Superhero Movie

4/5 Komedi imdb puanı : 4.0

Scary Movie dörtlemesinin, Date Movie’nin ve Epic Movie’nin yapımcılarından yeni bir taşlama daha. Açıkçası ben bu filmlerinin hepsini izledim ve bayıldım. Çok hoşuma gidiyor. Hem güncel olayları eleştiriyorlar hem de filmleri. Böyle filmlere ihtiyacımız var bence.

Bu sefer süper kahraman filmlerini tiye alıyoruz. Superman, Spiderman, Batman ve Fantastic Four ile dalga geçilmiş. Sadece onlarla kalsa iyi comiccon’daki hayranlarla bile dalga geçilmiş. Aslında bu da filmin gözlem ve eleştri gücünü doğrular nitelikte.

Diğerlerinde olduğu gibi bu filmde de kostümler mükemmel. Senaryo ve espriler hoş. Ünlülere göndermeler yerinde. Bütün bunlar ise kısmen hafif bir dille yapılıyor. Ama çoğunlukla gerçeği yansıtıyor. Fakat filmden daha fazla zevk alabilmek için Amerikan kültüründen haberdar olmasınız. Amerikalılar düşünülerek çekilmiş. Göndermeler genellikle o yönde. O yüzden herkes çok zevk almayabilir. Tabii daha çok sinema ve gündemle ilgilenen kişiler tam olarak kavrayabileceklerdir. Bu Amerikan yönelim yüzünden filmin puanı düşüyor.

Serinin diğer filmlerini izlediyseniz ve eğlendiyseniz bunda da eğleneceksiniz. Oyunculuk ve özellikle kostümler hoşunuza gidecek. Birçok kişi için kaçırılmayacak bir film.

Tron

4/5 Bilim Kurgu / Aksiyon imdb puanı : 6.5

Master Control Program isimli (MCP) bir program encom diye bir şirketin programcılarını zora sokmaktadır. Ayrıca kendi zekası olan bu program şirketlerle uğraşmaktan sıkılır ve ülke yönetimlerine karışmaya çalışır. Encom’ın yöneticisinin yükselmesini sağlayan oyunun asıl programcısı oyununun çalındığını kanıtlamak için MCP’yi hacklemeye çalışmaktadır. Fakat MCP onun ulaşım kodunu engeller. Bu programcı Encom’ın binasına giderek MCP’ye giriş yapmaya çalışır. Fakat Encom’da cisimleri bilgisayar ortamına aktaran bir makine vardır ve MCP bu makine ile bu programcıyı kendi ortamına getirir. Bilgisayar ortamında Tron isimli güvenlik programıyla ortaklaşa çalışarak MCP’yi çökertirler.

Tron zaten birçok kişinin bildiği bir film. Seksenlerin sonlarında çekilmiş. Bilgisayarlardan yararlanılmış. Çok basit üç boyutlu görüntüler var fakat filmin yapısıyla aşırı uyumlular. Bu yüzden ne kadar eski de olsa görsel efektler hiç sırıtmıyor.

Filmin renk paleti mavi ve kırmızı. Kırmızı kötüler, mavi iyiler. Genel olarak seyri kolay bir film. Sürekli kendi ilgi alanımdaki filmleri izliyor ve yazıyormuşum gibi gelebilir ama bu benim ilgi alanımın genişliğinden kaynaklanıyor. 8. Henry’le de Roland Garros’la da iPhone 3G ile de ve hatta uzayla bile ilgilenen birisi olduğum için ilgi alanım sınırsız. Bence sinemaseverlerin izlemesi gereken bir film. Sinemada bilgisayar kullanımının nasıl başladığının güzel bir örneği. Çok sıkıcı da değil. 

Mrs. Ratcliffes Revolution

4/5 Drama / Komedi imdb puanı: 4.0

İngiltere’de yaşayayan Komünist bir ailenin Doğu Almanya’ya (Almanya 90 yılında tekrar birleşti film 68 yılında geçiyor) göçüyle başlayan film ailenin oradaki yaşamlarını anlatıyor. Baba komünist bir İngilizce öğretmeni olarak görev yapıyor ve yeni ülkede karısından uzaklaşmaya başlıyor. Komünist olarak yetiştirdiği kızı ise Komünistler için ajanlık yapmaya başlıyor. Bayan Ratcliff ise yanlışlıkla birinin Batı Almanya’ya geçmesine yardımcı oluyor. Daha sonra kaçırdığı adamın arkadaşı da ona geliyor ve böylece Bayan Ratcliff Batı’ya kaçma işini öğreniyor ve ailesini kaçırmaya çalışıyor.

Açıkçası film beklediğimden daha komik ve daha güzel çıktı. Film boyunca Doğu Almanya’yı soluyorsunuz. Meraklananlar için söyleyeyim film komünizm veya emperyalizm propagandası yapmıyor. Rahatlıkla izlenebilecek bir film. Filmin gerçekten esinlendiği söyleniyor ama bence film boyunca ailenin işinin bu kadar rast gitmesi biraz zor. Filmde bazı filmlerde yan rol oynayan oyuncular da var. Çok popüler oyuncular yok ama yine de oyunculuk bence gerçekçi.

Doğu’nun Batı’lı bir aileyi nasıl parçaladığı ve o ailenin sonradan nasıl toparlandığının güzel bir örneği. Sadece dram olarak da değil komedi olarak da izlenebilir.

The Pirates Of Silicon Valley

4/5 Biyografi / Drama imdb notu : 6.8

The Pirates of Silicon Valley (filmin adını bundan sonra sarf etmeyeceğim. canım kısaltmak da istemiyor) Apple’ın ve Microsoft’un kuruluş ve gelişimini anlatan bir film. Yeni bir film değil ama yine de belirli bir zamana hitap etmediği için her zaman izlenebilir.

Film Apple’ın kurucusu Steve Jobs ve Microsoft’un kurucusu Bill Gates üzerine yoğunlaşmış. Sadece işleri değil özel hayatlarıyla da ele alınmışlar. Örneğin filmde Microsoft’un CEO’su Steve Ballmer çok eğlenceli bir karakter olarak yansıtılmış. Steve Jobs’ı tanımadığım için bir şey söyleyemeyeceğim. Bill Gates ise sanki tüm bu yarışı bir poker oyunu gibi götürmüş. İki şirket de Xerox’dan fare ve arayüz çalmışlar. Aslında önce Apple Xerox’tan çalmış sonra Microsoft da Apple’dan. Açıkçası bilgisayarla biraz yakınlığı olan birinin zevk alarak izleyebileceği bir film.

Puanlamaya gelince hala bir sistem yok. O yüzden hala kafama göre veriyorum. Belki bir süre sonra yorumlara göre sistem koymayabilirim de. Açıkçası filmin konusu benim ilgilendiğim bir alandı. O yüzden film ilgimi canlı tuttu. Ayrıca daha önce bilmediğim şeyler de öğrendim. Açıkçası daha yüksek puan alabilirdi ama tarafsız düşünmeye de çalıştım. Film bilgisayarla alakası olmayan insanlara hiçbir şey ifade etmeyecektir. O yüzden puanı biraz düşürdüm. Kısacası ilgiliyseniz kaçırmayın derim.

Be Kind Rewind

5/5 Komedi / Drama

Açıkçası bu filmi sırf Jack Black oynuyor diye izledim. Ama beklediğimden çok daha iyi bir filmle karşılaştım. Bu kadar iyi bir skor vermemin nedeni ise filmin beni etkilemiş olması ve daha bir değerlendirme sistemi üretmemiş olmam. Size kısaca filmi özetliyorum ve sonra değerlendirmelerime geçiyorum.

Filmde VHS kiralayan bir dükkanın daha önce bir caz müzisyeninin yaşadığı bir bina olduğu söyleniyor. Fakat yeni bina yapmak için bu binanın yıkılması gerek. Dükkanın geliri ise yıkımı engelleyebilecek kadar yüksek değil. Patron seyahatteyken dükkanı emanet ettiği çalışanının arkadaşı yanlışlıkla (manyetik olarak yüklendikten sonra) tüm kasetleri siliyor. Tabii VHS bugün eskisi kadar kolay bulunan bir şey değil. Onlar da kiralamaya gelenleri boş göndermemek için silinen filmleri kendileri tekrar çekmeye başlıyorlar. Daha sonra iş baya büyüyor. Dükkan sahibi de bu yeni tekniği beğeniyor. Tabii bir süre sonra stüdyolardan geliyorlar ve çekilen tüm filmleri yok ediyorlar. Yeterli paraya ulaşmak için bir haftaları kalıyor. Daha önce film kiralamış kişilerle beraber kendi filmlerini çekmeye başlıyorlar. Film daha önce dükkanda yaşadığı söylenen caz müzisyenin hayatını konu alıyor. Çekimler bitiyor ve filmin prömiyeri dükkanda yapılıyor. Herkes gönlünden koptuğunca bir miktar bağışlıyor. Tabii film projektörle gösteriliyor. Onlar filmi dükkanın içinde izlerlerken dükkanın dışında da büyük bir kalabalık filmi izliyor ve filme büyük bir ilgi oluyor.

Gelelim benim değerlendirmeme… Bu sene ben de 10 dakika süren bir kısa film çektim. Açıkçası en az 30 saat harcadım. Bu da bana film çekiminin ne kadar zor olduğunu öğretti. O yüzden bu film sıradan izleyiciye kıyasla beni daha fazla etkiledi. Film yürek ısıtıyor. Jack Black, Stephen King’in eski gözlüklerine benzer bir gözlük takıyor ve çok hoş bir karakteri var. Ellerinde olan imkanlarla çektikleri filmler çok hoş. Açıkçası ben seyircinin bu kadar kısa sürede çekilen ve profesyonel olmayan filmlere çok ilgi göstereceklerini zannetmiyorum. O yüzden ben bu tarz çekimlerdense uzun süren bir çekim ve uzun süren bir montajdan yanayım (şahsen ben kısa filmimde öyle yaptım). Ama bilmiyorum bu yaz birkaç film daha çekmeyi düşünüyorum ve blogdaki yorumlardan (olursa tabii) yararlanmayı düşünüyorum. İlk fırsatta da kısa filmimi buraya koyacağım. Bu ilk film yazımdı. Buraları okuduğunuza göre sonuna kadar okumuşsunuz demektir. O yüzden çok teşekkür ediyorum.