Küba 1959′da bağımsızlığını komünist bir rejim olarak ilan etti.o günden itibaren abd nin ambargosu devam ediyor.Buna karşın sovyetler çökene kadar kübaya maddi destekte bulundu.Şu an ekonomik olarak hiç bir devlete bağlı değiller.eğitim sağlık ve ekonomide tamamen devletçi bir politikada gidiyorlar.

    Güney amerikadaki sosyalist ülkelere bakacak olursak emperyalizmle kolkola gezdikleri günlere nazaran çok daha iyiler.Yanlış hatırlamıyorsam brezilyanın 2002′de imfye 30 milyar dolar borcu vardı.Türkiye de borç sıralamasında brezilyanın arkasında 2. sırada geliyordu.Sene 2009 son haberlere göre Brezilya’nın imfye 5 milyar dolar para vermesi gündemde.türkiye’nin borcu 180 milyar dolar.Yanlış duymadınız hani bizim liberal özgürlükçü özelleştirici ülkemiz borcu 6 ya katladı.Durum bundan ibaret.

    Bu rakamlar da gözümüze gözümüze sokuyor ki sömürgeler emperyalizmsiz yaşayamaz, emperyalizm de sömürgeleri olmadan yaşayamaz.Ama komünist ve sosyalist rejim gayet güzel hayatını devam ettiriyor.En azından borçsuz ve onuruyla.Sovyetler birliğinin çökmesi çok uzun konu sonra tartışırız.

    Fuck the systeme gelirsek tekrar.Anarşizm sadece bu cümle değildir.Bunu diyen anarşist de değildir.Evet anarşizm sisteme karşıdır.Ve gerçek anarşistler sistemde çıkacak kaos ortamından sonra da herhangi bir sistem olmasını da istemezler.Yukarda da belirttiğim gibi yerel birlikteliği savunurlar.Ama Proudhon amcanın da dediği gibi şu konuda hemfikirler: Mülkiyet hırsızlıktır.

    Şimdi ilk paragrafa gelelim.Sistemde sıkıntı var denildiğinde bakılacak ilk yer bürokrasi değildir elbet.Parçaya bakıp bütünü görmezden gelmek zaten ayrıca bir cahilliktir.Ve biz burada bu cahilleri tartışıyorsak boşa geçen bir zaman kaybı olduğunu düşünüyorum.Yazdıklarımıza yazık.bürokrasiye bakıp “aa burda sorun var fak dı sistım” diyorsak durum kötü.Ancak bütüne bakıp parçadaki sorunu yani bürokrasiyi görebilirsek o zaman izin veriyorum fak dı sistım diyebilirsiniz.

  4. Uzunca bir cevap yazdım ben de fakat admin panalinde bir sorun oldu kaybettim. O yazdıklarımı kısaca özetlemeyi düşünüyorum.

    Düz gidiyorum ben de yorumuna göre. Çin’in para sakladığı, diğer ülkelerin korktuğu falan bana kahvehane lafları gibi geliyor. Derin devlet var, Avrupa’nın ahlakını aldık gibi laflar gibi dayanaksız ve gerçekdışı.

    Çin’in serbest piyasaya geçişi Mao döneminde değil daha sonra gelen bir başbakan döneminde oluyor. Adını falan tam hatırlamıyorum. 80′lerde ekonominin büyümesini hızlandırıyor. 90′larda her sene %10′u bulan büyümeleri serbest piyasa ekonomisiyle sağlıyor. Bugün ihraç ettiği ürünlerin alıcısı olmadıktan sonra Çin ayakta falan duramaz. Kendi yağıyla ancak kavrulur. Dış piyasada başarılı olmasının nedeni de ucuz iş gücüyle birlikte üretilen düşük kaliteli mallardır. Emperyalist ülkelerde tüketim ön planda olduğu için bu ürünler kolayca satılır. İhraç ve hedef kitle bakımından Çin dışa göbekten bağlıdır.

    Güney Kore emperyalist olan. Samsung’un ülkesi. Demek istediğin ülke Kuzey Kore. Dünyanın asıl Kuzey Kore’nin nükleer silah çalışmalarına müdahale etmesi lazım. Güney Kore ile halen savaş halindeler. Sınırlar oldukça silahlandırılmış ve şu sıralarda tekrar savaş çıkması gündemde.

    Küba sağlık açısından dünyanın birincisi fakat pek çok açıdan o kadar başarılı değil. Fidel Castro’nun gidişinden itibaren ülkede uygulanan yasaklarda ve baskılarda azalmalar oldu. Amerika’ya o kadar yakında bulunup emperyalizmden uzak kalmak imkansız gibi bir şey. Fidel’den sonra ilk iş olarak düdüklü tencere ve cep telefonu yasağı kaldırıldı. Cep telefonu alabilmek için uzunca bir listeye giriliyor. Bir telefonun ücreti de sıradan bir vatandaşın bir yıllık gelirinden fazla. Ekonominin ne halde olduğunun bir göstergesi.

    Güney Amerika’daki ülkelerin demokratik yönetimlere geçmesi bizdeki gibi olmuştur. Avrupa’da olduğu gibi halk devrimi değildir. Halk devrimi ile demokratik yönetim biçimlerine geçen ülkeler çok yol almış durumdalar. Fakat bizim gibi ülkelere gelişmekte olan ülkeler deniliyor. Hepsi borçlu. Güney Amerika’dakilerin bazıları iflas bile etti. Bunun nedeni emperyalizm değil kötü yönetimdir.

    Bizim borç oranımız armaya devam edecek. Başbakanın bizim okulda yaptığı konuşmada borcu miktara göre değil gayrisafimillihasılaya göre hesapladığını gördüm. Japonya’dan örnek verdi. Onların borç oranı gayrisafi millihasılanın iki katı. Bizim ise daha o kadar değil. Nakit para akışı için borç almalar ve özelleştirmeler devam edecektir. Fakat ben bunları günü kurtarma hareketleri olarak görüyorum. Tabii ekonomist değilim. Onlar daha iyi bilirler.

    Sovyetler çok daha değişik bir konu. Onu yüz yüze konuşmak beni pek çok tuşu yalamaktan kurtarır.

    Anarşizm ile ilgili bir kaynak okumadım. O söz de bana o kadar saçma geldi ki. Zamanla senin de bu saçmalığı anlayacağına inanıyorum. Sorumlulukların arttıkça hayatın asla adil olamayacağını herkesin bencil davrandığını göreceksin. Fakat sorumlulukların artana kadar siyasi bir yönün oluşursa bir daha o yön kolay kolay değişmez her şeyi o pencereden görmeye başlarsın ve oldukça yanılırsın.

  5. emperyalizmden bahsetmedim. zaten yazdıklarımın bir anlam ifade edeceğini de iddia etmiyorum. işletim sistemleri düzgün çalışmayan sistemlere örnektir. üstte çalışır gibi görünür fakat yamalı bohçaya benzerler. bu da tatmin etmiştir sanırım

  6. Demokratik sistemlerde Bürokrasi olmadan olmaz. Bu yüzden buna da değindim. İşler yürümüyor sistemde sorun var diyen bir insandan esinlenerek böyle bir yazı yazdım. O yüzden yazı tam net noktalara ve net hedeflere ulaşmadı. Çok doğru bir yazı değil, evet. Fakat satır aralarında bir şeyler olduğunu düşünüyorum.

    “Fuck The System” kısmını direkt olarak anarşistler için kullandım. Açıkçası anarşistlerin var olan sistemi yıktıktan sonra ne istedikleri pek umrumda değil. Sistem yıkmak, sistem kurmak esnasında anarşi oluşacağından daha doğrusu anarşiyle kendi sistemlerine geçmek istediklerinden anarşizm deniliyor. Uygulamada da mantıkta da yanlış bir sistem bana göre.

    Bugün komünizm de emperyalizm de emperyalizmsiz ayakta duramaz. Dünyada 5 ülke komünizm ile yönetiliyor. Çin, Güney Kore, Laos, Vietnam ve Küba. Çin’in ekonomisi emperyalist ülkelerle yapılan ticaret sayesinde ayakta kalıyor. Krizden de oldukça etkilenen bir ekonomi. Fakat diğer ülkelerin gerek devletçi ekonomileri gerekse kapalı yapılarından buna benzer bir bilgim yok.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>